Gündem
Bu sözler bir büyükelçiye ait! 'Türklerin ormanlarına sahip çıkmasında büyük fayda var'
Takvim gazetesinden Ergün Diler, ülkemizde yaşanan orman yangınlarına ilişkin dikkat çeken bir yazı kaleme aldı.
Yeniakit.com.tr
Yazısının başlığında 'Ateş hattı' ifadelerini kullanan Takvim yazarı Ergün Diler, ülkemizin içinde bulunduğu durumu, şöyle değerlendirdi: "Herkesin canı fena halde sıkkın. Kimse gülemiyor. Heyecanımız, neşemiz, sevincimiz eksik. Yanan ormanlar, insanlarımızın fedakarlığı, kenetlenmesi çok zor olan bu günleri de geride bırakmaya yetecektir. Alevler haliyle bizim de gündemimiz oldu. Kimse dışında kalamazdı. Kimi kusur ve sorumlu arıyor, kimi alevlere elinde hortumla yürüyor, kimi dualarını eksik etmiyor, kimi de içeride karışıklık istiyordu."
Ergün Diler, "Çok değer verdiğim bir dostum dün aradı." diyerek isim vermeden aralarında geçen diyaloğu aktardı:
" 'Ergün seni okuyorum. Yazdıklarına katılıyorum. Ancak senin de kaçırdığın bazı noktalar var. Hem de çok önemli' dedi. Bunu boşuna söylemezdi bilirim. Sözünü bitirmeden 'Nedir o? Hayırdır' şeklinde cevap verdim... Derin bir nefes alarak 'Anlatacaklarımın ayrıntısını sorma. Savaş halindeyiz' sözleriyle beni iyice telaşlandırdı. 'Sen içeriden de dışarıdan da bakıyorsun. Takip ettiğim için biliyorum. Sana bugün dışarısı ile ilgili özel bir not aktarmak istiyorum' deyince telefonu adeta kulağıma yapıştırdım... 'Buyurun lütfen' diyerek devam etmesini istedim... Sessizlik oldu. Anlatmayacağını düşündüm. Korktum! Düşünceli olduğu ses tonundan belliydi. Derin nefes aldı ve söze girdi... 'Orman yangınları başlamadan bir süre önce çok büyük bir devletin büyükelçisi bir toplantıda birilerinin duyacağı şekilde yüksek sesle konuşmuş... Hitler bile savaşta Fransa'nın köprülerini, ormanlarını, hastanelerini, müzelerini, tarlalarını, bağlarını, bahçelerini yakmadı. Savaşın bir felsefesi ve bir kuralı vardır. Şimdi belli ki işler değişmiş' dedi."
'Ormanla kalmak istemeyebilirler'
"Önemli bir şey söyleyeceğini tahmin ettiğim için ısrarla 'Büyükelçi ne demiş' diye soruyordum... Rahat vermediğimi görünce doğrudan konuya girdi... 'Türkiye'nin önemli köprüleri, hastaneleri, yolları, ormanları, müzeleri var. Kendi yollarından gitmek istiyorlar. Buna izin vermeyecek çok kişi var. Türkler vazgeçmiyor, karşıdakiler de... Ormanlarına sahip çıkmalarında büyük fayda var. Yakında savaşta bile yaşanmayacak manzaralar Türkiye'nin gündemi olabilir. Çok büyük örtülü bir operasyonla Türkiye'nin canını yakabilirler... Bendeki bilgilere göre Türkiye'nin karşısına dikilenler ormanla da kalmak istemeyebilirler...' "
'Uyanık olmalıyız'
"Nefesim kesilmişti. 'Resmen bu savaş hali' diye araya girdim. Tempoyu yükseltmek istedim. 'Kim bu büyükelçi? Nerede kime bu sözleri söylemiş?' diye sordum. Birkaç kez üst üste yineledim... Çok tecrübeliydi. Sakindi. 'Başta söyledim. Ayrıntı yok. Bilmen gereken çok büyük bir devletin çok önemli bir ismi... Bu yeter...'
'Peki ne olacak sizce?' çıkışıyla son bir cümle almak istedim ağzından... Cevabı netti: 'Böylesini ilk kez görüyorum. Böyle bir alçaklık olamaz. Ancak oluyor. Dikkat etmeliyiz. Uyanık olmalıyız.
Mücadele bu kadar keskin... Gözlerinden öperim. Yine konuşuruz...' "
'Başka yerlere de sıçrayabilir'
"Konuşma tam da böyleydi... Yanan ormanlarımız ortadayken acımız bu kadar büyükken bir de bu sözler... Yazıp yazmama arasında gittim geldim. Yazmak istedim. Korkmadığımızı bilmeleri gerekiyordu. Bunları bilerek yaşamak zorundaydık... Ve üstesinden gelerek... Dün hatırlattığım notu tekrar paylaşmak istiyorum... Yangınlar büyük mücadeleye rağmen başka yerlere sıçrayabilir. Sıçratabilirler... Aman dikkat..."