AKİT MENÜ

Gündem

Türk Devletleri Teşkilatı milletimizin heyecanıdır

Rusya Müslümanlarının Merkezî Dinî Nezâreti Türkiye Fahrî Temsilcisi Cafer Sadık Özlevent, Türk Devletleri Teşkilatı’na ilişkin Akit’e yaptığı açıklamada, “Türk Devletlerinin teşkilatlanması ile yalnız 6 devlette olan değil çeşitli devletlerde olan Türk kardeşlerimiz de bu teşkilatın manaen mensubu olmuşlardır. Bu teşkilat 30’u aşkın Türk boylarının milletlerin devletlerdeki oluşmuş olan topluluklarını sevindirmiş ve heyecanlandırmıştır” dedi.

Güncelleme Tarihi:

Türk Devletleri Teşkilatı’nın kurulmasıyla tarihi bir adım atıldı. Gelecekte önemli açılımlara ve atılımlara vesile olacağına inandığımız teşkilatın yankılarını Rusya Müslümanlarının Merkezî Dinî Nezâreti Türkiye Fahrî Temsilcisi Cafer Sadık Özlevent ile konuştuk.

Türk Devletleri Teşkilatı neyi amaçlıyor ve bu birlikte hedefler nelerdir?

- Türk Devletleri Teşkilatı olarak yıllardır ifade edilen çeşitli zamanlarda da gerçekleştirilen ve son yüzyılımızda da özlemle beklenilen ve son 50 yılda arzulanan bu teşkilat bu beraberlik bizi çok sevindirmiştir. Türk Devletleri Teşkilatı, bugün kabul edildiği ismiyle kulaklarımıza çok hoş gelmiş ve bunu bütün Türk âlemine “Hayırlı olsun” dileklerimi iletmek isterim. Türk devletleri içinde barındırdığı topluluklarıyla birlikte hayalleri, rüyaları olan ve bunu gerçekleştirmek için yıllardır bekleyen bir topluluk. 1976-1978 yılları arasındaydı ki İstanbul’da bir cemiyetin mensubu olan Tatar bir ağabey, İstanbul’dan kalkarak Moskova üzerinden Özbekistan’a gitmişti. Çeşitli Türklerle, milletlere mensup kardeşlerimizle, devlet mensuplarıyla görüşmüştü. Ve döndüğünde izlenimlerini bize anlatmıştı. Aradan 1,5-2 yıl geçtiğinde, o kardeşlerimizden biri İstanbul’a geldi. Demişti ki: “Türk Devletlerinin teşkilatlanması hususunda sizin programınız nedir?” Yani bu isme, 1976’lı yıllarda SSCB yönetimi altında olan bir millettaşımız bunu düşünüyor, hayal ediyor ve bunun yaşanmasını arzu ediyordu. İşte, böylesi bir aşk ve heyecan toplulukları çok farklı bir beraberlik içerisinde gerçekleştirmiştir. Dolaysısıyla bu cumhuriyetlerdeki kardeşlerimiz 6 cumhuriyetin tesis ettiği bu teşkilat 30’u aşkın Türk boylarının milletlerin devletlerdeki oluşmuş olan topluluklarını sevindirmiştir. Ve yalnız 6 devlette olan değil çeşitli devletlerde olan kardeşlerimiz bu teşkilatın da manaen mensubu olmuşlardır. Bu münasebetle 1980’den beri yakinen takip ettiğim yurt dışı Türkleri ve dini idarelerini incelerken işte bu heyecanı kendi bünyesinde yaşamış ve de bunu paylaşarak yaşatmaya çalışmış bir kardeşiniz olarak Türk Devletleri Teşkilatı’nın işte böyle bir misyonu bugün bizi çok mutlu edecek bir safhaya getirmiştir.

Rusya, Türk Devletleri Teşkilatı’na nasıl bakıyor?

- Rusya Federasyonu, içinde barındırdığı Türk toplulukları ile çok dikkatimizi çeken ve Türkiye ile de irtibatları, yakın ilgileri olan bir ülke. Rusya Federasyonu’na yapmış olduğumuz seyahatler esnasında Kuzey Sibirya’dan tutun Kırım’a kadar dilin çok farklılıklar göstermeksizin kullanıldığını gördük. Ve Rusya, bugün Türkiye ve diğer ülkelerle münasebetleri esnasında Türkiye’nin daha başat bir fonksiyonunu ortaya koyduğunu görmekteyiz. Bu görünen tablo, Rusya Federasyonu’nun bünyesinde yaşadığı topluluklarla olduğu gibi diğer ülkelerle de irtibatında bir yakınlık kurmaktadır. Bu münasebetle bizler, hemen her şeyin çabucak gerçekleşmesi, oluşumunu sağlaması gibi bir heyecana kapılmamalıyız.

Ülkelerin kendilerine göre şartları, yapıları ve bünyesinde oluşturduğu vatandaşlarının da kendi hususi şartlarını göz önüne almamız lazım. Rusya Federasyonu böylesi bir hayatın ve münasebetlerin içinde Türkiye ve diğer cumhuriyetlerle de çok yakın bir irtibat halinde. Ama bu irtibat bizim yaptığımız çalışmalara mani teşkil etmemekte.

Erdoğan öncesi birlik teşebbüsleri olmuş mu?

- Süleyman Demirel ve Turgut Özal dönemlerinde, o ülkelerden gelen ve o ülkelere gidip, toplantılar yapan kişilerin gayretlerinin yanı sıra ne yazık ki bürokrasinin de engellemesiyle çok müsmir bir hale gelememiştir. Böylesi bir tablo da heyecanlandığımız Türk Birliği ve Türk Devletleri Teşkilatı’na ulaştıran bu heyecanlı gidiş ümitsizlik vermemelidir.

Ümidi artıran gelişmeler var diyorsunuz öyle mi?

- Rusya Federasyonu, özellikle üniversiteler bünyesinde dini idareler çapında çok güzel birliklerini ve beraberliklerini sürdürmekteler. Bendeniz, Rusya Müslümanlarının merkezi dini nezareti olan 230 yıllık Sedom’un Türkiye ve civar ülkelerdeki temsilcisi olarak ve de Urfa’da ki İslam Üniversitesinin de temsilcisi olması sıfatıyla buna ümitle bakıyor ve buna her iki ve civar ülkelerinin yöneticilerinin gerçekleştirdiği toplantılar halka ve üniversiteye takdim ettiği fırsatlar bizleri sevindirmektedir.

Rusya, Türkiye ile rahmetli Menderes zamanında başlayan Süleyman Demirel ile gelişen, Turgut Özal ile bir noktaya gelen ve şimdi de bugünkü gayretleriyle çok daha müspet bir yönde devam etmektedir. Bunlar hem teknik sahada gerçekleşmekte. Hem de dini müesseselerin ve üniversite çapında ki ilginin çok faydalı ve meyveli bir dönemini gerçekleştirmekte. Bu münasebetle yaptığımız ve yapacak çalışmalarımızın çok daha faydalı olduğuna ve karşı taraftaki topluluklarla da onlara hissettirmeliyiz.

Rusya Federasyonu’ndaki Müslümanlar kültürel çalışmalar yapabiliyor mu?

- Rusya Federasyonu, daha çok bünyesine barındırdığı topluluklarımızla bizleri birlikte ve beraberlikte oluşturacak fikir ve kültür değişimini, zenginliğini ve hizmetini sunmuş olacağı kanaatindeyim. Rusya Federasyonu’ndaki Kazan’da yaşlı bir kişiyle karşılaşmıştım, o sırada dinlerden sorumlu Bakan’ı ile ikindi namazını camide kılarken iki ihtiyar da orada Kur’an okuyorlardı. Ve namazın akabinde şu cümleyi kullandı: “Rencittik mi efendim?”. “Rencide etmeye değerdi” dedim. Bizler Türkiye’de bazı sebeplerden ötürü böylesi kelimeleri unuturken oralarda Sibirya’nın kuzeylerine elma satarken o duyduğumuz güzelim Türkçe’nin çeşitli aksanlardaki ifadeleri bizi çok yüksek seviyede heyecanlandırıyor.

Rusya Federasyonu bünyesindeki kardeşlerimiz, millettaşlarımız birçok mevkilerde, hizmetlerde görev yapmaktalar. Onun diğer topluluklarla olan kıymetini bilmekteler. Ve Rusya’da bu çalışmaları yakinen takip etmekte ve Kazan, Başkürdistan, Çuvaşistan ve daha niceleri temkinli ve tedbirli kültürel çalışmalarına devam etmekteler.

Türk Devletleri Teşkilatı gelecek zamanlarda daha da genişler mi?

- Rusya Federasyonundaki büyük topluluklarımız, kardeş birlikteliğimiz Türkiye’de ki ve diğer 6 ülkedeki kardeşlerimizle çok daha büyük bir boyut kazanacaktır. Başka bir pencereden bakmayı göstermek istiyorum. Suudi Arabistan Riyad Üniversitesindeki ihtisasım esnasında Sudanlı Profesör Süleyman, bana Sudan’da Türklerin olduğunu söyledi. Beyaz tenli olduklarını, Türkçe’yi unuttuklarını Arapça konuştuklarını da ilave etti. Ben de “Evet, orada Türkçe’yi unutmuş kardeşlerimiz var ama sizin de Arapçayı unutmuş Sudanlı Türkçe konuşanlarınız Manisa, Akhisar, Beyova ve İzmir’de var” dedim. Tunus’ta üniversitede bulunduğumda, üniversitede bir genç yanıma yaklaşıp dedi ki: “Ben yeniçeriyim yani inkişariyim, ben Tunus’a gelen Türk ordularının torunuyum.”
Bizim yalnız Rusya Federasyonun’da, Çin ve Adriyatik arasında değil daha başka boyutlara da uzanmış topluluklarımız var. Dolayısıyla, bu beraberlik ve bütünlük inşallah Türk Devletleri Teşkilatı’nın içerisinde nasıl ki 20-30 yıl önce düşündüğümüz ama gerçekleştirmede ihmale uğramış, ümitlerimiz kaybolmadan bugünü beklediysek bundan sonraki toplulukların da iştirakiyle, ilhakıyla çok daha zenginlikler kazanmış olacağız.

Türk Devletleri Birliği, küresel güçlere nasıl bir mesaj veriyor?

- Türk Devletleri, küresel güce karşı bir mesaj vermekte, tabii. Fakat bu mesaj temkinli davranılan ve dengeleri muhafaza eden bir tarzda devam ediyor. Birçok ülkeler arasında ifade edilen Türkiye’nin takdir beklediği, mesela Arap ülkelerinden, halkımızın içerisinde bazıları “Onlar da bizi desteklemiyor” gibi bir serzenişleri var. Tabii, bu serzeniş bir arzu, bekleyiş ifade etmekte. Türk devletlerinin de kendi ilişkileri de belirli zamana yayılmış olarak görüyoruz. Bunun hemen gerçekleştirilecek şekilde olması mümkün değil. Çünkü topluluklar yönetimleriyle birlikte bir kıymet ifade ediyorlar. Bu birliktelik, beraberlik zaman içerisinde nasıl ülkemizde gerçekleşen hakikatlere kucak açıyorsa, o ülkelerde de diğer küresel güçlere göre bir hareketlenme fark edilmekte. Fakat bunu birden beklemek söz konusu olamıyor. Çünkü o ülkelerde ki fikir dünyası, kültür hareketler, ticari ve siyasi münasebetler bazı bürokratik engellemelerin de tesirinde kalarak yavaş yavaş sürmekte. Tabii ki, böyle bir ümitsizliğe kapılmamak gerekiyor. Ümitvar olarak, küresel gücün kendi ülkelerimizdeki yurt içinde ve yurt dışındaki beyinlerimizle fark edilen çok büyük bir potansiyeli var. İşte bu potansiyel artık ümit verici ve güç kazandırıcı bir şekilde ülkelerine yansımaktadır. Ve küresel gücün, entrikalarını, yıllardır elde ettiğini, edindiğini bugün bu toplumlara karşı bir koz olarak kullanma da tereddüde düştüğü safhaları var.

Türk dünyasındaki yeni nesiller küresel güçler tarafından kurgulanan oyunların farkında mı?

- Elbette ki, küresel güçler yılmadan, usanmadan bu ülkeler üzerinde hesaplamalar yapmakta iseler de 30-40 yıldır çeşitli şekillerde çeşitli ülkelere yayılmış gençlerimizin ülkelerine dönüşlerini çok yakinen görüyoruz. Velev ki, yurt dışında kalsalar bile küresel gücün kendi ülkeleri için ne yapmak istediğinin farkındalar. Bu bizim için büyük bir avantaj. Ülkemizde bunun farkındayız. Çeşitli sahalardaki arkadaşlarımızın çalışmalarına katkı sağlayan bu potansiyel güç diğer ülkelerde de küresel karşı gerçekleştirileceği düşüncesindeyim. Küresel güç, 2 asırdır edinmiş olduğu imkânları çok iyi bir şekilde kullandı. Bizler ise bugün kendi şahsiyetimizi, varlığımızı müdrik bir şekilde tavır koymaya başladık. Elbetteki, kaba bir tebliğ ve güç tavrıyla değil ilm-i siyaset içinde sabırla gelinen teknik seviyelerdeki başarılar bizi ümitlendiriyor ve heyecanlandırıyorsa elbette eksiklerimizle birlikte dilde, işte, fikirde, Gaspıralı’ya rahmet olsun bu sistemi artık bir başka gençlik yapısı içinde görmeye başladık.

Z kuşağı dedikleri bu kuşağa gelin bizde bir isim verelim. Bu kuşağı kendilerimizin dışında görmeyelim, ülkelerimizin küresel güce karşı hazırlanmış bir “Zirve kuşağı” olarak tanıyalım. Toplumumuzda potansiyelimizin güçlü olduğunu görelim.

Türk Devletleri Teşkilatı bir isimle de başlasa 30 yılın 50 yılın bir serencamı olarak herkesin katkısı bir tuğlasıyla bir noktaya geldi. Bu geldiği nokta artık bizim de tavır koyacağımız, ifade edeceğimiz işte “Ben de burada varım” diyebileceğimiz bir safhaya getirdi. Bu bizim için ümit ve umut verici bir tablo olsa gerek.
Birçok sahada eksiklik var. 50 yıl önceki dikkatsizliklerimiz yok artık. Bir kısmı akademik, ticari, siyasi, idari sahalarda hamleler var. Hatalar ve eksiklikler de var. Ama Türkiye Cumhuriyeti devletinde olduğu gibi diğer Türk cumhuriyetlerinde de olduğu gibi küresel güçlere karşı bir duyarlılık artık gerçekleşti. Bu duyarlılığı bir merhale daha ileriye götürerek kendi dünyamızdan, işte buna Adriyatik’ten Çin’e kadar anlayalım, isterseniz Turan birliği olarak anlayalım veyahut bir başka şekilde kavrayalım güçlü bir şekilde yakmadan yıkmadan, dağıtmadan kırmadan, üzmeden bu çalışmaların bir neticeye varacağı kanaatindeyim.
Küresel güçler, bizim 100 yıllık yapımız içinde çeşitli zamanlarda yapamadığımız “yapamazsınız, gerçekleştiremediğiniz, sizin imkânlarınız buna el vermiyor” denildiği, bizden evvel ki nesillerimize nispetle bizim ve bizim arkamızdan çok şükür yurt içinde ve yurt dışında buna belirli bir seviyede dur diyecek noktadadır. “Türk Dünyası ve Türk Devleti Teşkilatı” ismiyle isimlenen bu devletlerin yanı sıra az önce de ifade ettiğimiz gibi 30-40’ı aşan şu an da ki ülkelerde bulunan topluluklarımız, dinleriyle, çeşitli inançlarıyla, örfleriyle ve töreleriyle bugüne çok zengin bir şekilde geldi ve bundan sonrada gideceği kanaatindeyim.

Bu birliktelik geleceğe dair ümidi artırdı değil mi?

- Türk Devletleri Teşkilatı, ismi altında toplanan ve daha geniş çerçevesiyle dünyanın her bir köşesindeki kardeşlerimizin ümitle, umutla bir huzur içerisinde gerçekleştireceği verimliliği hasretle beklemekteyiz. Bu teşkilat bugün ve yarın olarak değil, nasıl ki yıllar önce nice emeği geçen zevatın gayretleri kendileri tarafından görülemese de, onlar meyvesini kim toplarsa toplasın düşüncesiyle emeklerini, gayretlerini sundular. Bizlerde böylesi bir davranışla Türk Devleti Teşkilatı’nı kutluyor, hayırlar diliyoruz. Ve Aksakallı başkanına da kolay gelsin diyoruz. Yıllardır içinde yaşattığımız ümidi büyük bir coşkuyla, sabırla, gayretle, aşkla, heyecanla bir gençlik aşısı gibi hepimize yayılmasını diliyorum.

Bu birliktelik Türk dünyasında nasıl bir yankı uyandırdı?

- Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde ve bütün topluluklarda yaşayan kardeşlerimiz hakikaten büyük bir heyecan içerisindeler. Bu heyecanın hakkını vermeyi, her sahada gayretimizle süslemeyi bekliyoruz. Bu heyecanı kendimiz göremesek bile görmeyi arzu ediyoruz. Bizden sonraki evlatlarımızın daha ileriye taşıyacağı devlet büyüklerimizin, devlet ricalinin, akademik camianın, din hizmetlilerinin ve bu hizmetleri sürdürmesi hepimize vazife olarak kalacaktır.

Türk Devletleri Teşkilâtı Sezai Karakoç’tan istifade etmelidir

Yakın zamanda kaybettiğimiz Sezai Karakoç Türk Devletleri Teşkilatı’nın önemli olduğunu ve daha çok üzerinde durulması gerektiğini söylemiş. Hem merhum hem de bu fikri üzerine ne dersiniz?

- Sezai KARAKOÇ her defasında görüşmelerimizde Türk Dünyası seyahatlerimi sorar ve gelişmeleri yakinen takip ederdi. Eserlerindeki Türk Dünyası mefkûresi gençlik yıllarımızdan beri bizleri daha geniş çapta düşünmeye sevk etmiştir. Türk Devletleri Teşkilâtı organizasyonu Üstad Sezai KARAKOÇ’un sevincini ve ümidini arttırmıştır. İslam Ülkeleri Teşkilatının geçmiş yıllara nispetle katettiği mesafe göz önündedir. Türk Devletleri Teşkilâtı yeni kuruluşuna rağmen çok mesafe almış bir başlangıçtır. Ayrıca Rusya Federasyonunda yaşayan toplulukların barış ve tesanüd içersinde yaşamalarını anlattığımda binlerce cami inşasının da gerçekleşmesi ayrıca sevincini artırmıştı. Türk Devletleri Teşkilâtı Sezai KARAKOÇ’tan çok istifade etmelidir.

Merhum Sezai KARAKOÇ ve onun yakın sohbet halkasındaki arkadaşlarımızdan istifade ile Üstadın anlattıkları göz önüne alınarak sizin gibi hassasiyetle değerlendiren yazarlarımızın teşviki, fikir dünyamıza katkıda bulunacaktır.

Yorumlara Git

Yolcusunun ‘Haram’ uyarısına ‘Ben Müslüman değilim’ demişti! Turisti dolandıran taksici men edildi!

Kılıçdaroğlu'ndan kritik zirve öncesi vizyon çıkışı! Ankara'daki NATO buluşması için net mesajlar verdi!

Yapay sisle serinlik dönemi! Çatılardan püskürtülen suyla sıcaklık 8 derece düşüyor

Hafta sonu planı yapanlar dikkat! O illerimiz için yağış uyarısı geldi

Siyonistlerin hamisi ABD'den Bahreyn'de sahte barış tiyatrosu! İran sinsi oyunu dünyaya ifşa etti.