Gündem
Kıbrıs’ta Türkiye’nin istediği olacak
KKTC III. Cumhurbaşkanı Politik Danışmanı Prof. Dr. Ata Atun, Kıbrıs meselesine ilişkin Akit’e yaptığı açıklamada, uluslararası ilişkilerde haklı olmak kadar güçlü olmanın da çok önemli olduğunu belirterek, “Türkiye’nin artan bölgesel askeri, ekonomik ve siyasi gücü ile Kıbrıs’ta sonucun Türkiye’nin ve KKTC’nin istediği gibi olacağını söyledi.
Kıbrıs’ın tarihi ve stratejik önemi nedir?
- Ada, 1960 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti adıyla bağımsızlık kazanmıştır. 1974’te adayı Yunanistan’a bağlamak amaçlı gerçekleştirilen Yunan darbesinin ardından garantör ülke olan Türkiye uluslararası hukuka uygun olarak gerçekleştirdiği harekât sonucu ada, iki bölgeye bölünmüştür. Adanın kuzeyinde Kıbrıslı Türkler toplanarak, 1974 Barış Harekatı sonunda çizilen sınırlar içinde Kıbrıs Türk Federe Devleti kurulmuş, bu devlet sonra Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti adını almıştır.
Uluslararası ilişkiler kurallarına göre dünya siyasetinde haklı olmak yetmemektedir. Buna ilaveten güçlü olmak da gerekmektedir. Türkiye için Kıbrıs’ın önemi, Ege’de Yunanistan’ın çok sayıda adayı kontrol etmesinden dolayı sıkışmış olmasında ve Kıbrıs’ın da Yunanistan’ın eline geçmesi durumunda, Akdeniz’e çıkış yollarını sekteye uğrama ihtimalinin yüksek olmasıdır. Buna ilaveten, Kıbrıs adasında KKTC’nin olmaması durumunda Doğu Akdeniz’de Yunanistan’ın maksimalist talepleri nedeni ile Münhasır Ekonomik Bölge hakları ile Kıta Sahanlığı haklarını kaybetmekle karşı karşıya kalacağıdır.
Kıbrıs Sorununun çözüm yolu nedir?
- 1968’den beri 53 yıldır süregelen ve herhangi bir sonuç alınamayan Kıbrıs müzakerelerinde taraflar, son olarak Haziran 2017’de İsviçre’nin Crans-Montana kentinde bir araya geldi. Yaklaşık 10 gün boyunca yoğun bir şekilde devam eden bu görüşmelerden bir sonuç alınamadı ve federasyon kapısı kapandı.
Türkiye, KKTC ve Kuzey Kıbrıs Türk halkı, ‘iki devletli çözüm’ fikrine durup dururken gelmedi. Çok önemli gerekçeleriyle 53 yıl süren ve sonuç alınamayan görüşmelerden sonra geldi. Rumların egemenliğinin Türklere geçmeyeceği, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kendi devletine sahip çıkacağı, kendi egemenlik haklarını koruyacağı; egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü üzerine kurulacak iki devletli çözüm, çözümlerden bir tanesi olurken, diğeri Nahçıvan modeli özerk bölge, sonuncusu da Türkiye’ye ilhak ve Türkiye’nin en güney sınırının Kıbrıs’ın ortasından geçişi olacaktır.
“Devşirme” politikasını devreye soktular
Zaman zaman KKTC’de medyaya yansıyan Türkiye karşıtı ifadeler hangi aklın ürünüdür?
- 1974 Barış harekatından sonra Rumlar, Yunanistan, ABD ve AB, Kıbrıs adasının kuzeyinde Türk hakimiyetine son verebilmek için, silahlı mücadele ve siyasi ambargoya ilaveten 6. kol faaliyeti olarak “Devşirme” politikasını da devreye soktular. Özellikle 2002 yılından itibaren önce 10, sonra 10x10, sonra da 10x10x10 kişiyi ABD’ye davet edip eğittiler, sonra da tarih kitaplarımızdan Rum mezalimini çıkarttırdılar. Bu devşirmeler Rumlar, Yunanistan, ABD ve AB’den aldıkları paralar ve sağladıkları menfaatlerle Türkiye ve TSK karşıtı faaliyetlere başladılar. İnsan Hakları, Demokrasi, İlericilik, Özgürlük, Irkçılık, Dostluk, Halklar gibi gösterişli sözleri kalkan gibi kullanıp Türkiye ve TSK düşmanlığı yapıyorlar maalesef.
“Merhum Erbakan, Kıbrıs adasının tümünü alacaktı”
Kıbrıs için merhum Erbakan nasıl bir politika izleyerek Barış Harekatını gerçekleştirdi?
- Kıbrıs’a çıkarma emrini, Prof. Dr. Necmettin Erbakan Başbakan vekili olarak, dönemin Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Semih Sancar’a Başbakan Ecevit’in uçağı Londra’ya gitmek üzere Esenboğa havaalanından kalktıktan hemen sonra vermiş olduğu birçok güvenilir kaynakta yer almaktadır. Merhum Erbakan, ABD’yi dinlememek ve Kıbrıs adasının tümünü almak düşüncesindeydi. Ecevit’in Türkiye’ye dönüşünden sonra başlayan Barış Harekatı, Türk Silahlı Kuvvetlerinin karşısında bozguna uğrayan Rum Milli Muhafız Ordusunun elindeki silahları bırakarak kaçmasına ve adanın tümünü almak fırsatı olmasına rağmen, dönemin ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger’in ısrarı ve isteği ile TSK’ya bugünkü sınırlarda durması talimatı verilmiştir.
Rum Kesiminin nihai hedefi nedir, bu doğrultuda hangi çalışmaları yapıyorlar?
- Rumların nihai hedefi Kıbrıs adasının tümünü ele geçirmek, Türkleri adadan atmak veya yok etmek ve adayı Yunanistan’a ilhak etmektir. Bu yolda 1821’de başlattıkları mücadelelerini halen daha devam ettirmektedirler.
Kıbrıs davasını Türk tarafı olarak dünyaya anlatabiliyor muyuz? Bu hususta neler yapılabilir?
- Kıbrıs’taki haklı durumumuzu dünyaya maalesef gerektiği gibi anlatamadık. Batı dünyası, haklı olduğumuzu bile bile Hristiyan olmaları nedeni ile Ortodoks Hristiyan Rumların tarafını tutmayı tercih etti. Yapılacak olan gençlerden kurulu bir ekiple AB’deki Milletvekillerine, ABD Kongresindeki Temsilciler ve Senatörlere ve Rus Dumasındaki Milletvekillerine düzenli aralıklarla veya haftalık, Kıbrıs konusunda haklılığımızı vurgulayan yazılar göndermek ve T.C. Dışişleri Bakanlığının dünyanın çeşitli başkent ve şehirlerindeki elçilikleri vasıtası ile bulundukları ülkelerin siyasilerine, Dışişleri Bakanlarına ve Devlet Başkanlarına, Kıbrıs konusunda haklılığımızı vurgulayan yazılar göndermeleri iyi bir başlangıç olacaktır.
Kıbrıs denilince ilk akla gelen isimlerden birisi merhum Rauf Denktaş. Denktaş’ın mücadelesi hakkında neler söylersiniz?
- Kıbrıs’ın Baf bölgesinde 27 Ocak 1924’te dünyaya gelen Denktaş, ilkokul eğitimi için 1930’da İstanbul’a gönderildi. Daha sonra Kıbrıs’a dönen Rauf Denktaş, 1941 yılında Lefkoşa İngiliz Okulu’ndan mezun oldu. Mezun olmasının ardından Kıbrıs Türk halkının özgürlük mücadelesinin lideri Dr. Fazıl Küçük’ün Halkın Sesi gazetesinde yazılar yazmaya başladı.
1944’te hukuk eğitimi için Lincoln’s Inn’de okumak üzere İngiltere’ye gitti. 1947’de Ada’ya döndü ve avukatlığa başladı. Sonraları savcı olan Denktaş, 1956 yılında başsavcılığa kadar yükseldi. Kıbrıs Türklerinin direnişine yön verdi Rauf Denktaş, 27 Kasım 1948’de Kıbrıs Türklerinin düzenlediği ilk mitinginde Kıbrıs Türk halkının mücadele lideri Dr. Fazıl Küçük ile hatiplik yaptı ve politikaya ilk adımını attı. Hayatını Kıbrıs Türklerinin özgürlüğüne ve egemen bir devlet kurmasına adayan Denktaş, hayatı boyunca bu uğurda bıkmadan ve usanmadan mücadele etti. TMT’nin kurulması için çaba harcayanların başında geldi, tutuklandı, hapse atıldı ama yılmadı. 1963-1974 yılları arasında yaşanan soykırımda Kıbrıslı Türklerin liderliğini yaptı. 1974 Barış harekatı sonrası kurulan Kıbrıs Türk federe Devleti ve 1983 yılında kurulan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanıdır.
“Kıbrıs, Yahudiler için, ikinci yurt olarak kabul edilmektedir”
İsrail’in Kıbrıs üzerindeki dini ve stratejik faaliyetleri nelerdir?
- 1878-1960 yıllarında İngiliz Sömürge dönemi içinde 1905 yılından itibaren Yahudiler Kıbrıs’a göç etmeye ve yerleşmeye başlamışlardır. Adanın Güney sahilinde yer alan Limasol bölgesinde tamamen Yahudi geleneklerine uygun olarak Koşeri, Sinagog’u, Hahamı ve Yahudi okullarının yer aldığı bir kasaba kurmuşlardır. 1947 yılında İngiliz Hükümeti Filistin’e göç etmeyi serbest bırakınca Kıbrıs’taki Yahudiler 1947-1952 yılları arasında topluca İsrail’e göç etmişlerdir. Kıbrıs her zaman ve her koşulda Yahudiler için, İsrail’in Arap orduları tarafından yok edilmesi olasılığına karşı kurtuluş olarak ikinci yurt olarak kabul edilmektedir. Uzun vadeli bir çalışma ile hem Türk hem de Rum kesiminde Yehova Şahitleri Tarikatı dini çalışmalar yapmakta ve apartman dairelerinde kiliseler açarak, yerli halkı devşirmeye çalışmaktadırlar.
Filistin’i işgal eden İsrail’e ödül verildi KKTC’de. Bu ödülün verilmesinde Lefke Belediye Meclis kararı var mı?
- Lefke’nin Gaziveren köyünde yaptığı “Aphrodite” yatırımlarıyla ve sörfçü kimliğiyle tanınan, geçtiğimiz yıllarda KKTC yurttaşlığına alınan ve Lefke’de yakalandığı kanser hastalığına yenik düşerek hayatını kaybeden Yahudi asıllı Amikam Marhoom anısına, yatırımı olan sitenin denize bakan kısmına yapılan ve adını taşıyan taş yapı için alınmış Lefke Belediye Meclisi Kararı yok..
Lefke Belediye Başkanı Aziz Kaya, taş yapıtın, bir anıt değil; sade bir taş olduğunu ve üzerinden Amikam Marhoom’un adının yazdığını yürüyüş parkurunun arasına, denize bakan noktasına yerleştirildiğini açıkladı.
Rumların KKTC’de kurmak istedikleri Vatikan modeli dini devlet nerede kurulmak isteniyor?
- Rumlar, KKTC sınırları içinde Karpaz yarımadasının en ucunda yer alan Apostolos Andreas (Havari Andrea) Manastırı merkez olmak üzere Karpaz yarım adasının yarısına kadar uzanan bölge içinde dini bir devlet kurmayı 2000’li yılların başından beri hep istemektedirler. 2004 yılındaki Annan Planı içinde bu istek bariz olarak yer almıştır. Günümüzde Rum lider Nikos Anastasiadis’in toprak istekleri başında bu bölge hep en ön sırada yer almaktadır. Buradan amaç hem KKTC’den toprak koparıp deniz sahili sahibi olmak hem de Münhasır Ekonomik Bölge talebi ile adanın Türkiye ile olan bağını koparmaktır.
Türkler ve Rumlar bir federasyon kurabilir mi? Kültürel olarak bu mümkün mü?
- Türklerin ve Rumların 1963-1974 yılları arasında yaşanan soykırım ve 1974’den sonra Rumların AB ve ABD’nin yardım ve destekleri ile Kıbrıslı Türklere uyguladıkları ambargolar ve Kıbrıslı Türkleri dünyadan koparmak gayretleri nedeni ile federasyon kurulması mümkün gözükmemektedir. Kültürel, dilsel, dinsel ve tarihsel farklılıklar nedeni ile ortak yaşam artık olası değildir.
Kıbrıs meselesi eskisi gibi olamayacak
Sayın Cumhurbaşkanımızın son Kıbrıs ziyaretini değerlendirir misiniz?
- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son KKTC ziyareti bugüne değin gelen dengelerin tümünü bozmuş ve alt üst etmiştir. Kıbrıs Türkleri’nin “egemen devlete” dayalı önerisini sonuna kadar desteklediklerini söyleyen Erdoğan, Kıbrıs Türkünün yaşadığı mevcut sıkıntıların çözümü için “Eşit, egemen iki devletli çözümü” desteklemesi, Kapalı Maraş’ın yüzde 3.5’inin askeri bölge statüsünden çıkarılacağının açıklaması ve AB’yi sert dille eleştirmesi artık Kıbrıs konusunun eskisi gibi olamayacağını ve eski koşullarda devam etmeyeceği mesajını tüm dünyaya vermiştir. Uluslararası ilişkilerde haklı olmak kadar güçlü olmanın çok önemli olduğu günümüz dünya siyasetinde, Türkiye’nin artan bölgesel askeri, ekonomik ve siyasi gücü nedeni Kıbrıs sorununun Türkiye’nin ve KKTC’nin istediği gibi olacağını söylemek yanlış olmaz.
Maraş açılmaya devam edilecek
Maraş Bölgesinin Kıbrıs için anlamı nedir Maraş hakkında ne düşünüyorsunuz?
- Maraş Bölgesi, 1960 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti ilan edildikten sonra Dünya Bankası’nın ve ABD’nin kalkınma amaçlı Kıbrıs Cumhuriyetine verdiği ve anayasaya göre % 70’nin Rum yatırımcılara, % 30’nun Türk yatırımcılara verilmesi gereken kredi ve hibeleri, Makarios Hükümetinin Kıbrıslı Türklere verilmesi gereken payın 20 yıl vadeli ve sıfır faiz ile Maraş bölgesine yatırım yapılması koşulu ile sadece Rum yatırımcılara vermesi sonrasında parlamış ve dönemin en önemli tatil ve eğlence bölgesi konumuna yükselmiştir. Barış harekatında Maraşlı Rumların şehri terk etmesi nedeni ile şehir Türklerin eline geçmiştir. Rumlar, Maraş’ı geri almak için BM’de kararlar üretmeye çalışmışlar ve Maraş’ın iadesini kazanılmış hak olarak görürlerken Maraş’ın 2021 yılında 1. ve 2. etap olarak açılması Rumları hayal kırıklığına uğratmıştır. Açılan yerlerin kapatılması için her tür girişimi yapmış olan Rumlar, Türkiye’nin ve KKTC’nin bu konuda sağlam durmaları ve geri adım atmamaları nedeni ile beklentileri sıfırlanmıştır. KKTC hükümetinin Maraşlı Rumları KKTC egemenliği altında geri dönüşe çağırması, Rum tarafından siyasi krize neden olmuştur. Maraş açılmaya devam edilecek ve Osmanlı Vakıflarının sahibi oldukları toprakların üzerine bina yapmış olan Rumlar, Vakıflar İdaresine kira ödeyerek binaların mülkiyetine sahip olacaklardır.