Gündem
Yunanistan Lozan’ı delik deşik etti
İçimizdeki Batı aşığı emekli amiraller, monşer takımı ve zillet ittifakının bileşenleri “Tarihi zafer” olarak nitelendirdikleri Lozan Antlaşması’nı kutsamaya devam ederken, Yunanistan Lozan’ı hallaç pamuğu gibi atıyor.
Yavuz Selim İstanbul
İstiklalimizi ve bekamızı kahraman şehitlerimizin destansı mücadele azmine değil de 1923’teki Lozan Antlaşması’na bağlayan emekli amiraller, monşer takımı ve Zillet İttifakı Lozan Antlaşması’nı kutsamaya devam ederken, Yunanistan ise Lozan’ı hallaç pamuğu gibi silkeliyor. Son olarak Lozan’a aykırı biçimde Batı Trakya’da başmüftü atamaya kalkışan Yunanistan, tarih boyunca; Ege Adaları’ndaki hakimiyet, silahsızlanma, Batı Trakya’da dini lider seçimi, eğitim, nüfus, kıta sahanlığı ve vakıflar konusunda defalarca kez Lozan’ı ihlal etti. 1936 yılındaki Montro Sözleşmesi’yle birlikte Lozan’ın boğazları içeren maddesi tamamen çöp oldu.
24 Temmuz 1923’te Türkiye, İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya ve Sırbistan, Hırvatistan ve Slovenya (Yugoslavya) tarafından imzalanan Lozan Barış Antlaşması, en çok Türkiye ile Yunanistan’ı etkiliyor. Batı Trakya Türkleri’nin hakları gibi mühim hususların kayıt altına alındığı anlaşma, birçok yönüyle kadük kaldı. 97 yılda delik deşik bir milletlerarası anlaşma hüviyetine bürünen Lozan Antlaşması’nın defalarca kez ihlal edilen maddeleri şunlar:
Adalar silah üssü gibi
Lozan’ın 13’üncü maddesi gereği Ege adalarında deniz üssü ve hiçbir istihkâm kurulamıyor. Ancak Yunanistan, Ege’deki 23 adanın 18’ini silahlandırılarak cephanelik durumuna getirdi. Yunanistan’ın, adalardaki toplam asker mevcudu 50 ila 100 bin arasında.
Lozan ve Paris antlaşmasıyla silahtan ve askerden arındırılan Limni, Sakız, Sisam ve İstanköy adaları 1960’lı yıllardan sonra Yunanistan tarafından silahlandırılmaya başlandı. Son yıllarda bu adalar mekanize birliklerin kışlası haline dönüştürüldü. Yunanistan, 2020’de Antalya'nın Kaş ilçesinin tam karşısında yer alanMeis Adası’na turistik feribotlarla tam teçhizatlı asker sevk etti. Atina, Lozan Antlaşması’na göre “gayri askeri statü”de bulunan Sakız, Semadirek, Sisam ve Limni gibi adalarına asker çıkardı.
Yunanistan’ın Lozan’ı yok sayarak silahlandırdığı Ege Adaları şunlar:
Boğazönü Adaları (Kuzey Ege Adaları): Semadirek, Limni, Taşoz, Bozbaba
Saruhan Adaları (Doğu Ege Adaları): Midilli, Sakız, Sisam, Ahikerya, İpsara
Menteşe Adaları: İstanbulya, Rodos, Herke, Kerpe, Kaşot, İlyaki, İncirli, Kelemez, Leryos, Batnaz, İlipsi, Sömbeki, İstanköy, ve Meis.
Karasu ihlali
Lozan 6’ıncı maddesine göre deniz sınırları, kıyıdan 3 milden aşağı uzaklıktaki ada ve adacıkları kapsar.Yunanistan ise karasularını 3 milden 6 mile çıkararak ve kendisine ait olmayan adalarda egemenlik dışı faaliyetlerde bulunarak Lozan'ı ihlal ediyor.Yunanistan, İzmir, Aydın ve Muğla sınırlarındaki Keçi Adası, Eşek adası gibi 17 ada ve bir kayalıkta da hukuksuz olarak varlık gösteriyor.
Azınlık hakları Lozan masasında kaldı
Lozan’ın 40. Maddesi azınlıklara dinî ve sosyal kurumlar, her türlü okullar ve benzer öğretim ve eğitim kurumları kurma, yönetme ile denetleme hakkı veriyor. Yunanistan son 25 yıldır Batı Trakya Türk azınlığına ait okulların faaliyetini, ülkedeki tasarruf tedbirleri ve öğrenci sayılarının yetersizliği bahanesiyle, azınlığa danışmadan kapattı.25 yıl önce 231 olan Türk Azınlık ilkokullarının sayısı günümüzde 107’ye düştü.
Eğitim dili hususunda da Lozan çiğnendi. Yunanistan, 2006 yılında anaokuluna gitmeyi zorunlu hale getirdi. Anaokuluna gitmeyen çocuklar ilkokullara kaydedilmiyor. Anaokullarında eğitim dilinin Yunanca olması sebebiyle Türkler bu okullara çocuklarını göndermek istemiyor. Lozan’a göre çift dilli eğitim olması gerekirken Yunanistan Lozan’a göre hareket etmiyor.
Encümen Heyeti'nde bile Lozan ihlali
1923 Lozan Antlaşması’na göre Yunanistan, Batı Trakya’daki Türk azınlık okullarının idare ve eğitim kadrosuna müdahale etme hakkına sahip değil. Yunan, Batı Trakya’daki Gümülcine ve İskeçe’de bulunan medreselere Encümen Heyeti atamaları yapıyor. Encümen Heyetlerindeki Genel Sekreterlik görevlerine de hem Gümülcine'de hem de İskeçe’de Hristiyan Yunan vatandaşlarını atıyor.
Vakıf hakları da gasp
Lozan Barış Antlaşması’nın 40-42. maddelerine göre, Türk azınlık, her türlü hayır kurumlarıyla dinsel ve toplumsal kurumları kurma, yönetme, denetleme hakkına sahip. Ancak Yunanistan, dini vakıf idarecilerinin atamasını devlet olarak yapıyor. Vakıf gelirleri vakıflara harcanmıyor. Türkler vakıf yöneticilerini kendisi seçemiyor. Adında ‘Türk’ ibaresi geçen STK’lara izin verilmiyor.
Vakıf malları, Osmanlı mirası yapılar gibi yeterli derecede korunmuyor. Batı Trakya ve Yunanistan’ın diğer bölgelerindeki Osmanlı mirası tarihi yapılar çoğunlukla tahrip edilmiş durumda. Bu yapıların çoğunun mülkiyeti, istimlâk yoluyla devletin elinde bulunuyor. Bir kısmı ise devlet tarafından satılarak özel mülkiyet haline getirildi.
Türk nüfusu erittiler
Lozan Antlaşması’nın 45. maddesi, Yunanistan topraklarında bulunan Müslüman Azınlığa geniş nüfus imkanları tanıyor. Ancak Lozan anlaşmasının imzalandığı tarihlerde Batı Trakya'nın yüzde 85’i Türk, geri kalanını Yunanlılar oluştururken şimdi rakamlar tam tersi. 1955 ile 1998 yılları arasında yaklaşık 60 bin Batı Trakya Türk’ü basit sebeplerle vatandaşlıktan çıkarıldı.
Müftü konusunda bile Lozan'ı deldiler
Lozan ve Atina Anlaşmasına göre müftüler, kendi görev çevrelerindeki Müslümanlar tarafından seçilecek ve müftüleri denetleyecek bir Başmüftü görev yapacaktı. Müftülerin seçimle işbaşına gelmesine dair hüküm yerine, 1920’den sonra Gümülcine, İskeçe ve Dedeağaç’ta görev yapan müftüler, Atina tarafından atandılar. Başmüftü ise bu zamana kadar atanmazken, Yunanistan bu makama da devlet nezdinde atama yapmaya kalkışarak Lozan’ı çiğniyor.
Bir yanda devlet tarafından atanmış ve devlet memuru statüsünde olan atanmış müftüler, diğer tarafta ise cemaat tarafından seçilmiş müftüler, ikili yapı oluşturuyor. Seçilmiş müftüler, bugün yalnızca dini lider olarak görev yapıyorlar. Hukuki yetkilerini ise kullanamıyorlar.
____________________________
Montrö ile çöp oldu
1936’da yürürlüğe giren Montrö Boğazlar Sözleşmesi ise Lozan’ın boğazları içeren 23’üncü maddesini tamamen ilga ederek Lozan’ı kısmen kadük duruma düşürmüştü.
____________________________
Lozan Yunan için sakız
Lozan’ın 37, 38, 39 ve 40. maddeleri azınlık haklarını içeriyor. Yunanistan’da resmi örgüt adlarında ‘Türk’ kelimesi Lozan’a rağmen yasak. Türk bölgelerine altyapı yatırımı yapılmıyor, Türklerin devlet dairelerinde yükselmesine izin verilmiyor, Türk okullarındaki eğitim kalitesi düşük tutuluyor. Seçilmiş müftüler hapse atılıyor. Yanlış şekilde bir Yunanistan’a teslim ettiğimiz Ege adalarındaki haklar konusunda da Atina, defalarca ihlallerde bulunarak Lozan’ı sakız gibi çiğniyor.