Medya
Uğur Dündar, Yılmaz Özdil, Soner Yalçın ve daha nicesi… Nihat Genç, Atatürkçü eski dostlarını fena harcadı
Ulusalcı gazeteci Nihat Genç, HDP ile kol kola giren CHP'nin yandaş takımına veryansın etti. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun ülkeyi bölme girişiminde bulunduğunu belirten Genç, Atatürkçü geçinenlerin maskesini indirdi.
yeniakit.com.tr
"Sevgili ülkem, yapma bunu!" başlıklı bir yazı kaleme alan ulusalcı gazeteci Nihat Genç, Atatürkçü eski dostlarını topa tuttu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Kürt meselesini Meclis'e getireceğiz" açıklamasını eleştiren Nihat Genç, ülke bölünmeye çalışıldığına dikkat çekti. Uğur Dündar, Yılmaz Özdil, Orhan Bursalı, Soner Yalçın gibi isimlere tepki gösteren Nihat Genç, Atatürkçü geçinen yazarların Kılıçdaroğlu'nun bu bölücülüğüne sessiz kaldığını belirtti.
"Kılıçdaroğlu'nun halk iradesini kamufle edip ülkeyi bölme tartışmasını meşrulaştırmasına karşı Sözcü, Cumhuriyet, Tele 1, Halk TV vs. muhalif cenahın ve aydınların sessiz kalmasında anlayamadığım çok şey var!" ifadelerini kullanan Nihat Genç, "Nasıl oluyor da dağda yenilen PKK masada ve mecliste zafer kazanıyor! Zaferiniz kutlu olsun, Kılıçdaroğlu ve Karayılan! Köpeksiz köy, Atatürksüz cumhuriyetsiz tıynetsiz aydınlar bulmuşsunuz, yürüyün, sizi kim tutar!" tepkisinde bulundu.
İşte Nihat Genç'in o yazısının ilgili bölümü:
BİR
Kılıçdaroğlu'nun 'Kürt meselesini' meclise getireceğiz açıklaması Osmanlı'nın dağılması, Cumhuriyet'in Kurulması kadar çok büyük bir tarihi olaydır!
Çünkü bir etnik yapıya, ülkenin yarısını, bir bayrak ve bir ordu vereceksiniz!
Ülkenin bölünmesine karar verecek bu tartışmaya Cumhuriyet Gazetesi'nden sadece Barış Doster karşı çıktı, geri kalan yazarlardan ses çıkmadı. Sözcü Gazetesi'nde ise karşı çıkacak tek kişi dahi çıkmadı, hepsi sessizlikle geçiştirdi. Ve tabii Tele 1 başından beri teşne ve hatta eski Atatürkçü generaller liberal ağzı kullanarak tartışılması demokrasi açısından iyidir, dediler.
Ve tabii Halk TV hiç şaşırtmadı Kılıçdaroğlu'nu alkışladı ve hatta medya mahallesi programcısı Ayşenur Arslan zil takıp oynadı!
Bunları tarihe not düşmek için yazmıyorum, çünkü ortada bir 'tarihiniz' kalmayacak, Ege Denizi'nden aynı botlara tıkışıp kaçarken hiçbirimizin sen haklıymışsın yok ben haklıymışımın hiç bir anlamı kalmayacak!
Kılıçdaroğlu'nun halk iradesini kamufle edip ülkeyi bölme tartışmasını meşrulaştırmasına karşı Sözcü, Cumhuriyet, Tele 1, Halk TV vs. muhalif cenahın ve aydınların sessiz kalmasında anlayamadığım çok şey var!
HDP'yi o kadar seviyorlar ve HDP'nin bu bölücü teklifini demokrasi açısından yüzde yüz şart görüyorlarsa, HDP'ye rica etsinler, HDP'liler muhalefet Erdoğan'ı devirene kadar 'bölücü' taleplerde bulunmasın! Çok sevdikleri parti kurumlarını bölüştükleri HDP, CHP'ye bu kadarcık bir iyilik yapamaz mı?
Sanırım, Oslo'daki gizlilikten HDP'nin canı yandığı için şimdi kartları açık oynamak istiyor!
Ya da 'resmi' ve 'meşru' bir söz almak istiyor, ki, Kılıçdaroğlu'nun ağzından bu sözü defalarca aldılar! Bir daha söyle, hadi bir daha söyle, diye şamar oğlanı gibi Kılıçdaroğlu'na bu sözleri yılın her ayı tekrar tekrar söylettiriyorlar. Yani yarın birgün sözünüzden dönerseniz PKK ve HDP'nin şiddet ve isyan olaylarına suikastler ve ayaklanmasına mazaret ve haklılık çıksın, baştan söyledik, darılmaca yok, demek mi istiyorlar!
Ya da HDP, AKP'nin ekmeğine yağ sürüp bir şekilde AKP'ye mesaj gönderiyor, diyor ki, bu işi yapsa yapsa sen yaparsın, aklını başına al, işte ittifakı açıkça kurduk, gel, anayasayı değiştirmede anlaşalım. Yani HDP, AKP'yi yeniden masaya oturtmak için CHP'yi kullanıyor!
Neyse, ne!
Uğur Dündar'ından Orhan Bursalı'ya Yılmaz Özdil'nden Soner Yalçın'a Sözcü ve Cumhuriyet'teki yüzlerce Cumhuriyetçi Atatürkçü yazar 'sessizlikleriyle' bize ne söylemek istiyor!
Onlar da HDP'ye karşı, herhalde 'takiyye' yapıyorlar, yani, gün gelip PKK'ya ayrı bir bayrak ayrı ordu ve ülkenin üçte-dörtte birine denk toprak parçasını vermeye niyetleri olmadığını kitlelerini ve bizi inandırdırmışlardı, sanırım gönülleri ve niyetleri hiç olmamalı. Yani bu çok uyanıklar Erdoğan'ı devirelim de gerisi 'Allah kerim' mi diyorlar!
Ya da zavallı Atatürkçü yazarlar 'sıkışmış kalmışlar', yukarı bıyık aşağı sakal, konuşamıyorlar, açıklayamıyorlar, ileri geri analiz tahlil yorum değerlendirme tek satır yazamıyorlar! Bilmem, daha muhalif günlerinizde bu kadar 'sıkışmış' ağzınızı açamıyorsanız muhalefetin iktidar günlerinde haliniz ne olacak?
İktidara gelince verilmiş sözlerden geri mi döneceksiniz, HDP'ye kazık mı atacaksınız? Yoksa HDP size asla güvenilmeyeceğini bildiği için mi şart üstüne resmi şart istiyor!
Bakın yazar Nihat Genç'in şu güzelliğine, ülkenin bölünmesi ve bir ihanet anlaşmasını dahi küfretmeden kudurmadan galeyana gelmeden usul usul anlatmaya çalışıyor!
Çünkü ihaneti meclise taşımalıyız ittifakı öyle güçlü ki bizler için de yapılacak bir şey kalmadı. Karşı tarafın çok güçlü olduğu açık bir gerçek, her akşam ele geçirdikleri muhalif ekranlarda milyonların zihnini yıkıyıyorlar, pes ettirip kabul ettiriyorlar, çaresiz çözümsüz projesiz bırakıp PKK'ya mahküm ettiriyorlar, o halde, lüzumsuzca bağırmanın çağırmanın artık para etmeyeceğini anlayınca insan ellerini kaldırıp teslim olmaktan başka ne yapabilir?
Kuşatıldığınızı anladığınızda başınız yere düşer, artık 'saldıracak' yer kalmaz, bütün kaleler işgal edilmiş. Artık karşı bir iraden yok. Partiler sivil kurumlar muhalif yapılar yani ordular çözüldü ve dağıldı ve PKK'nın iradesine teslim oldu! Toprak bütünlüğünü savunacak silahında mermi cephede asker kalmamış!
Nasıl oluyor da dağda yenilen PKK masada ve mecliste zafer kazanıyor!
Zaferiniz kutlu olsun, Kılıçdaroğlu ve Karayılan!
Köpeksiz köy, Atatürksüz cumhuriyetsiz tıynetsiz aydınlar bulmuşsunuz, yürüyün, sizi kim tutar!
İKİ
Ya da bize şunu mu söylüyorlar, ülkenin üçte birini ve bir bayrak ve ordu kurma hakkı vererek ülkemizde 'barış ve kardeşlik' tesis edeceğiz!
Bu mudur?
Kardeşlik için ikinci bir bayrak ve ikinci bir ordu, böyle mi?
Üstelik bu iddiada bulunanlar halkçı ve sosyal demokrat!
Kardeşlerim, biz boşu boşuna duvara karşı konuşmaya devam edelim.