AKİT MENÜ

Gündem

COP 22 Bakanlar oturumu gerçekleşti

Türkiye'nin ev sahipliği yaptığı 22’nci Barselona Sözleşmesi Taraf Ülkeler Toplantısı Antalya'da gerçekleştirildi.

Güncelleme Tarihi:

 Ertuğrul Şahan  Antalya 

Antalya'da gerçekleştirilen 22’nci Barselona Sözleşmesi Taraf Ülkeler Toplantısı konuşmasını Türkiye Cumhuriyeti Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum yaptı. 

İşte Kurum'un konuşmasından satırbaşları;

Antalya'nın geleceğini anlatan Kurum, "Ev sahibi ülke olarak, 22’nci Barselona Sözleşmesi Taraf Ülkeler Toplantısı kapsamında sizleri Türkiye’de, Antalya’da ağırlamaktan duyduğum mutluluğu, bugünkü toplantımız vesilesiyle, tekrar ifade etmek istiyorum.

Bizlere pek çok uygarlığı hediye eden Akdeniz’in gözdesi Antalya’mıza hoş geldiniz, safalar getirdiniz. Bakanlar Oturumunu gerçekleştireceğimiz bugün, aynı zamanda, COP 22 Toplantılarının da üçüncü günü.

İki gün önce başlayan toplantılarımızda, Mavi Akdeniz’in geleceği adına birçok tematik kararı görüştük, değerlendirdik.

Mevkidaşlarımızla bu kararlar hususunda birebir görüşmelerimiz oldu. Bugünkü toplantılarımızdan sonra nihai kararlarımızı verecek ve Antalya Bakanlar Deklarasyonunu oylamaya sunacağız. Burada şunu da vurgulamak isterim. Bütün çalışmalarımızın önemli bir paydaşı olan gençlerimiz, İstanbul’da bir araya gelerek, Akdeniz’in geleceği içim hazırladıkları “Gençlik Bildirgesi”yle Deklarasyona katkıda bulundular. Ben 21 Akdeniz ülkesinin her bir gencine huzurlarınızda teşekkür ediyor ve hepsini burada hep birlikte alkışlıyoruz." ifadelerini kullandı.

Murat Kurum, iklim değişikliğinin ülkemizdek öneminden bahsetti. "Avrupa, Afrika ve Asya kıtalarıyla çevrili Akdeniz, yüzyıllar boyunca insanlık tarihinin hep buluşma noktası olmuş, dünya tarihine yön veren önemli medeniyetlere beşiklik etmiştir.

21 ülke ve 520 milyon nüfusa ev sahipliği yapan Akdeniz, 11 bin 700’ü endemik olmak üzere 25 bin bitki türüne, 17 binden fazla deniz türüne yuva olmaya devam ediyor. Bugün de, yüzyıllardır böylesi zenginliği yüreğinde saklayan Akdeniz’imizi iklim değişikliği ve çevre kirliliğine karşı korumak için bir aradayız. Akdeniz ülkelerinin siz değerli bakanlarıyla, “Mavi Bir Akdeniz’e Doğru: Çöpsüz Miras Bırakmak; Biyolojik Çeşitliliği Korumak, İklim Dengesini Sürdürmek” başlığı altında toplantımızı gerçekleştireceğiz.

Böyle bir temayla COP 22’yi gerçekleştirmemizin esas sebebi; Akdeniz Havzasının iklim değişikliği, kirlilik, biyoçeşitlilik kaybı ve yabancı türlerin baskısı altında olmasıdır. Bu noktada, Akdeniz’de yaşanan bu sorunları çözmek için belirleyeceğimiz yol haritasının çok önemli olduğunu özellikle vurgulamak isterim.

Bu anlamda alacağımız her karar, ortaya koyacağımız her fikir, Akdeniz’imiz ve ortak evimiz dünyamız için bir milat, bir dönüm noktası olacaktır."

İşte Murat Kurum'un konuşmasının tamamı,

Bugün; tüm devletler 4 temel meseleye; kitlesel göçler, terör, pandemi, çevre ve iklim değişikliği sorunlarına çözüm bulma adına; kısa, orta ve uzun dönemli stratejiler geliştirmekte ve hayata geçirmektedir.

Akdeniz Havzası iklim değişikliği açısından en kırılgan bölgelerden biridir. Ülkelerimiz, iklim değişikliği nedeniyle, sıklığı ve şiddeti giderek artan; seller, orman yangınları ve kuraklık gibi büyük felaketler yaşıyor.

İklim değişikliği nedeniyle yaşanılan bu olumsuzluklar ekonomik açıdan büyük kayıplara sebep oluyor. Akdeniz Değerlendirme Raporuna göre Akdeniz’de iklim değişikliğine bağlı olarak ortalama deniz seviyesi son 20 yılda 6 cm yükseldi. Deniz seviyesindeki bu yükselmenin kıyılara ve kültürel miras alanlarına zarar vereceği öngörülüyor. Deniz suyu sıcaklığındaki artış deniz ekosistemlerini olumsuz etkiliyor.

Nitekim ülke olarak; sadece 2021 yılında, iklim değişikliği nedeniyle 3 olay yaşadık. Bunlardan ilki; şu anda bulunduğumuz Antalya ve Muğla başta olmak üzere farklı bölgelerimizde çıkan orman yangınlarıdır. Bu yangınlarda 150 bin hektarlık ormanımız, binlerce canlımızı kaybettik. Diğer ikisi ise; özellikle ülkemizin kuzey illerinde meydana gelen sel felaketleri ve Marmara Denizi’ni kaplayan müsilaj sorunudur.

Bu tablo Akdeniz özelinde iklim değişikliğiyle mücadele önlemlerinin geliştirilmesinin önemini ve aciliyetini göstermektedir. Sadece Türkiye’nin değil, tüm ülkelerin maruz kaldığı bu krizlerin sorumlusu bellidir. Son 200 yılda özellikle gelişmiş ülkelerin, havayı, suyu, toprağı hoyratça kullanarak büyümeleri ve aşırı tüketim nedeniyle bu krizlerle karşı karşıyayız.

Şunu söylemek zorundayım; küresel adaletin yeniden tesis edilmesi için, herkesin, ama en başta dünyamızın içine düştüğü bu iklim krizine neden olanların elini taşın altına acilen, ivedi bir şekilde koyması şarttır!

21 Akdeniz ülkesi olarak; iklim değişikliğiyle mücadelede koyacağımız ortak irade, dünyanın iklim kriziyle mücadelesine de güçlü bir katkı sunacaktır. Burada alacağımız her karar, birlikte yürüteceğimiz her çalışma, sadece 21 ülkenin değil, 192 ülkede yaşanan sorunlara birer reçete olacaktır.

Bu noktada Türkiye’de, bir Bölgesel Aktivite Merkezinin kurulmasının; özellikle Akdeniz Çanağı’nın geleceği için olumlu katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Biz buna talibiz. Bölgesel Aktivite Merkezinin kurulması için tüm dostlarımızın desteğini ve katkılarını bekliyoruz.

Sıfır Atık Projesi

Biz, Türkiye olarak, yaşadığımız tüm bu felaketlerin önüne geçmek adına; tarihi sorumluluğumuz olmamasına rağmen, iklim değişikliğiyle mücadeledeki görevlerimizi kararlılıkla yerine getiriyoruz.

Bu anlamda Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın BM Genel Kurulunda yaptığı açıklamanın hemen ardından Meclis’imizin onayıyla Paris Anlaşması’na taraf olduk.

2053 net sıfır emisyon ve Yeşil Kalkınma Devrimi hedeflerimiz doğrultusunda; iklim değişikliğinin olumsuz etkileriyle mücadelemizde ve uyum sağlama çalışmalarımızda çok daha güçlü adımlar atıyoruz. Ülke olarak, çevrenin korunması adına, uzun vadeli bir planlama yaklaşımıyla çözümlerimizi tüm dünyayla paylaştık.

Ülkemizin en büyük çevre hareketini, aldığı uluslararası ödüllerle sınırları aşan Sıfır Atık Projemizi Cumhurbaşkanımızın Eşi Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendinin himayelerinde, 2017 yılında başlattık. İklim değişikliğiyle mücadelemizin önemli bir ayağı olan bu projeyle bir taraftan doğal alanlarımızı korurken diğer taraftan ülkemizin ekonomisine katkı sağlıyoruz.

Sıfır Atık Mavi Hareketiyle; deniz kirliliğiyle mücadele ediyoruz. Bu kapsamda yürüttüğümüz çalışmalarla 485’i Akdeniz’de olan mavi bayraklı plaj sayımızı 519’a çıkardık. İspanya ve Yunanistan ile birlikte en çok mavi bayraklı plaja sahip olan ülkelerden biriyiz. Ekolojik koridorlarımızla, millet bahçelerimizle, korunan alanlarımızla ve ormanlarımızla yutak alanlarımızı artırıyoruz. Bugün, 19 ÖÇK Bölgemizden 12’si, dünyanın en güzel koylarının yer aldığı Ege ve Akdeniz Bölgelerinde yer alıyor. Tüm bu alanlarda biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik bilimsel çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz.

Çevreye duyarlı yöntem

Büyük Türk Mimarı, Turgut Cansever “İnsanın asıl vazifesi dünyayı güzelleştirmektir” der. Biz Türkiye olarak; Akdeniz’i güzelleştirmemiz için; tüm Taraf Ülkelerin daha etkili, daha hızlı, daha aksiyoner bir anlayışla hareket etmesi gerektiğine inanıyoruz.

Bu kapsamda, UNEP/MAP’in olağanüstü koordinasyonuyla bugüne kadar, Kovid-19 şartlarında dahi çalışmalarımızı başarıyla sürdürdük. Barselona Sözleşmesi ile alakalı gelişmeleri yakından takip ederek gerekli noktalarda katkılarımızı sunduk.

Akdeniz’deki flora-fauna ve habitatları, kıyı ve deniz ekosistemlerini korumak ve geliştirmek için daha fazla bilimsel çalışmalar yürütmeli, çevreye duyarlı bir yönetim sağlamalıyız. Bu noktada Akdeniz’deki koruma alanlarının sayısını ve niteliğini artırma hedefiyle çalışmalarımızı genişleteceğiz.

UNEP/MAP Sekretaryasının yürütücü organları arasında etkin koordinasyonun artacağını ve üye ülkelerin iş birliğiyle faydalı sonuçlar alacağımızı ümit ediyoruz. Özellikle Kovid-19 sonrası değişen dünyada artan tek kullanımlık ürün tüketiminden kaynaklı deniz çöpü artışıyla mücadele, büyük bir önem arz ediyor.

Bu noktada, üretim, tüketim ve imha zincirinin tümünü kontrol altında tutmamız gerekiyor. Kısacası hayatın her alanını ilgilendiren, tam teşekküllü bir mücadelenin içine hep birlikte dâhil olmalıyız.

Çünkü ne yazık ki; deniz çöpleri ve özellikle tek kullanımlık plastikler denizlerimizin, deniz canlılarımızın geleceğini tehdit ediyor.

Böylesi önemli bir hususta, BM Çevre Programı altında, tıpkı Barselona Sözleşmesi gibi, bir sözleşmenin yapılması kaçınılmaz bir gerçek olarak önümüzde duruyor.

Türkiye olarak tüm dünyanın taraf olacağı bu sözleşmenin hayata geçirilmesini destekleyeceğimizi, hatta ilk taraf olan ülkelerden biri olacağımızı özellikle belirtmek isterim. Türkiye olarak, sözleşmenin sekretaryasına da İstanbul’da ev sahipliği yapmaya hazırız.

Akdeniz'in yüzde 10'u koruma alanı ilan edildi

Daha önce, 2013 yılında 18. Taraf Ülkeler Toplantısı kapsamında sizleri Dünya Başkenti İstanbul’umuzda ağırlamıştık. 2013’teki Büro Başkanlığımızda Barselona Sözleşmesiyle Karadeniz’i korumak amaçlı imzaladığımız Bükreş Sözleşmeleri arasında bölgesel işbirliğinin güçlendirilmesi amacıyla bir Mutabakat Zaptı imzalanmıştı.

Bu mutabakat zaptıyla, Çanakkale ve İstanbul boğazlarıyla birbirine bağlanan iki geniş coğrafyada bilgi ve deneyim paylaşımı mümkün oldu.

Yine bu zabıtla, deniz çöpleri için Bölgesel Eylem Planlarının hazırladığını ve uygulamaya koyulduğunu; her iki denizin tek ortak komşusu olan Türkiye olarak; büyük bir memnuniyetle ifade ediyorum.

COP 18 kapsamında kabul edilen İstanbul Deklarasyonuyla; 2020 yılına kadar Akdeniz’in %10’unun koruma alanı ilan edilmesi, kirliliğin önlenmesi, sürdürülebilir tüketim ve üretim eylem planının kabul edilmesine dair önemli kararlara imza atmıştık. Şimdi COP 22 kapsamında; ülkemiz, 2 yıllığına Barselona Sözleşmesinin Sekretaryasının Büro Başkanlığı görevini İtalya’dan devraldı. Önümüzdeki 2 yıllık süreçte, hepimizin ortak değeri olan Akdeniz için çalışmalarımızı kararlı bir şekilde yürüteceğiz. Ben bu yeni dönemin ve 22. Taraf Ülkeler Toplantımızın; ülkelerimiz, Akdeniz’imiz ve tüm insanlık için hayırlı olmasını diliyorum.

Medeniyetlerin annesi Akdeniz

Bugünkü programımız kapsamında Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi, COP 22 ülkelerinin kadın liderleriyle bir araya gelecek. Ardından İstanbul Çevre Dostu Şehirler Ödül Törenine katılacak.

Ben tüm katılımcılarımıza, mevkidaşlarıma, genç arkadaşlarıma “Medeniyetlerin Annesi Akdeniz” için, Mavi Akdeniz için sundukları katkılar için şükranlarımı sunuyorum. Sizlere, Büyük şair Ece Ayhan gibi; “Açın pencereleri açın! Akdeniz'de sabah oluyor! Uzatın ellerinizi! Akdeniz güzelleşiyor!” diyorum. Bu duygularla, sizleri saygıyla, hürmetle selamlıyorum.

Yorumlara Git

Özgür Özel'e soğuk duş! O isimler CHP'de kalacak!

Kur’an kursu öğreticileri mağduriyet yaşıyor!

23 yıllık Türk tekstil devi iflas etti!

2 Temmuz 2026: Günün Ayet ve Hadisi

ABD Başkanı Trump taş attı! "İyi bir NATO ülkesi değil"