AKİT MENÜ

İSLAM

29.10.2021 Günün Âyet ve Hadisi

Sizler için seçtiğimiz günün âyet ve hadisini istifadelerinize sunuyoruz...

VAHYİN DİLİNDEN

كُلُّ نَفْسٍ ذَٓائِقَةُ الْمَوْتِؕ وَاِنَّمَا تُوَفَّوْنَ اُجُورَكُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِؕ فَمَنْ زُحْزِحَ عَنِ النَّارِ وَاُدْخِلَ الْجَنَّةَ فَقَدْ فَازَؕ وَمَا الْحَيٰوةُ الدُّنْيَٓا اِلَّا مَتَاعُ الْغُرُورِ

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

"Herkes ölümü tadacaktır; yaptıklarınızın karşılığı size eksiksiz olarak ancak kıyamet gününde verilecektir.

  Kim cehennemden uzaklaştırılır da cennete konursa artık kurtulmuştur.

  Dünya hayatı zaten aldatıcı şeylerden ibarettir."

 (Âl-i İmrân Suresi - 185)          (Meâl Kaynak: Diyanet İşleri Başkanlığı)

TEFSİRİ: 

Daha önce geçen âyetlerde yüce Allah müminlerin şehit olmalarının üzülmeyi, münafıkların sağ kalmalarının da sevinmeyi gerektiren bir durum olmadığını, kim olursa olsun eceli geldiğinde öleceğini haber vermişti. Bu âyette ise daha kapsamlı bir ifade ile her canlının ölümü tadacağı, ancak Allah yolunda gayret gösteren şehit veya gazi olan müminlerin mükâfatlarının kıyamet gününde verileceği belirtilmektedir. Yani nasıl olsa her canlının âkıbeti ölümdür. Bugün ölmezse yarın ölecektir. O halde müminler, münafıkların propagandalarına aldanıp da şehit vermelerinden dolayı fitneye düşmemeli ve Allah’ın yardımı hakkında yanlış düşüncelere kapılmamalıdır.

Bazı âlimler nefsin “ruh ve zat” anlamına geldiği gerekçesinden ve “Herkes ölümü tadacaktır” meâlindeki bu âyetten hareketle ruhun ölmeyeceği kanaatine varmışlardır. Çünkü tatmak bir hayat eseri olup tatma anında tadan kimsenin diri olmasını gerektirir. Buna göre âyetten anlaşılan şudur: Ruh ve beden ayrı ayrı varlıklar olduğu için bedenin ölmesiyle ruh ölmeyecektir; diri ve bâki olan ruh (nefis), bedenin ölümünü tadacaktır. Bu görüşte olanlar, âhiret kavramını da ruhun ölmezliği prensibine dayandırarak, âhiret hayatını ruhsal bir hayat şeklinde düşünmüşlerdir. Başka birçok müfessir ise bu yorumun bir zorlama olduğunu ileri sürerek “Her nefis ölümü tadacaktır” meâlindeki cümlenin, “Her nefis ölecektir” anlamına geldiğini söylemiştir (Elmalılı, II, 1244).

Elmalılı’ya göre ölümden sonra nefis ve ruhun büsbütün yok olmayıp bir süre daha kalabileceği başka delillerle sabit ise de genel anlamda bütün ruhların ölmez olduğu iddiası ne aklen ne de naklen sabittir. Ancak, “Her nefis ölümü tadacaktır” hükmü de genel anlamda cârî olmayıp bunun da istisnaları vardır. Nitekim Zümer sûresinin 68. âyetinde sûra üflendiği zaman göklerde ve yerde ne varsa hepsinin öleceği, ancak Allah’ın, dilediği kimselerin ölmeyecekleri bildirilmiştir. Bu sebeple göklerde ve yerde meleklerden ve ruhlardan diri kalanlar olacaktır (II, 1244 vd.).

Yapılan iyi veya kötü işlerin bütün karşılığını dünyada iken almak çok zaman mümkün olmayabilir. Meselâ şehitlerin mükâfatlarını dünyada almaları mümkün değildir. Asıl mükâfat veya cezalar âhirette eksiksiz olarak ödenecek ve ebedî mutluluk veya bedbahtlık orada olacaktır. Dünya geçici olduğu için dünyada alınan karşılıklar da geçici ve aldatıcıdır. Bu yüzden âyette “Dünya hayatı zaten aldatıcı şeylerden ibarettir” buyurulmuştur. Bir kimsenin dünyada bolluk ve refah içinde yaşaması onun kurtuluşa erdiği anlamına gelmediği gibi fakirlik ve yoksulluk içerisinde yaşaması da onun yanlış yolda ve Allah’ın yardımından yoksun, bedbaht biri olduğunu göstermez. Asıl kurtuluş ve mutluluk âhirette cehennem azabından kurtulup cennet nimetlerine erişildiğinde gerçekleşecektir. Âhiret hayatı kalıcı ve sürekli olduğu için Hz. Peygamber kişinin cennette sahip olacağı en küçük bir yerin fâni olan dünyadan ve orada bulunan nimetlerden daha hayırlı olduğunu bildirmek üzere şöyle buyurmuştur: “Sizden birinizin kamçısının cennette işgal edeceği az bir yer, dünyadan ve dünyada bulunan her şeyden daha hayırlıdır!” (Buhârî, “Cihâd”, 73; “dünya hayatının geçici menfaatleri” konusunda ayrıca bk. Âl-i İmrân 3/14).

Kaynak : Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 1 Sayfa: 730-732

 

ALLAH RASULÜNDEN (Sallellahu Aleyhi ve Sellem)

"Ancak dua kaderi değiştirir"

(Tirmizi, İbn Mâce)

AÇIKLAMASI: 

Dua Allah’ın ezeli bilgisini yani kaderi değil, ama hayatı değiştirir. Duamız kaderimizin nasıl şekilleceğinde bir rol sahibidir. Yani dua kaderin sonradan değişmesiyle değil, kaderin ezelde biçimlenmesiyle ilgilidir. Yani Allah’ın ezeli bilgisi bizim nelere dua edeceğimizi ve neler için çabalayacağımızı da kapsamaktadır. Allah ezelden, bizim özgür irademizle ne isteyip neye çabalayacağımızı da bilmekte ve kaderimizi bu bilgiye göre takdir etmektedir. Bu açıdan, Allah’ın ezelden bildiği kaderimiz bizim dua ve çabamıza dayanır. Allah dua ve çabamıza bir karşılık takdir (kader) eder ve takdir ettiği olayların takdir ettiği zamanı gelince de onu yaratır. Bu da bizim kaderimiz olur. Şimdi değişik anlatımlarla biraz açalım bu özetlediğimiz meseleyi.

Allah’ın kaderimizi bizim duamızla ve çabamızla takdir ettiğini daha iyi anlamak için şu ayetlere de bakalım: “Şüphesiz biz insana doğru yolu gösterdik. İster şükredici olsun ister nankör.” (Dehr, 3) “İnsan için ancak çalıştığı vardır.” (Necm, 39) Bu iki ayet bize, bizim özgür irademizle tercihlerde bulunacağımızı, seçimlerimizin bize ait olduğunu bildiriyor.

(Dr. Muhammed Bozdağ)

Yorumlara Git

Yasa dışı bahiste, 8,5 milyarlık para hareketliliği: 13 ilde operasyon 102 kişi yakalandı

Dünyadaki uygulamalar ortaya çıktı! Yabancı araçlara neden askeri tesisler yasak?

Bakan Göktaş iftiracı tayfaya sordu! Benim erişimim bile sınırlıyken siz bu bilgilere nasıl ulaştınız?

İki bakan bir araya geldi! Fidan ile Gürlek görüştü

Dört büyüklerin toplam borcu rekora koşuyor!