AKİT MENÜ

Gündem

Kudüs için birer Selahaddin Eyyubi olmalıyız

Araştırmacı Yazar Nurettin Taşkesen, Kudüs’ün kurtuluşuna ilişkin Akit’e yaptığı açıklamada, “Bir Selahaddin Eyyubi çıkmalı ve Kudüs’ü işgalden kurtarmalı” demiyorum. Çünkü bu neme lazımcılık ve kolaycılığa kaçmaktır. Hepimiz birer Selahaddin Eyyubi olmalıyız. Daha doğrusu onun ordusuna layık birer asker olmalıyız” dedi.

Kudüs’te işgalci Siyonistlerin zulümleri had safhaya ulaşmış durumda. Evleri gasp edilen Müslümanlara mübarek Ramazan ayında insanlık dışı işkenceler yapılıyor. Ayrıca fanatik Yahudilerin İsrail devletinin desteğiyle Mescid-i Aksa’ya kirli baskınları devam ediyor. Ümmetin ortak davası Kudüs’ü bir avuç Filistinli Müslümanın omzuna bırakmamak gerektiğini hepimiz biliyoruz. Peki Kudüs için neler yapılabilir, neler yapmalıyız? Kudüs üzerine nitelikli eserler kaleme alan Araştırmacı Yazar Nurettin Taşkesen ile Kudüs üzerine konuştuk.

ABD Başkanı Biden’e siyonist mesaj

Öncelikle Kudüs’te yaşanan sıcak gelişmelerle ilgili düşüncelerinizi alabilir miyiz?

- Kudüs’te yaşanan son olaylar, Siyonist zulmünün sınır tanımadığını ve artık sebepsiz yere pervasızca Mescidi Aksa’ya saldırdığını gösteriyor. Netanyahu’nun eski ABD Başkanı Trump’tan aldığı cesaretle yaptığı zulümlere yenileri ekleniyor. Mübarek günlerde yapılan bu saldırı ile ABD Başkanı Biden’e mesaj verilerek Siyonist politikanın değişmediği gösterilmeye çalışılıyor. İşgalci yönetim, 73 yıllık baskı, yıldırma ve zulüm politikasını artırarak devam ediyor. İslam Alemi’nin sabrını test ederek, her defasında zulüm çıtasını biraz daha yükseltiyor.

“Türkiye’ye bir kurtarıcı gözüyle bakıyorlar"

Kudüslü Müslümanların Türkiye ve Türklerden beklentileri nelerdir?

- Kudüs’ü 400 sene boyunca barış ve huzur içinde idare eden milletimize karşı, orada çok büyük bir sevgi ve minnettarlık olduğunu gözlerimle gördüm. Fakat Türklere ve Türk bayrağına karşı duyulan bu gerçek sevginin arkasında büyük bir beklenti olduğunu da ifade etmeliyim. Bu mazlum ve mağdur insanlar, yüzyıllarca bütün dünya Müslümanlarının hamisi olan Osmanlı’nın mirasını devralan Türkiye’ye bir kurtarıcı gözüyle bakıyorlar. “Neredesiniz, ne zaman geleceksiniz, bu zalimlere hadlerini ne zaman bildireceksiniz?” soruları hem gözlerinden okunuyor hem dillerinden dökülüyor. 

Osmanlı ve Osmanlı’dan önce Kudüs’te barış nasıl sağlanmıştır?

- Kudüs, yüzyıllar boyu huzur, barış ve esenlik beldesi olmuştur. Peygamberimiz’in (s.a.v.) vefatından sadece 5 sene sonra Hz. Ömer’in gönderdiği kumandan Ubeyde bin Cerrah, Kudüs’ü fethetmişti. Hazreti Ömer buraya geldiğinde Patrik Sofranyus’un teklifine rağmen Kıyamet (Kamame) Kilisesi’nde namaz kılmamış, Hıristiyan ve Musevilerin dinî inançlarını, can ve mal güvenliklerini bir Emanname ile garanti altına almıştı. Bu iki dinin mensupları asırlarca İslam devletlerinin idaresi altında huzur içinde yaşamışlardı. Birinci Haçlı Seferi ile yapılan katliam ve zulümden sonra 88 yıl işgal altında kalan Kudüs’te, ikinci fatih Selahaddin Eyyubi tekrar barış ve huzuru sağladı. Aynen Hz. Ömer gibi diğer dinlerin mensuplarına güvenlik ve hürriyet verdi.

Yavuz Sultan Selim Han ise, Kudüs’ü Osmanlı’nın güçlü ve şefkatli himayesine aldı. Aynı zamanda halife olan Osmanlı padişahları 400 sene boyunca Harameyni Şerifeyn olan Mekke ve Medine ile birlikte bu kutsal beldenin hadimi oldular. Kanuni Sultan Süleyman, Kudüs surlarını yaptırırken Babü Halil (Yafa Kapısı) üzerine koydurduğu kitabeye şöyle yazdırdı: “La ilahe İllallah, İbrahim Halilullah” (Allah’tan başka ilah yoktur, Hazreti İbrahim (a.s.) Allah’ın dostudur.) Bu mermer kitabe Osmanlı’nın, peygamberlerin atası sayılan Hazreti İbrahim’in (a.s.) şahsında, engin hoşgörü, adalet ve hürriyet kavramlarına verdiği değerin bir nişanesidir.

Osmanlı Kudüs’ten nasıl çekildi? Kudüs’ü nasıl kaybettik?

- 400 sene koruduğumuz Kudüs’ü 40 günde nasıl kaybettik? Bu sorunun cevabını ben ancak 300 sayfalık bir kitapta verebildim: Yüzyıllık Hasret Kudüs 1917. Kısaca söylemek gerekirse, Birinci Dünya Savaşı’nın o sıkıntılı zamanında birbiri ardına yapılan hatalar ve düşmanların sinsi planları Kudüs’ün, Filistin’in ve bütün Ortadoğu’nun elimizden çıkmasına sebep oldu. Bugün dökülen kan ve gözyaşının temelinde 9 Aralık 1917’deki İngiliz işgali vardır.

Kudüs’ü kaybetmemizin sebeplerine gelince, başta İttihat ve Terakki’nin ve üç paşaların siyasi, askeri ve stratejik hatalarını saymak gerekiyor.

İkinci olarak Alman generallere fazla güvenmemiz ve onların ordumuzu yanlış idare etmeleri önemli bir etken.

Üçüncüsü ise pek bilinmeyen gizli ve amatör bir Yahudi örgütünün yaptığı casusluk. Nili adlı bu istihbarat örgütü, Osmanlı vatandaşı olan Yahudi gençleri tarafından kuruldu. Elde edilen bütün askeri ve stratejik bilgiler Kahire’deki İngiliz karargahına ulaştırıldı. Mağrur İngiliz generali Allenby bu bilgiler sayesinde Kudüs’ü ve Filistin’i kolay bir şekilde işgal etti. Osmanlı Ordusu çok güçlü bir savunma yapabileceği Kudüs’ten, Alman Generali Falkenhayn’ın emriyle bir gecede çekildi. İngilizlerin önderliğindeki son Haçlılar ellerini kollarını sallayarak Yafa Kapısından Kudüs’e girdiler.

Tüm bu işgal girişimleri kapsamında bir de Mescid-i Aksa’nın altının oyulduğu söyleniyor. Bu doğru mu?

- Evet maddi anlamda Mescidi Aksa’nın altının oyulduğu doğru. Ama ondan daha önemlisi Kudüs ve Filistin davasının altı oyulmaktadır. Son yıllarda Türkiye ve birkaç ülke dışında Kudüs’e sahip çıkan İslam ülkesi neredeyse kalmadı. Siyasi ve ekonomik sebeplerle oluşturulan cepheleşme Müslümanları ikiye böldü. ABD’nin ileri sürdüğü “Yüzyılın Anlaşması” adı altındaki kaos planı, birçok İslam ülkesi tarafından destekleniyor. Kudüs ve Filistin meselesinde asıl problem Müslümanların birlik olamayışından kaynaklanıyor.

Kudüs’ü Müslümanlar neden daha sık ziyaret etmeli?

- Üç sene önce verilen bilgide, Kudüs’ü senede 500 bin Hıristiyan ziyaret ediyordu. Kudüs’e giden Müslümanların sayısı ise 25 bin civarındaydı. Kudüslü Müslümanların ifadesiyle bu ziyaretler onlara manevi bir destek, Siyoniste ise gözdağı anlamını taşıyor. Müslümanların Kudüs ziyareti Hıristiyanların rakamına ulaşırsa, çok şeyin değişeceğine inanıyorum.

“Selahaddin Eyyubi bize Özgür Kudüs’ün şifrelerini veriyor”

Kudüs deyince aklımıza onlarca öncü isim gelir. Ama içlerinden üç tanesinin yeri apayrıdır. Sizin de Kudüs ziyaretlerinizde ve yazılarınızda özel olarak andığınız Emir el-Mü’minin Hz. Ömer bu isimlerin başında gelir. Sonra Nureddin Zengi ve Kudüs’ün 2. Fatihi Salahaddin Eyyubi. Bu isimlerin bize bıraktığı miras nedir?

- Kudüs Fatihi Hz. Ömer’in çok müstesna bir yeri vardır. Bizzat Medine’den kalkıp Kudüs’e gelmiş ve dünyanın ilk insan hakları beyannamesi sayılan “Emanname” ile Hıristiyan ve Yahudiler can ve mal emniyeti, din ve ibadet hürriyeti sağlamıştır.  Nureddin Zengi Kudüs fethinin manevi mimarıdır. Hayatını bu yola adamış, ama fetih Selahaddin Eyyubi’ye nasip olmuştur.

İkinci fatih Selahaddin Eyyubi ise bize özgür Kudüs’ün şifrelerini vermektedir. Onun yaşadığı zamandaki İslam dünyasının durumu tıpkı günümüzdeki gibiydi. İslam Birliği’ni kurması, ümmette güçlü bir Kudüs şuuru oluşturması ve hayatını fetih uğruna harcaması bize en güzel örnektir.

“Kudüs Filistin’dir"

Kudüs’te Doğu ve Batı Kudüs şeklinde bir ayırım söz konusu. Bu ayrımın nedeni ve Müslümanlar açısından sonuçları nelerdir?

- Kudüs’ün doğusu, batısı, kuzeyi, güneyi her tarafı Kudüs’tür, Filistin’dir. Bütün Filistin Müslümanlarındır. Yahudiler sonradan gelip buraları işgal etmiş ve Filistinlileri kendi ülkelerinden ve topraklarından sürmüşlerdir. Nekbe Büyük Felaket 15 Mayıs 1948’de başlamıştır. Komşu ülkelere dağılan 750 bin Filistinlinin nüfusu şu anda 6 milyonu aşmıştır. Bu mülteciler sıkıntı ve sefalet içinde yaşamaktadırlar.  Kudüs, Siyonistler tarafından 1948’de işgal edilirken kadim şehir Doğu Kudüs (sur içi) Ürdün’ün idaresinde kalmıştı. 1967 savaşında İsrail burayı da işgal etti. BM kararlarına rağmen uluslararası hukuka aykırı bu işgal hâlâ sürmektedir. Bu yüzden ilk etapta Siyonistlerin Doğu Kudüs’ü terk etmeleri büyük bir rahatlama sağlayacaktır. Ama ABD, Kudüs’ü İsrail’in başkenti kabul ederek bu barış şansını tamamen baltalamıştır.

Yorumlara Git

Türkiye'yi örnek aldılar: Bir ülke daha sapkınlık gemisinin ülkeye girişini yasakladı

Uyardılar: Trump'a suikast planı

Kim Jong-un'dan nükleer emir!

CHP'de yeni kriz patlak verdi! '100 vekille geliyoruz'

Türkiye'nin F-35 hamlesi Atina'yı karıştırdı!