Gündem
Gurbetçi Türklerin film gibi hikayeleri!
Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB), 2020’den bu yana Türk dış göçünün kahramanlarının hikâyelerini kayıt altına almayı amaçlayan proje kapsamında, yeni hikâyeler ortaya çıkarmaya devam ediyor. Göç ettikleri ülkelerin ayrılmaz bir parçası haline gelen ve 7 milyonu aşan, Türk Diasporası’nın (Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra diğer ülkelere göç eden Türkler) hikâyeleri oldukça dikkat çekiyor.
Oğuzhan Gültekin Ankara
60 yıl önce Göç ettikleri ülkelerin ayrılmaz bir parçası haline gelen ve 7 milyonu aşan, Türk Diasporası’nın (Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra diğer ülkelere göç eden Türkler) hikâyeleri oldukça dikkat çekiyor.
Türk diasporası gelecek nesillere aktarılacak!
Türk diasporasının yaşadıklarını gelecek nesillere aktarılması hedeflenen ve Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) tarafından başlatılan “İnsan Hazineleri Projesi” diaspora sözlü tarih arşivi genişlemeye devam ediyor. Ayrıca, YTB tarafından projeyi kitaplaştırma çalışmalarına hızla ilerliyor. Bu büyük proje sayesinde ise diaspora hafızası önemli ölçüde kayıt altına alınmış ve Türk diasporasının yaşadıkları gelecek nesillere aktarılmış olacak.
Bir kaç sene hiç Bayram namazı kılamadılar
Yurtdışına bazı sebeplerden dolayı göç etmek zorunda kalan gurbetçi Türklerin hikayelerine değinilirken “Sebahat Işık, babasının işi dolayısıyla oraya göç edenlerden. İsviçre’ye göç ettikten sonra, çocuk yaşta çalışmaya başlamış. Işık orada büyüdüğü için iki kültür arasında kendine yeni bir dünya yaratmış” derken 1972 yılında Fransa’ya giden Ayşe Kula için ise, “Kula, Fransa’ya ilk gidenlerden. Orada yaşadığı zorluklardan gülümseyerek bahsetti. Fransa’yı tanıdıkça ve ülkedeki Türklerin sayısı arttıkça birbirlerine nasıl destek olduklarını ise birçok örnekle anlattı. Ayrıca Kula, orada imam olmadığı için birkaç sene hiç bayram namazı kılınamadığını da ekledi” ifadelerini kullandı.
Bayramın geçtiğini radyodan öğrendiler!
1965’te Almanya’ya giden Şeref Elma’nın hikayesinden örnekler verilirken, “Şeref Elma’nın hikayesinde en çarpıcı noktalardan biri bayramın geçtiğini radyoda tesadüfen öğrenmiş olmasıydı. Şeref Elma hikayesini bana anlatırken o dönem bayrama 3 gün kaldığını zannederken, radyodan bayramın 3’üncü gününe girdiğini öğrendilerini söylemişti” denildi. Son olarak 18 yaşında Hollanda’ya giden İsmet Usta’dan da bahsedilirken, “Usta kendi hikayesini anlatırken uzun uzun kurdukları camiden bahsetti. Caminin aslında Maastricht’te yaşayan genç- yaşlı, kadın-erkek ayrım olmaksızın tüm Türklerin hikâyesinde ne kadar önemli bir yere sahip olduğunun kanıtıydı” denildi.