AKİT MENÜ

Ekonomi

Helal ürünlerde hile olmamalıdır

Dünya Helal Birliği Genel Başkanı Ahmet Gelir, firmaların hileli ürün üretip satmaktan kaçınmaları gerektiğini vurguladı. Gelir, “Helal ürünlerde hile olmamalı. Helal ürünler İslam inancına uygun prosesle topraktan sofraya gelmeli” diye konuştu.

Buğra Kardan

7 kıtada helal ürün arayışı artıyor. Ülkeler ve firmalar, helal ile tayyib ürün üretip satmak için yarışıyor. Dünya Helal Birliği Genel Başkanı Ahmet Gelir, Yeni Akit’e yaptığı açıklamada bu yarıştan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Medeniyet projesi

“Dünyada helal çalışmaları bir medeniyet projesidir” diyen Gelir, şunları kaydetti: “Biz bir milletiz, İslam milletiyiz. 1 milyar 860 milyonluk bir milletiz. Üretip tükettiğimiz ürünler ve hizmetler için standart uygulamalarına her yıl 16 milyar dolar ödüyoruz. Bu meblağın 1 milyar dolarını kendi milli kuruluşlarımıza veriyoruz. O da her ülkede yok; Türkiye, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan, İran ve Malezya’da var. Ne yazık ki 16 milyar doların 15 milyar dolarını standart uygulamaları için İngiltere, Fransa, Amerika, Almanya ve İsrail’e ödüyoruz. Şu hakikat ki standart çalışmaları çok özel bir alan. Bu çalışmaları çok önemli görüyoruz. Çünkü bu çalışmalar, yeni bir iklim inşa edecek. İslam milletinin kardeşliğini perçinleyecek. Standart çalışmalarında ilk genel faaliyetlerin ardından evvela miktarımız, varlığımız kayıt altına alınmalı. Medine şehir devletinde yapılan çalışmalar doğru idi. Yol, o yoldur. Biz kardeşiz.”

7 trilyon dolarlık ekonomi

“Dünyada 7 trilyon doları kontrol eden şu anki çalışmalar İslam milleti tarafından tam bilinemiyor, henüz anlatılamıyor” ifadesini kullanan Gelir, şöyle devam etti: “Türkiye olarak da şu anda 100 milyar doları kontrol eden bir durumdayız. Bu, yolun başı sayılır. Zira gıda, tarım, turizm, enerji, kozmetik, finans, hizmet yeri, lojistik kapsamlarının tamamı gayretle ve dikkatle çalışma bekliyor. Helal çalışmalarını gıdaya, gıdayı hayvansal ürünlere, hayvansal ürünleri kesime teksif etmek meseleyi ya bilmemekten ya da geleceği görememekten ileri geliyor. Bu çalışmalar helal gıda değil, helal ürün de değil; helal hayatla ilgilidir. Şu anda taleplere göre ele alınan helal çalışmalarında ihracatın ayrıca motive güç olduğunu biliyoruz. Standart çalışmalarında ISO, BRC, IFS gibi kuruluşlar yanında ‘helal’ adlı yeni, uluslararası bir kavram gelip oturdu. Biz, Dünya Helal Birliği’nin 37 ülkedeki temsilciliklerinde aynı standart çalışmalarının kabulü için gayret gösteriyoruz. Bu çalışmalar için devletlerin yapması gerekenler var elbette. Devletler özellikle Türkiye Cumhuriyeti gerekenleri yaptı, yapıyor. Ancak bu bir millet çalışmasıdır. Milletin ürünlerin ve hizmetlerin menşeilerine dikkat etmeleri de şarttır. Örneğin ilaç olarak kullanılan malzemelerde çok gerilerdeyiz. Pandemi döneminde inancımıza göre yasak olan alkolü cami kapılarımıza koymaktan çekinmedik. Zira, ilim erbabı çalışmadığı için ‘Mecburiyetler’ deyip geçtik.”

Katkı maddelerine dikkat

Müslümanlara “Hayatın her aşamasında hilesiz, zararsız, İslam İnancına uygun ürünlere ve hizmetlere ulaşmak için bir gayretimiz olmalı” diye seslenen Gelir, şu uyarılarda bulundu: “Helal ürün ve hizmetlerde hile olmamalıdır. Hile ürünün aslını bozmaktadır. Hile, üreticinin malına haksız kazanç katmaktadır. Helal ürünlerde ve hizmetlerde zarar olmamalıdır. Özellikle ürünlere ilave edilen belli katkıların zararları takip edilip gıdalardan uzaklaştırılmalıdır. Üreticinin ürününü rafta daha uzun tutabilmek için kullandığı katkıların tüketicinin sağlıklı hayatını kısalttığı bilinmelidir. Yeterli doktorumuz var, yeterli hastanelerimiz de. Ama hastalıklar çeşitlenip çoğalmakta, önü alınamaz bir yola girmektedir. Tabii kıvam artırıcılar, renklendiriciler, tatlandırıcılar ve de koruyucular ele alınmalıdır. Helal ürünler ve hizmetler İslam inancına uygun prosesle topraktan sofraya gelmelidir. Her ne kadar gıda gibi ele alınsa da helal çalışmalarının bir standart çalışması olduğu unutulmamalıdır. Standart üretim için öncelikle her ürünün ve hizmetin aslına, özüne, eski ifadeyle künhüne vakıf olmak gerekiyor. Ürün tanımak için bilgi, beceri ve deneyime ihtiyaç var. Bilindiği gibi dünyada ilk standart 1502 yılında Kanunname-i İhtisabı Bursa fermanıdır. İkinci Beyazıt’ın bu fermanı, bugün bile hayranlık uyandıran özellikler taşımaktadır. 1502’den bir zaman sonra bilgiyi, beceriyi, tecrübeyi, en önemlisi insanı yaşatma idealini unuttuğumuz için standartları batı tarafından uygulamıştır. Batının doğrusu doğrumuz olmuştur. ‘Ne önemi var’ diyebiliriz ama dışarıdan aldığımız her standart bizi maddi anlamda zayıflatmaktadır.

Pahalı olmamalıdır

Öbür taraftan helal ürün ve hizmet belgeli ürünler daha pahalı olmamalıdır. Bu mevzu, yeni bir sömürü aracı haline getirilmemelidir. Helal belgelendirmede standart yanında Dünya Helal Birliği uygunluk kriterleri de mevcuttur. Bu soru listeleri zaman içinde revize edilecektir. Yeni soru alanları da çalışılacaktır. Kuşkusuz, akreditasyon çalışmalarına değinmekte yarar var. Türkiye, Helal Akreditasyon Kurumu (HAK) adlı bir kurum oluşturmuştur. HAK, iyi çalışmalar da yapmaktadır. Ancak doğu toplumlarında ‘Biz kuralım bir yıl sonra Türkiye’yi kontrol ediversin, beş yıl sonra milyar dolarlar getirsin’ şeklinde bir anlayış mevcuttur. Bu çalışmalar o kadar kolay değildir, unuttuğumuz kendi hayat nizamımızın projesidir.”

Yorumlara Git

Hürmüz Boğazı'nda namlular birbirine döndü: ABD petrol tankerlerini vurdu

Bakan Çiftçi’den yeni nesil çetelere gözdağı: Sokaklarda huzur dönemi başlıyor

İsrail Lübnan'da öldürmeye devam ediyor

FETÖ’nün Falcon kamuflajı deşifre oldu

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan yeni atamalar! İki kurumun başkanı değişti