Gündem
Anayasa Mahkemesi kararını verdi! Küfür ve hakaretler 'ifade özgürlüğü' sayıldı
Bir internet sitesinin haberine küfür ve hakaret içerikli yorumlar yapan ve devlet memuru olduğu öğrenilen kişi hakkındaki 1 yıl 2 ay hapis cezası Anayasa Mahkemesi tarafından yanlış bulundu. Anayasa Mahkemesi söz konusu küfür ve hakaretleri 'Fikir özgürlüğü' şeklinde yorumladı.
Yeniakit.com.tr
Dava tutanağından memur olduğu anlaşılan bir kişi, bir internet sitesinin haberine yaptığı yorumlar gerekçesi ile 1 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırılınca, Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu. Başvuruyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, "Kararda, başvurucunun ifade özgürlüğü ile müştekinin şeref ve itibarının korunması hakkı arasında bir denge kurmaya çalışılmamış; yalnızca soyut bir değerlendirmeyle yetinerek söz konusu ifadelerin hakaret suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir." diyerek kararı veren mahkemeyi eleştirdi.
Anayasa Mahkemesi'nin suç saymadığı o yorumlar:
-'İşte İGD'nin yeni yönetim kurulu' başlıklı habere yapılan yorum: "Şu parlak kitapsız M.'yi getirin bana, M'nin dosyası patlıyor faili belirsiz"
-'Yılmaz, Eğitim Bir Sen'in üçüncü istişare toplantısına katıldı' başlıklı habere yapılan yorum: "M.'nin fırıldakları aldı başını yürüdü"
- 'Üniversiteliler köy çocukları için kalem topladı' başlıklı haberin altına yapılan yorum: "M. her haber sana kapak olsun"
Cumhuriyet Başsavcılığının iddianamesi üzerine yargılamayı yapan Asliye Ceza Mahkemesi başvurucunun hakaret suçundan 1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermişti. Kararı temyiz eden başvurucu, temyiz dilekçesinde; müştekinin soy isminin mizah yapmaya müsait olduğunu, şikayete konu ifadeleri rencide etmek amacıyla kullanmadığını beyan etti.
Anayasa Mahkemesi yaptığı incelemede, Ceza Mahkemesi'nin yeterli değerlendirme yapmadığını öne sürerek, kararını şu şekilde açıkladı:
"1- Başvuru konusu olayda mahkeme; başvurucu ile müşteki arasında bir husumet bulunup bulunmadığını, buna paralel olarak başvuruya konu ifadelerin dile getirilme nedenini, söylenen sözlerin arka planı olup olmadığını tartışmamıştır. Başvurucunun söz konusu paylaşımları müştekinin daha öncesindeki birtakım davranışları nedeniyle mi yoksa tamamen keyfi olarak mı yaptığı açıklığa kavuşturulmamıştır.
2- Müştekiyi hedef alarak yaptığı kabul edilen paylaşımlarda yer alan ifadeleri başvurucunun hangi anlamda kullandığı ve hangi ifadelerin ne şekilde muhatabını rencide ettiği de Mahkeme tarafından değerlendirilmemiştir. Mahkeme yalnızca başvurucunun paylaşımında geçen ifadelerin eleştiri sınırlarını aşan, kaba ifadeler olduğu değerlendirmesinde bulunup hakaret suçunu oluşturduğu sonucuna varmış ve başvurucuyu mahküm etmiştir.
3- Mahkeme, taraflar arasındaki olayların ve yapılan paylaşımların bütününe bakarak başvurucunun ifade özgürlüğü ile müştekinin şeref ve itibarın korunması hakkı arasında bir denge kurmaya çalışmamış; yalnızca soyut bir değerlendirmeyle yetinerek söz konusu ifadelerin hakaret suçunu oluşturduğunu kabul etmiştir. Hukuk sisteminde daha hafif çok sayıda müdahale olanağı varken başvurucunun oldukça ağır bir ceza ile cezalandırılması ve üstelik cezanın kanuni sonucu olarak kamu görevinden yasaklanması orantısız bir müdahale olmuştur.
Sonuç olarak başvurucunun hürriyeti bağlayıcı bir ceza ile mahkümiyetinin zorunlu bir ihtiyacı karşıladığı ve amaca ulaşmak bakımından orantılı olduğu ortaya konulamamıştır. Derece mahkemelerinin ileri sürdüğü gerekçeler başvurucunun ifade özgürlüğü hakkına yapılan müdahale için ilgili ve yeterli olarak kabul edilemez.
Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar vermiştir."