AKİT MENÜ

Gündem

Bağımlılık insanımızı harcıyor!

Temiz Toplum Derneği Genel Başkanı Bilal Ay, bağımlılık problemine ilişkin gazetemize yaptığı açıklamada, cinayetlerin yüzde 60’ı, saldırıların yüzde 40’ı, tecavüzlerin yüzde 33’ünün alkol ve madde kullanımıyla doğrudan bağlantılı olduğunu belirterek, “Bağımlılık insanımızı harcıyor. Bağımlılıkla mücadele zamanımızı, enerjimizi ve kaynaklarımızı harcıyor” ifadelerini kulandı.

Türkiye’nin en önemli sorunlarından birisi uyuşturucu bağımlılığı. Ülkenin her yerinden acı haberler geliyor. Köylere kadar inen bu bağımlılıkla ilgili devletin acil önlemler alması gerekiyor. Nesillerin ifsadına sebep olan bağımlılıklarla ilgili İslami çevreler başta olmak üzere bütün camiaların da sivil çalışmalar yürütmesi elzem hale gelmiştir. Bağımlılıklarla mücadele eden Temiz Toplum Derneği Genel Başkanı Bilal Ay ile bağımsızlığımızı bile etkileyecek hale gelen bağımlılık problemini ve çözüm yollarını konuştuk.

26 milyon kişi bağımlı

Türkiye’de bağımlılık hangi alanlarda daha çok var?

- Ülkemiz, maalesef bağımlılık konusunda ciddi bir problemle karşı karşıya. Bugün, Türkiye’de 26 milyon civarında bağımlı mevcut. Hem kendi saha çalışmalarımız hem de yapılan çeşitli araştırmalardan gördük ki ülkemizde, 2 milyon uyuşturucu, 3 milyon teknoloji, 2 milyon sanal kumar, 2 milyon alkol bağımlısı var. Buna 17 milyon sigarayı da eklediğimizde sayı 26 milyonu buluyor. Tabii ki bunun içinde mükerrer yani birden fazla bağımlılığın tek kişide görüldüğü durumlarda var. Örneği, uyuşturucu kullananların yüzde 57’si aynı zamanda alkol de kullanıyor. Özetle her ailede bir bağımlı var desek, abartılı bir tespitte bulunmuş olmayız.

Gençlerimiz kandırılıyor

Uyuşturucu bağımlılığının artmasının sebepleri nelerdir?

- Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı’nın 2018 yılında yayınlanan “Genel Nüfusta Tütün, Alkol ve Madde Kullanımına Yönelik Tutum ve Davranış” başlıklı araştırmasına göre, Türkiye nüfusunun yüzde 3,1’i hayatında en az bir kere uyuşturucu kullanmış. Bunu nüfusa genellediğimizde 2,5 milyon civarında bir rakamla karşılaşıyoruz. Uyuşturucu kullanımının artmasının pek çok gerekçesi var maalesef. Ama ana etken arkadaş etkisi diyebiliriz. Ekonomik şartlar, ailevi problemler de hiç azımsanmayacak kadar etkili bu süreçte.  Merak, arkadaş baskısı, olgunlaşacağını düşünmek, kendine güvensizlik, düzensiz aile yapısı gibi gerekçeler, gençleri uyuşturucuya itiyor. Şimdi bir bağımlı düşünün. Bir şekilde bu illete kapıldı. Eğer ki maddi durumu iyi değil ise karşısına iki seçenek çıkıyor. Bunlardan birisi hırsızlık yapmak ötekisi ise torbacı olmak. Torbacı olan bağımlının da ilk hedefi genellikle en yakın arkadaş oluyor. En yakınınıza en çok güvenirsiniz ama bu istismar edilebiliyor. Tabii sadece böyle bir süreç değil. Gençlerimiz kandırılıyorlar da. Örneğin sivilcelerine iyi gelir diye uyuşturucu verebiliyorlar. Zayıflatır diye yine aynı şeyi yapabiliyorlar. Zehir tacirleri, değme reklamcılara taş çıkartacak yöntemler kullanıyor. Yine bir örnek olarak İstanbul’da bir cafenin bitki çaylarına sıvı uyuşturucu karıştırdığı belirtilebilir. Başı ağrıyan bir öğrencimize, sadece ağrı kesici diye bile bunlar verilebiliyor. Bu uyuşturucuların ki onlara zehir demek daha doğru, bazıları, özellikle sentetik uyuşturucular zaten tek kullanımda bağımlılık da yapıyor. Bütün bunları alt alta yazdığımızda ise, bağımlılık adeta bir kartopu misali büyüyor. Eğer önlem almazsak, bir çığ olacak ve milletçe altında kalacağız. Öte yandan lise öğrencileri üzerinde yapılan bir araştırmada, öğrencilerin bağımlılık hakkında yeterli bilgiye sahip olmadıkları görülüyor. İşin bir de aileler boyutu var. Çocuğuyla ilgilenmeyen bir aile, evladının bağımlı olduğunu 1,5-2 sene sonra ancak anlayabiliyor.

Anne babalar evlatlarına sarılsın

Aileler hangi konularda dikkatli olmalı?

- Aileler dikkatli olmalı. Çocuklarıyla iletişim halinde olmalılar. Onları sevmeleri yetmez, sevdiklerini evlatlarına hissettirmek zorundalar. En azından akşam yemeklerinde dahi olsa, bir araya gelmeliler ki çocuklarında bir değişiklik olup olmadığını gözlemleyebilsinler. Çocuklarının arkadaş çevrelerinde bir değişiklik oldu ise dikkatli olmalılar. Çocukları gerekli gereksiz parfüm kullanıyorsa dikkatli olmalılar. Çocuklarının gözleri kızarıyorsa dikkatli olmalılar. Ceplerini kontrol etsinler. Tütün ya da tütüne benzer parçacıklar görüyorlarsa dikkatli olmalılar. Her uyuşturucunun göstermiş olduğu belirti farklı olabiliyor. Bu yüzden pek çok parametre ile dikkat etmek durumundalar. Bunu da ancak sağlam bir iletişim ile yapabilirler. Anne babalar evlatlarına sarılsın. Eğer onlar sarılmaz ise sokakta sarılmayı bekleyen çok fazla kötü niyetli insan var.

Bir de bağımlı aileleri var. Onlar da şunu asla akıllarından çıkartmasınlar. Çocuğunuz hasta. Bir hastaya nasıl davranıyorlar ise ona da öyle davransınlar. Ona uyuşturucunun zararlarını anlatmasınlar. Evlatlarını tedavi için cesaretlendirsinler. Ona yanında olduklarını hissettirsinler. Birlikte bu illetle mücadele etsinler ve asla moral bozukluğu ve ümitsizliğe kapılmasınlar. Mücadeleye hep devam etsinler. Çünkü her deneme tedavinin başarı oranını arttıran bir etken.

Bu mesele sadece devlet eliyle çözülecek konu değil

Uyuşturucuyla mücadelede devlet nasıl bir politika izlemeli?

- Uyuşturucu ile mücadelenin pek çok ayağı var. Genelde ilk akla gelen Emniyet Teşkilatının yaptığı mücadele. Bu alanda başarılıyız. Ancak mücadeleyi sadece bu alanda bırakırsak asla başarılı olamayız. Bu meselenin arz kısmı. Bunu elimizden geldiğince engelliyoruz ancak talep ortadan kalkmadıkça arz kendisine bir şekilde yer açıyor. Başka başka yöntemler buluyor. İnterneti kullanıyorlar, kargoyu kullanıyorlar. Bugün mesela koronavirüs salgınını yaşadığımız günlerde dezenfektan kutularını kullanıyorlar. Bugün İçişleri Bakanlığı ne kadar bu işle mücadele ediyorsa Milli Eğitim Bakanlığı da mücadele etmeli. Sağlık Bakanlığı da etmeli. Bir şey yapmıyorlar diyemem ama yeterli değil. Öte yandan bu mesele sadece devlet eliyle çözülecek bir konu da değil. Devlet kadar STK’lar da, medya da, aileler de, öğretmenler de bu işin içinde aktif bir şekilde olmalı. Hem tuzağa düşenlerin kurtarılması hem de gençlerimizin bu tuzağa hiç düşmemeleri için bir savunma hattı oluşturmak adına mücadele etmeliler. Mücadele etmeleri de yetmez birlikte mücadele etmeliler! Biz Temiz Toplum Hareketi olarak şunu düşünüyoruz. Eğer ki, 1 gencimiz bile bu illete kapılıyor ise, uyuşturucu ile mücadelede başarıdan söz etmeyelim. Evet yüksek bir çıta ama insanımızın değeri kadar yüksek değil.

Uyuşturucu bağımlısı olanlar nasıl bir tedavi görüyor?

- Bu konuda devletin AMATEM ve ÇEMATEM’leri var. ÇEMATEM’ler 18 yaş altına hizmet veriyor. Buralarda ayaktan ve yatarak tedavi imkanları sunuluyor. Açık konuşmak gerekirse bu konuda ayaktan tedavi ile başarılı olma ihtimali neredeyse sıfır. Öte yandan bazı özel merkezler var. Maalesef bunlar içerisinde art niyetliler de var. İnsanlarımızın umudunu ve paralarını sömürebiliyorlar. Ailelerin bunlara karşı da dikkatli olması gerekiyor. Bu noktada, Türkiye’de tedavi noktasında bir paradigma değişikliğine ihtiyaç duyulduğunu ifade etmek istiyorum. Artık yeni yöntemlere devletimiz kapı aralamalı. Biz Dernek olarak bu konuda ARGE çalışmaları yürüttük. Tedavide başarı oranını yüzde 65-70’lere çıkartan bir metodu keşfettik. Pandemi sürecinin sonunda bunu Sağlık Bakanlığımızla da paylaşacağız.

Bir bağımlı yeni bağımlılar doğuruyor

Ülkemizde gelecekte hangi tehlikeler bekliyor?

- Gençlerimiz bağımlılık tehdidi ile karşı karşıya oldukları sürece, ülkemizi bekleyen tehlikeleri tam olarak öngöremeyiz bile. Bugünkü tabloya baktığımızda da bağımlılığın büyüdüğünü görüyoruz. Bağımlı bir birey kendisine zarar veriyor. Ailesine zarar veriyor. Topluma zarar veriyor. Bugün genel olarak cinayetlerin yüzde 60’ı, saldırıların yüzde 40’ı, tecavüzlerin yüzde 33’ü alkol ve madde kullanımıyla doğrudan bağlantılı. Böyle bir rakam ortada iken, bağımlılık sayıları artıyor iken gelecekten, parlak bir gelecekten bahsetmek mümkün mü? Bağımlılık insanımızı harcıyor. Bağımlılıkla mücadele zamanımızı, enerjimizi ve kaynaklarımızı harcıyor. Gençlerimize, eğitime, kalkınmaya harcayacağımız zaman, enerji ve parayı bir olumsuzluğu bertaraf edebilmek adına harcıyoruz. Bu da ülkemizin daha güçlü bir ülke olmasının önünde bir engel olarak duruyor. Diğer açıdan bakarsak da, bir bağımlı yeni bağımlılar doğuruyor. Bir bağımlılık başka bağımlılıklara kapı aralıyor. Zaten bir ailede bağımlı var ise risk 2 kat artıyor. Bu tablonun önünü alamazsak, gelecekte çok daha vahim bir tablo bizleri bekliyor.

“İstanbul Sözleşmesi ve şans oyunları konusunda çalışmalar yürütüyoruz”

Siz dernek olarak neler yapıyorsunuz?

- Biz dernek olarak birçok çalışma yürütmeye gayret ediyoruz. Esas itibariyle önleyici çalışmalar noktasında faaliyetler göstererek başladık. Ancak zaman içerisinde tedavi noktasında da araştırmalar yapmak durumunda kaldık. Çünkü, hem gelen talepler hem de mevcut tablo bizi buna itti. Önleyici tedbirler noktasında, okullara, derneklere gidiyor konferanslar düzenliyoruz. Kim çağırmış diye bakmadan bilabedel gidiyoruz. Bir kişiyi bu illetten kurtarabilir miyiz? Bir kişinin elinden tutabilir miyiz ümidiyle bu çalışmaları gerçekleştiriyoruz. Sizin de yaptığınız gibi basın çalışmaları gerçekleştiriyoruz. Medya üstünden insanlarımıza ulaşmaya gayret ediyoruz. Güçlü Aile Mutlu Türkiye, Sokaktan Olimpiyatlara, Temiz Mikrofon projelerimizi hazırladık. İlgili bakanlıklarımıza başvuracağız. Bu konuda insanlarımızı bilinçlendirecek kitap, broşür gibi basılı ya da sosyal mecralarda kullanılmak üzere dijital materyaller hazırlıyoruz. Pandemi sürecinde durmamak adına herkes gibi biz de online seminerlere ağırlık verdik. Gerek online gerekse normal olarak binden fazla konferans ve seminer etkinliğimiz oldu. Dernek olarak sofra hareketi başlattık. Ailelerin günde en azından akşam yemeklerinde bir araya gelmelerini hedefliyoruz. Teknoloji bağımlılığı üzerine de çalışıyoruz. Bu noktada teknoloji sepeti önerimiz var. Herkesin eve geldiğinde telefonlarını bir sepete bıraktığı ve bir uygulama. Bunun bir benzerinin de Milli Eğitim Bakanlığımız tarafından okullarda uygulanmaya başladığını gördük. O da bizi mutlu etti.

Yine İstanbul Sözleşmesi ve şans oyunları konusunda da dernek olarak çalışmalar yürüttük ve yürütüyoruz. Yeri gelmiş iken, bu sözleşmenin kaldırılmış olmasını da olumlu bulduğumuzu ifade etmek istiyorum.

Tabii ARGE çalışmaları da yürütüyoruz. Bu hem mevcut tabloyu görmek hem de mücadele gücümüzü arttırmak adına faydalı oluyor. Zaman zaman bunları kamuoyuyla da paylaşıyoruz. Az evvel tedavi noktasındaki çalışmalarımızdan bahsettim. Herhalde en değerlisi de o.

Toplumun bilinçlenmesi için neler yapılmalı?

Bu noktada Milli Eğitim Bakanlığımıza, STK’lara, medyaya büyük görev düşüyor. Milli Eğitim Bakanlığımız bu noktada okullarda bir ders dahi koyabilir. Çünkü geldiğimiz nokta, çocuklarımızın aklına bunu hiç sokmayalım noktasını çoktan geçti. Medyada bilinçlendirici program ve yayınların sayıları artmalı. Bunun sadece bir felaket olduğu yönünde haberler yapmak yetmez. Nasıl korunmalı? Evlatlarımızın bu belaya düştüğünü nasıl anlarız? Nasıl bundan korunabiliriz noktasında yayınlar yapılmalı. Burada bir sansürden söz etmiyorum ancak kötü rol modelleri noktasında RTÜK artık inisiyatif almalı. Tabii ki STK’larımız. Ülkemiz bu konuda çok zengin. Vakıf Medeniyeti’nin bakiyesi bir ülkede yaşıyoruz. Bu noktada her STK’nin gündemine bu konu bir şekilde girmeli. Bir şekilde bunu sağlayabilir isek, mücadele gücümüzün ciddi oranda artacağını ifade etmek istiyorum.

Temiz Toplum Hareketi olarak da herkese bu konuda elimizden gelen yardımı yapmak istediğimizi de sizin aracılığınız ile belirtmek istiyorum.

Herkese kapımız da gönlümüz de açık

Eklemek istediklerinizi alabilir miyiz?

- Uyuşturucu bağımlılığı zor bir süreç. Bu süreçte güçlü kalmak gerekiyor. Bağımlıya destek olmak gerekiyor. Onu dışlamamak gerekiyor. Temiz Toplum Derneği olarak, bağımlılıkla mücadele eden birisine ya da ailesine verdiğimiz en büyük tavsiye asla vazgeçme oluyor. Biz, her konuda bağımlılara, ailelerine ya da başka derneklere destek vermeye hazırız. Son olarak sizin aracılığınız ile bizi duyan herkese çağrıda bulunmak istiyorum. Dernek olarak herkese kapımız da gönlümüz de açık. Gelsinler, 1 milyon hedefi ile yola çıktığımız Temiz Toplum Gönüllüleri kervanına katılsınlar. Bu illetle beraber mücadele edelim.

Yorumlara Git

Hamaney’den intikam yemini: ‘Yakın zamanda…’

Bakan Mustafa Çiftçi’den acı haber! 1 askerimiz şehit oldu

Hakkında yakalama kararı var: Hüseyin Can Güner'in nerede olduğu ortaya çıktı

Akım öyle değil böyle olur! Kur’an kursuna çocuk akını

Boykot markalar Türkiye'de imparatorluk kurdu!