Siyaset
'Kürt gençlerinin Cumhurbaşkanı'yla buluşmasındaki coşku..'
Star Gazetesi Yazarı Selahaddin E. Çakırgil bugünkü 'Kürt gençlerinin Cumhurbaşkanı'yla buluşmasındaki coşku..' başlıklı köşe yazısının ilk bölümünde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Batman ziyaretine değindi.
Star Gazetesi Yazarı Selahaddin E. Çakırgil bugünkü 'Kürt gençlerinin Cumhurbaşkanı'yla buluşmasındaki coşku..' başlıklı köşe yazısının ilk bölümünde Cumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan'ın batman ziyaretine değindi. Ziyaretten enstanteneler aktaran Çakırgil 'Cumhurbaşkanı'nın huzurunda hele bir Kürt kızımızın, sevinçten gözlerinin içi ışıldayarak sözlerine Kürtçe olarak başlayışı ve 'Evimizde bile ana dilimizi korkarak konuşuyorduk sayın Cumhurbaşkanım, geldiğimiz bu noktayı size borçluyuz..' demesi, 100 yıldır bu konuda nasıl faşist bir uygulama yapıldığını hâlâ anlamayanları utandıracak bir çarpıcılıktaydı.' dedi.
İşte o yazı:
6 Kasım günü Batman'da, ellerinde devletin hâkimiyet sembolü olan bayraklar, kadınlı-erkekli binlerce insanın C.Başkanı Erdoğan'ı coşkun bir şekilde dinlediklerini görünce, daha 15 sene öncelerde A. Necdet Sezer'in Diyarbekir'e C.Başkanı olarak yaptığı gezide, sokaklarda kimsenin olmayışını ve C.Başkanı'nın sanki gizleniyormuşçasına caddelerden aceleyle geçişini ve her tarafta sadece çok sıkı güvenlik güçlerinin görüldüğü sahneleri hatırladım.
Çünkü, Erdoğan'ın o karşılamada, sıradan bir siyasî parti mitingi denilemeyecek derecede, yüreklerin derinlerinden kopan bir muhabbet söz konusuydu.
*
7 Kasım günü de Erdoğan'ın yine Batman'da, gençlerle 2 saati bulan bir sohbeti vardı..
Dahası, Cumhurbaşkanı'nın huzurunda hele bir Kürt kızımızın, sevinçten gözlerinin içi ışıldayarak sözlerine Kürtçe olarak başlayışı ve 'Evimizde bile ana dilimizi korkarak konuşuyorduk sayın Cumhurbaşkanım, geldiğimiz bu noktayı size borçluyuz..' demesi, 100 yıldır bu konuda nasıl faşist bir uygulama yapıldığını hâlâ anlamayanları utandıracak bir çarpıcılıktaydı. O gençler Müslüman halkımızın 'cumhur'unun / ekseriyetinin gençleri idi ve kendi içlerinden, dertlerini bilen ve dertlerini bütün açıklığıyla açabilecekleri bir Cumhurbaşkanı'yla ilk olarak bu kadar yakın ve perdesiz konuşmanın sevincini sergiliyorlardı.
Halbuki, 20-25 sene öncelerde, Hayri K. isimli bir generalin, -sanırım Malatya civarındaydı-, önünde diz çöküp derdini ağlayarak anlatmaya çalışan bir Kürt kadını karşısında, 'İsteğini türkçe söylesin, o zaman dinlerim..' deyişindeki hoyratlığını yurt dışında ekranlardan izlemiştim, hayretler içinde..
Osmanlı'nın son döneminde emperyalist güçlerin, Osmanlı'nın Müslüman halkları arasında da uyandırdığı, şeytanî ırkçı ve kavmiyetçi cereyanlar, sonunda 'ulus-devlet' fikrinin Müslümanlara ârz olması kardeşlerin birbirinden uzak durması musibetini getirdi .. Bunun tedavisi de ancak, aynı kalp dilini ve aynı inanç potasında kaynaşıp bütünleşmekten geçer.
Osmanlı'nın 600 küsur yıl devam eden devlet geleneğinde son yarım asrı çıkarırsak, o asırlar süren hükûmetinde, en güçlü tarafı, üzerinde hükümfermâ olduğu hiç bir halkın dinine, diline, inancına müdahale etmeyişidir.