Gündem
28 Şubat'ın en dik duruşlarından el ele eylemi! Eylemin öncülerinden Abdurrahman Dilipak anlattı...
28 Şubat darbesinin en dik duruşlarından el ele eylemine öncülük eden Gazeteci Abdurrahman Dilipak, eylem fikrinin nasıl ortaya çıktığını yeniakit.com.tr'ye anlattı.
Yeniakit.com.tr
28 Şubat darbesi döneminde, başörtüsü yasağının en sert şekilde uygulandığı 11 Ekim 1998 tarihinde, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nin önünde başlayıp, toplumun farklı kesimlerinin yanı sıra yurt dışındaki Türklerin de yaşadıkları şehirlerden destek verdiği "el ele eylemi", 23. yıldönümünde hala hafızalarda.
Türkiye'nin yakın siyasi tarihine damga vuran demokrasinin kara lekesi 28 Şubat darbesinden sonra, başörtüsü yasağını protesto etmek için düzenlenen "İnanca Saygı Düşünceye Özgürlük İçin El Ele" eylemi, içinde bulunulan "darbe" dönemindeki uygulamalara yönelik tepkiyi ülke geneline yaydı. El ele eyleminin öncülerinden Gazeteci Abdurrahman Dilipak, eyleme nasıl karar verdiklerini yeniakit.com.tr'ye anlattı.
'Dernek buluşmalarında istişare ediyorduk'
Dilipak, "Cerrahpaşa Tıp Fakültesi başta olmak üzere üniversitelerdeki kız öğrenciler başörtüsü ile okula alınmıyordu. O gün yapılan ayrımcılağa karşı bir dernek kurulmuştu. Akademisyenler, öğrenciler, öğrencilerin velileri derneğe gelip gidiyorlardı. İşte o buluşmalarda bu fikir ortaya atılıp istişare edildi." dedi.
Abdurrahman Dilipak, eyleme öncülük eden 9 kişi ile birlikte kiralanan bir minibüsle Türkiye genelinde birçok il ve ilçeyi ziyaret ettiklerini söyledi:
"Başörtülü kızların özellikle önlükleri ile eyleme katılarak halkı selamlamalarını planladık. Biraz büyükçe bir minibüsle hareket etmeye karar verdik. Minibüsün içinde öğrenci olmayan bir abla yer aldı. Şoför ile minibüs şirketinden bir temsilci erkekti. Konuşmacı olarak benimle birlikte, Ahmet Taşgetiren ve Ahmet Mercan vardı. Biz 5 erkektik. Sanıyorum altı da hanım vardı. O altı hanımdan üçü benim aile çevremdendi. Hanımlardan birisi de sonra gelinim oldu. Gelinimin annesi de minibüse abla olarak binmişti. Böylece yola çıktık. İstanbul'dan her il ve ilçede dura dura Van'a kadar gittik. Gittiğimiz her yerde konferanslar veriyorduk. Bu şekilde el ele eyleminin temelini oluşturduk. O hanımlardan birisi milletvekili oldu. Doktor olanlar da var."
'Birçoğumuz DGM'de yargılandık'
"Gelinimden şu anda 3 torunum var." diyen Dilipak, gelininin eğitim hakkının gaspı sebebi ile doktorluk mesleğine 23 yıl sonra başlayabildiğini, şöyle anlattı:
"Onun hikayesi de çok ilginç. Eyleme katılanların çoğu DGM'de yargılandı. Gözaltına alınıp serbest bırakılanlar oldu. Bir kısmı eğitime perukla devam etti. Bir kısmı başka ülkelere gitti. Benim gelinime peruk takmayalım dedik. Dirnelim, mücadele edelim.. O fakülteyi bitirmek için biraz Rusça çalışıp Azerbaycan'a gitti. Azerbaycan'da benimle yakınlığı anlaşılınca 'siz gelmeyin, biz diplomayı ayarlayalım' gibi bir yaklaşımları oldu. Bunun üzerine Azerbaycan'dan geri aldık."
'23 yıl sonra bu yıl doktor oldu'
"Bu defa biraz Almanca öğrendi. Başörtülü öğrencilerden bir kısmı Viyana'ya gitmişlerdi. Bir yıl Almanca yeterlilik eğitimi aldı. Ondan sonra Türkiye ile uyumlu olması için alttan ders alması söylendi. Bu dersleri de verdi. Tam mezun olacakken çocuğu oldu. O çocuk bu sene Bilgisayar bölümünde üniversiteye başlıyor. Çocuk olunca öğrenimine ara verip Dubai'de çalışan oğlumun yanına gitti. Ondan sonra af çıkınca Türkiye'ye geri döndü. Çocukları var. Torunlarımı burada okula kaydettirdik. Yeni bir düzen oldu. Bir dönem okuluna devam etti. Sonra birkaç staj dönemini tamamlası gerekirken tekrar çocuğu oldu ve ara verdi. Dolayısıyla okula devam edemediğinden yeniden Dubai'ye döndü. Koronavirüs salgını başladıktan sonra Dubai'den Türkiye'ye kesin dönüş yaparak Çocuk Kliniği stajını da tamamlayıp mezun oldu. Bu yıl mecburi hizmeti için doktor olarak tayini çıktı. Yani el ele eyleminden 23 yıl sonra, eylemi başlatan gruptaki gelinim doktor olarak göreve başladı."