Okur Postası
'“Hicret” olayının hikmeti'
Gazetemiz okurlarından Av. Geylani Koca "“Hicret” olayının hikmeti” başlıklı yazısını bizimle paylaştı.
Bilindiği üzere, Hicret, Sevgili Efendimiz Hz. Muhammed’in ve Mekkeli Müslümanların 622 yılında Medine’ye yaptıkları göç olayına verilen isimdir.
Aziz Milletimizin ve İslâm âleminin 1443’üncü Hicri Yılını tebrik eder, insan onurunun güvence altına alındığı bu yılın tüm insanlığa huzur, sağlık ve esenlik getirmesini Rabbimizden niyaz ederiz. Hicret kelimesi, “Hecr” kökünden gelen, bu kelime “ayrılma, terk etme ve ilgisini kesme” anlamına gelmektedir. Hicret, Hecr kökünden türetilen ve ‘hicran’ masdarından isim olan “kişinin belli bir yerden uzaklaşması, herhangi bir şeyden bedenen lisanen ve kalben ayrılıp uzaklaşması” demektir.
Mekke’den Medine’ye göç eden kişilere “muhacir” adı verilmiştir. Yardımcı olan Medineli Müslüman halka ise, ‘Ensar’ denilmektedir.
Hicret, tarihte yaşanmış ve sadece bir yerden bir yere yapılmış ve bitmiş süreçten ibaret olmayıp, her yönü ile İslâm için bir dönüm noktası teşkil etmektedir.
Hicret ile İslam’ın istiklale kavuşması ve yayılma imkanı bulması başlamıştır. Bu süreç günümüzde de aynı heyecan ve duyarlılıkla görülmektedir.
Hicretle Müslümanlar tek yumruk haline gelmiş, müşterek düşmana karşı birlikte hareket etme şuuruna ermişlerdir. Hicretin ve muhacirin her çağda var olacağı yaşanan bir gerçektir. Hicret ile Müslümanlar, Medine’de iman, ibadet, ahlak ve sosyal dayanışma açısından nefes alma imkanına kavuşmuştur.
Hicret olayı, manevi ve maddi mucizeler ve ibretler dolu bir konudur.
Hicret başlamadan evvel, Sevgili Efendimiz tarafından Hz. Ali’ye yerine verilmesi buyrulan emanetlerin yerlerine verilmesi, “göreve sadakat” ve “emanete riayet”in en güzel örneğidir. Hicrette yaşanan ve Hz. Ebuekir’in kendisinin fedakarca Efendimizi korumaya çalışması “sadakat”in en güzel örneğidir.
Nitekim, Hadid Suresi 4. Âyetinde buyrulduğu gibi;
“Nerede olursanız olun, bilin ki Allah sizinle beraberdir.”
Yine hicret sırasında saklandıkları yerde bu yerin düşmandan korumak için; kuşların mağara kapısına yuva yapmaları ve örümceklerin bu yere ağ örmeleri, hayvan dediğimiz canlıların gözyaşartan çabaları nasıl izah edilebilir.
Hicrette birçok enteresan olay yaşanmıştır.
Hicret yolunda Efendimizi takip eden Sürâka’nın atının ayaklarının kuma gömülmesi ve kendisinin Müslüman olması çarpıcı bir ibret ve mucizedir.
Demek ki, Hicret olayının her bir sürecinde, asılları Deryayı Nuru Muhammed’den olan bütün varlıklar, görevlerini en güzel şekilde yerine getirmişlerdir. Mevlid’de beyan edildiği gibi; “Çün Muhammed yaradılan her varlığa sebep”tir.
Hicret’in manası kapsamlıdır. Mekke’den Medine’ye yer değiştirme ile sınırlı değildir. Muhacir, cismen göçetme olduğu gibi Hadisi Şerifte buyrulduğu gibi;
“(Gerçek) Muhacir, Allah’ın yasakladığı kötülük ve günahları terk eden kimsedir”.(Buhari)
Kim herhangi bir günahı Allah için terk ederse, o kişi bir muhacir ve muhacirin sevabına sahiptir.
Sıcak yatağını terk edip Rablerine yönelen ve seherde gözyaşı döken, secdelere kapanan da muhacirdir.
Nefsin zorlamalarına, şeytanın aldatmalarına sırt çevirip Rabb’lerine sığınan ve O’nun rızasını önemseyen de muhacirdir. Hatasını anlayıp, pişman olup tevbe ederek Rabb’in affını talep eden her bir kul da muhacirdir.
Hicret, kötü şeyleri terk etmek(el Müddessir Ayet 74/5), harama terk edip kötülüklerden uzaklaşmak, nefsi terbiye etmek maksadıyla yolculuğa çıkmak, kalbi ve zihnen halkı terk etmek hicrettir.