Gündem
Abdurrahman Dilipak'tan Kanal İstanbul uyarısı!
Yeni Akit Youtube kanalına konuşan Gazeteci Abdurrahman Dilipak, Kanal İstanbul'a ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
This browser does not support the video element.
Taha Emre ÖZDEMİR yeniakit.com.tr
"Kanal İstanbul konusu daha uzun bir süre tartışılmaya devam edecek." diyen Dilipak, "Temelleri atılarak bir irade ortaya kondu. Kanal'ın ihalesini hangi firmanın ya da hangi ülkenin alacağını bilmiyoruz. Çin sanki daha öndeymiş gibi görünüyor. Eğer Çin bu ihaleyi alacaksa bu, Çin'in Türkiye'deki özellikle İstanbul'daki varlığının artacağı anlamına geliyor. İddiaya göre çok sayıda Çinli Türkiye'ye gelecek. Onlar da ülkemize sadece teknoloji ve sermaye getirmeyecekler. Bu projede rol alacaklar. Proje yap-işlet-devret olacağı için gelecekte işletmenin sürdürülmesi açısından ciddi bir Çinli nüfus gelecek. Yani bunun beraberinde getireceği sosyolojik sorunlar da var." ifadelerini kullandı.
'Bu durum ülkemiz için fırsata dönüşebilir'
Çin'in ülkemizi bir sıçrama alanı olarak kullanmasının bize de fırsatlar sunabileceğini belirten Abdurrahman Dilipak, "Çin'in İstanbul'daki varlığı sadece nüfus olarak kalmayacak. Çünkü Çin, Avrupa ile rekabet edebilmek için teknolojisini Türkiye'ye getirerek burada ambalajlayıp, 'Made in Turkey' olarak Avrupa'ya pazarlayabilir. Hatta bunu Türkiye'den Bulgaristan'a geçiş yapıp 'Made in Europe' olarak da yapabilir. Çin için Türkiye'deki varlıkları önemli çünkü Türkiye'de güçlü bir teknokrat kadro var. Yetişmiş mühendislerimiz var. Bunun yanı sıra ciddi bir sanayi altyapımız var. Çin'in getireceği yeni teknolojilerle ülkemizdeki imkanları birleştirdiğizde bu durum bir yandan fırsata dönüşebilir. Çünkü ülkemiz Çin için bir sıçrama tahtası olacak ama buraya yatırım yapmak zorunda kalacaklar." dedi.
'Kaynaklarımız yabancı sermayenin eline geçebilir'
Kaynaklarımızın yabancı sermayenin eline geçebileceği uyarısını yapan Dilipak, "Çin öte yandan getirdiği paralarla ekonomik zorluk yaşayan birçok fabrikayı satın alabilir. Bu da kendi kaynaklarımızın iktisadi kriz ortamında yabancı sermayenin eline geçmesi anlamına gelebilir. Yani Kanal İstanbul'u sadece bir kanaldan ibaret düşünmememiz gerekiyor.Kanal İstanbul sadece bir mühendislik hizmeti değil." şeklinde konuştu.
Ekolojik ve siyasi boyut!
"Tabii ki işin bir de ekolojik boyutu var." hatırlatması yapan Dilipak, "Kanal İstanbul çift akımlı bir yapıda olacak. Burada çift akım oluşacak mı? Yani Marmara veya Karadeniz'deki suyun tuz yoğunluğu çift akıma imkan verecek mi? Bunları da zamanı gelince göreceğiz. Kanal İstanbul'un aynı zamanda siyasi boyutu var. Burası serbest geçiş alanı olduğu için sadece Türkiye'nin iradesi ile şekillenecek uluslararası bir boğaz. Yani ülkemiz için iktisadi boyutu da var. Buradan geçen gemilerin Karadeniz'de kalma süreleri eski sözleşmeye bağlı kalsa da bu sözleşmenin geleceği de yeniden tartışma konusu olacak. Yani Montrö üzerinde tartışacağız. Bu sadece Karadeniz ülkeleri ile ilgili bir durum değil. Artık Bulgaristan bir Avrupa ülkesi. Peki Avrupa Birliği Bulgaristan üzerinden Karadeniz'de donanma bulundurabilir mi? Ya da Ukrayna NATO'ya alınacak olursa ABD, Ukrayna ile birlikte Karadeniz'de ortak deniz üssü kurabilir mi? O zaman zaten Montrö'nün fazla bir önemi kalmıyor. Yani Karadeniz'de kimin ne kadar kalacağının bir önemi de kalmıyor." dedi.
'Tarihi arka planı ile birlikte geleceğe ilişkin bir vizyon ortaya koymalıyız'
Abdurrahman Dilipak, sözlerini şöyle tamamladı: "Dünyaya yepyeni bir teknoloji geliyor. Dünya Starlinklerle kuşatılmış durumda. Hemen Ağustos başında bu Starlinkler aktif hale gelecek. Bu Starlinkler askeri amaçla kullanıldığında üslere ihtiyaç da kalmadan savaşlar çok farklı şekilde yapılabilecek. Onun için geleceği öngörmek çok mümkün değil. Bu gelecek perspektifi için bu yeni kanalın bize ne getireceği ya da ne götüreceği de ayrı bir konu olarak konuşulmaya değer. Herkes bu işin siyasi boyutunu konuşuyor. Bu işin siyasetinden çok daha farklı boyutları olduğunu da unutmayalım. Bu biraz da Türkiye'nin gelecek vizyonu ile alakalı bir konu. Bu işin tarihi arka planını da bilerek geleceğe ilişkin bir vizyon ortaya koyup, ekonomik, siyasal, sosyal hatta ekolojik meseleleri de düşünerek bir karar vermek gerekiyor. Ve bu konuda vatandaşlarımızın daha fazla bilgilendirilmesi gerekiyor."