AKİT MENÜ

Gündem

Komünist Çin’in Doğu Türkistan’daki zulümleri sürüyor! Ümmet Doğu Türkistan’ın çığlığını duysun

Komünist Çin’in Doğu Türkistan’da Müslüman Uygur Türklerine yönelik soykırımının durdurulması için Türkiye’nin devreye girmesinin çok önemli olduğunu belirten, Doğu Türkistan İnsan Hakları İzleme Derneği Genel Sekreteri Nurettin İzbasar, “Ümmet artık Doğu Türkistan’ın çığlığını duymalı. Çin’in işlemekte olduğu insanlığa karşı suçu engellemek için yapıcı adımlar atılmalıdır” dedi.

Doğu Türkistan’da insanlık dışı zulümler devam ediyor. Dünyanın gözleri önünde soykırım yaşanıyor. Ailelerinden haber alamayan Türkiye’deki Uygurlar adeta çırpınırcasına seslerini duyurmaya çalışıyor. Türk medyasında seslerini yeteri kadar duyuramadıklarını düşünen mazlumlar özellikle sosyal medyada aktif olmaya çalışıyor. Çin’in insan hakları ihlalleri konusunda geri adım atması için dünya kamuoyunun meseleye duyarlı olması gerekiyor. Bu hafta Doğu Türkistan İnsan Hakları İzleme Derneği Genel Sekreteri Nurettin İzbasar ile Çin’in soykırımı aşan uygulamalarını konuştuk.

Öncelikle sizi kısaca tanıyabilir miyiz efendim?

- Ben 1986 senesinde Doğu Türkistan’da doğdum, 2010 senesinde lisans eğitimimi tamamladıktan sonra lisansüstü eğitim amaçlı 2011’de Türkiye’ye geldim. 2015’te Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Tarih bölümünde yüksek lisansı bitirdim, 2016’da doktora için Sakarya Üniversitesi Tarih Bölümüne girdim. Şu an Doğu Türkistan İnsan Hakları İzleme Derneği Genel sekreterlik ve genel yayın yönetmenlik görevini yürütmekteyim.

Çok sayıda kayıp insandan haber yok

Türkiye’de Doğu Türkistan’a dair duyarlılık var, ama kamuoyu tam olarak neler yaşandığına dair bilgi alamıyor. Neler oluyor Doğu Türkistan’da?

- Çok uzağa gitmeye gerek yok. 2017 senesinden itibaren Çin yönetimi Doğu Türkistan’ın sınırlarını dünyaya kapattı. Doğu Türkistanlıların yurtdışı ile olan irtibatını bir tür suç unsuru olarak nitelendirmeye başladı, çünkü 2013’ten beri planlamakta olduğu Nazi tarzı toplama kamplarının düğmesine 2017 senesinde basılmıştı, milyonlarca insan toplama kamplarına alındı, kaybolan ve akıbetlerinden haberdar olunmayan çok sayıda insan var.  Dolayısıyla yurtdışında yaşayan Doğu Türkistanlılar memleketteki ailelerinden 2017’den beri haber alamıyor, tüm telefonlarda casusluk uygulaması var, yurt dışına çıkmış olmak ve yurtdışı ile irtibat kurmak suç olarak kabul ediliyor. İnsanlar, telefonlarında Whatsapp bulundu diye toplama kamplarına alınmış durumda, dini ibadetlerin tümü yasaklandı, Uygur kadınlar etnik Han Çinlileri ile evlenmeye zorlanmaktadır. Ebeveynlerinden herhangi bir kişi toplama kampına alındıysa çocuklar da çocuk kampına alınmaktadır. Kısacası Doğu Türkistan’da tam anlamıyla soykırım yapılmaktadır.

Çin’in bu Nazi kampları derecesindeki kampları sözde eğitim kursları olarak adlandırarak neyi saklamaya çalışıyor?

- Yaptığımız araştırmalarda Çin’in Doğu Türkistan’da toplama kampları kurma hayallerini 2013’ten itibaren kurmaya başladığını ortaya çıkarabiliyoruz. Çin bunu yaparken buraya nasıl isim koyacağı ve ne tür strateji ile bunu hem iç kamuoyundan hem dünya kamuoyundan gizli tutabileceği hakkında bazı hazırlıkları yapmış durumdaydı. Ancak suçun niteliği noktasında zincirli bir şekilde devam eden soykırım sistemi Çin’in açısından tahmin ettiğinden daha büyük bir şeyin ortaya çıktığını düşünebiliyoruz, çünkü toplama kampları sürekli büyüdü, kapatılan insan sayısı daha da arttı. Onun için buraya “meslek ve beceri edinme kursları” adını vermişler ve bunu yurtiçi medyada da aynı şekilde propaganda etmektedir. Çünkü tüm medya ve iletişim araçları tamamen Çin yönetiminin kontrolü altında olduğu için yurt içinde yaşayanların bazı durumlarla ilgili yurt dışında yaşayanlar kadar bilgisi olmuyor. Ayrıca Çin işlediği suçun uluslararası hukukta ne anlama geldiğini çok iyi bildikleri için toplama kamplarının mevcut olduğunu ilk başlarda itiraf dahi etmiyordu. Mecbur kalmadıkça geçiştirmek Çin açısından zaman kazanma bakımından önemlidir. Ülkelerin ve uluslararası basının tepkisi karşısında Çin’in sonuna kadar bu iddialarını savunacağı kesindir. Çünkü Çin’in yönetim anlayışında güç her şeyden üstündür.

Doğu Türkistan’daki Nazi Kamplarına Çin yönetimi dünyadan saklıyor. Bilgi çıkışını yasaklıyor. Özgürce haber yapılmasını engelliyor. Bu kamplara dair iddia edilen bilgileri nasıl edinebiliyorsunuz?

- Toplama kampları kurulduktan hemen sonra yurtdışından dönenlerden haber almak zor olmaya başladı, yurt dışında akrabası olanlar kendilerini arayanları bir daha aramamaları hakkında tembih etmeye başladı. Ardından aydın ve zengin insanların tutuklandıkları hakkındaki haberler gelince Doğu Türkistan’da bir şeylerin normal gitmediği endişesi ortaya çıkmaya başladı, hemen ardından Çin medyasında “meslek edindirme kursları” hakkındaki haberler gelmeye başladı. Uydu fotoğraflarından devasa arazilere bazı inşaatların hızlı bir şekilde yapılmaya başladığını görmeye başladık, 2017’nin sonlarında itibaren Kazakistan vatandaşı olan bazı Doğu Türkistan kökenli insanların kamplardan bir şekilde kurtulup Kazakistan’a geldiği ve kamplarda neler yaşandığına dair bilgiler aktarılmaya başladı. 2018’den sonra bu sayı artmaya başladı ve uluslararası basının dikkati Doğu Türkistan’a çevrildi. 2018 senesi BM Doğu Türkistan’da 1 milyondan fazla insanın toplama kamplarına alındığını duyurdu. Yurtdışında yaşayan binlerce kişi akraba ve arkadaşlarından toplama kamplarına alınanlar hakkında şahitlik videosu paylaştı. Sadece Kazakistan Atajurt İnsan Hakları teşkilatına 20,000’den fazla insan toplama kampına kapatılan akrabaları ile ilgili başvuruda bulunmuştur. Sayısı çok fazla olmasa da BBC gibi bazı uluslararası yayın kuruluşları Doğu Türkistan’a gidip gözlem yapma fırsatı buldu. Çin her ne kadar düzmece sahneler hazırladı ise de profesyonel gazeteciler, olayların farkına varan haberler yapmaya başladı, çok sayıda gazeteci kendi çabalarıyla bölgeye ulaşmış ise de toplama kamplarına dahi yaklaştırılmadı. Çok sayıda ölüm haberleri geldi. Çin’in yaptığı sıradan bir şey değil, 1 milyon 824 bin kilometrekarelik toprak üzerinde yaşayan yaklaşık 35 milyonluk halk üzerinden soykırım uygulamaya çalışmaktadır. Her ne kadar saklamak istese de saklayamaz.

Hedef, Türkleri azınlık haline düşürmek

Doğu Türkistan’a Çinliler yerleştiriliyor mu? Evlerde Çinli erkeklerin misafir edilmesi meselesi doğru mu?

- Doğu Türkistan, Çin tarafından işgal edildiğinden beri yani 1949 tarihinden bu yana sistematik bir şekilde Çinli göçmenine maruz kalmıştır. Çin Komünist partisinin Doğu Türkistan konusundaki en büyük hedeflerinden bir tanesi bölgenin demografik yapısını değiştirmek ve Türk kökenli insanları azınlık haline düşürmektir. 2017’ye kadar bunu daha çok sanayi ve tarım alanlarında Çinlileri istihdam etme yoluyla yapmaya çalıştı. Uzun yıllardan beri Çinli göçmenler için Doğu Türkistan’a yerleşmeleri için destek paketleri verilmekteydi. 2017’den sonra ise Uygurları kampa alarak boşalttıkları köylere ve evlere Çinlileri direkt olarak yerleştirmeye başladı. Uygurları ise adeta köle gibi Çinlilerin işlerini yapmak için tahsis etmiş durumdadır.

Çin, ikiz aile projesiyle ne yapmak istiyor?

- 2016 yılından itibaren Çin, Doğu Türkistan’da “ikiz aile” projesi adı altında Müslüman Uygurların evlerine Çinli erkek memurları yerleştirerek ilk etapta aile içinde sicil kaydı tutmaya başladı. Amaç insanların davranışlarını kayıt altına almak, gelecekte toplama kamplarına gidecek olanları belirlemek idi. Bu amaç doğrultusunda evlere yerleştirilen Çinli memurlar gördükleri ve hissettikleri her şeyi not aldılar ve listeler hazır olunca 2017 senesinden itibaren çoğunlukla evin erkeği ve gençleri toplama kamplarına alınmaya başladı. Ancak Çinli erkeklerin görevi henüz bitmemişti. Onlar kaldıkları ailede kalmaya devam etti. Amaç Doğu Türkistanlıların tüm mahremiyet alanlarını yok etmek, tümden yıldırmak ve yok etmektir. Namaz kılmak ya da içki içmemek Çinlilerin nezdinde aşırı düşünce kabul edildikleri için ailede kalan Çinli her geldiğinde mutlaka içki getirmekte ve aile üyelerini içki içmeye zorlamaktadır. Aile üyeleri Çinli memurun her dediğini yapmak zorundadır ve karşı çıktığı takdirde toplama kampına alınacaktır.

“Uygur Türkçesindeki ders kitapları kaldırıldı"

Eğitim alanında baskılar yapılıyor, hangi zulümler yaşanıyor?

- Doğu Türkistan’da 2005’ten beri üniversitelerde Uygur Türkçesindeki ders kitapları kaldırıldı ve derslerin Çince olması zorunlu hale getirildi. 2015’ten itibaren ise kreşlerden itibaren Çince zorunlu hale getirilmekle birlikte 2017’den sonra Türk kökenli insanların tüm kamu alanları dahil olmak üzere anadillerinde konuşmaları tamamen yasaklandı. Uygur Türkçesindeki derslik kitapları askıya alındı, eski derslik kitaplarını hazırlayan Yalkun Ruzi gibi yazarlar hapis cezasına çarptırıldı. Tüm eğitim sistemi asimilasyona yönelik yeniden düzenlendi. Çin’den eğitim düzeyi çok düşük yüzbinlerce Çinli Doğu Türkistanlıların yaşadığı köylere ilkokul öğretmeni olarak atandı. İlkokuldan liseye kadar yatılı okullar birçok bölgede zorunlu hale getirilerek çocukların aileden tamamen tecrit edilmesi gerçekleştirildi. Çin’de bile yapılmayan Çinlilik ve Çinli kültürü baskın bir şekilde tüm eğitim alanlarını hapsetmiş durumdadır.

Yorumlara Git

Deprem toplanma alanını ranta açtılar: CHP’li İBB’den 87 Milyarlık "Vur-Kaç" Planı!

Şok kayıt: Esed destekçisi mezhepçi yobazlar okusun! 'Esed kimyasal silah emrini bizzat verdi'

Kardeş Dediğin Böyle Olur: "O Bayrağı İndiren Eli Kırar, Münasip Yerine Sokarız!"

Trump'tan Kanada'ya Gazze şamarı! Mark Carney’e davet resti: Masadan kovuldun!

Milleti aldatan sahtekârların kapısına ne zaman kilit vurulacak?