Ekonomi
Önce saldır sonra kıvır
Başkan Erdoğan ve hükümeti devirmeye yönelik her operasyonu elinde patlayan şer şebekesi, döviz operasyonunun başarısızlığı sonrasında da ‘bu Erdoğan’ın planıydı’ yalanına sarıldı.
YAVUZ SELİM İSTANBUL
Döviz operasyonlarında faiz lobisinin maşalığını yapan azgın azınlık, dolar arttıkça “daha da artacak, 25 lira olacak” dedi. Hemen her gün anket yayınlayıp AK Parti ve Erdoğan’ın oyunun düştüğünü öne sürdü. Erken seçim kampanyaları yapıp mitingler gerçekleştiren Zillet, Başkan Erdoğan’ın açıkladığı kura endeksli mevduat stratejisiyle dövizin bir gecede çakılması üzerine yine aynı söyleme sarıldı. Zillet zihniyeti döviz kurunun iktidar tarafından yükseltilip belirli çevreleri zenginleştirmek için düzenlendiği yalanını dillendirmeye başladı. Siyasi uzmanlar ve yazarlar, Erdoğan’ı deviremeyen darbenin güçlendirdiğini ve Erdoğan güçlendikçe yalancıların kudurduğunu söyledi.
Yenildikçe saçmalıyorlar
Siyaset Bilimci Yılmaz Altunsoy, “hep aynı taktik hep aynı yalan” sözleriyle değerlendirdiği muhalefetin tutumunu şu ifadelerle dile getirdi: “Tayyip Erdoğan ve siyasi partisi aleyhine 28 Şubat sürecinden bu yana kurulan tuzakların sayısı belki yüzlercedir. Bunlardan en bariz olanları 27 Nisan e-muhtırası, suikast teşebbüsleri, 15 Temmuz darbe kalkışması, küresel güçlerin onu devirme hamleleri ve kur operasyonlarıdır. En son kurulan tuzak olan kur operasyonları, Türkiye ekonomisini çökertme ve ekonomik saiklerle Erdoğan’ı iktidardan düşürme planıydı. Küresel güçler ve onlarla iş tutan yerli işbirlikçiler ‘dolar 25 TL’ye kadar çıkacak’ deyip manipülasyonlarla halkı aldattılar. Planları bir gecede boşa çıkarılınca ise bu planları Erdoğan’ın kendisi kurup kendisinin bozduğu ve varlığını sürdürdüğü yönünde saçma sapan bir izah noktasına getiriyor.”
Oyun bozan taktikleri...
Altunsoy, şöyle devam etti: “Yani muhalefet diyor ki biz Türkiye’nin sorunlarını algılamakta ve bunlara çözüm üretmekte son derece aciziz. Biz Erdoğan’ın oyun bozan taktiklerini takip etmekten aciziz, ne yaparsak yapalım bu adam bütün planlarımızı altüst ediyor. Milletin iradesiyle hiçbir şekilde iktidara gelemeyeceğiz bunu anladık, o zaman yeni plan peşinde koşup ‘bu planları Erdoğan kendisi kurup kendisi bozuyor ve halk nezdinde prim yapıyor’ yalanını atalım’ diyorlar. “Bu stratejiyi muhalefetin üretme şansı yok. Muhtemelen üst akıl dediğimiz küresel güçler tarafından bu fikir kendilerine veriliyor ve bunlar da bu yalanları servis ediyorlar. Yandaş medyaları vasıtasıyla da bu yalanları kamuoyuna saçıp, milyonlarca insanın zihnini bulandırıyorlar. Millet İttifakı ve bileşenleri yalan siyaseti üzerine yol alıyor.”
Gazeteci Yazar Tayyar Tercan da, şunları ifade etti: “Doların yükselmesi meselesinde, daha önceki 17-25 Aralık’ta, 15 Temmuz’da ve bütün operasyonlarda başarılı olsalar milletin anasını ağlatacak olan zihniyet başarısız olunca ‘Erdoğan tezgahlamıştı’ yalanına sarılıyorlar. Hiç bıkmadan bu ülkede hala Batı’nın kuklası ve kölesi olarak Anadolu insanına efendilik etme hevesindeler. Bu toprakların ruhuna, inancına, insanına düşman olan ve vatanı Batı’ya peşkeş çekme heveslisi zihniyet ile bu toprakların asli unsuru Müslüman Anadolu insanı arasındaki savaşın göstergesidir bunlar. Karşı taraf hangi tezviratı yaparsa yapsın yalan üzerine kuruludur. Belli güçlerin güdümünde yapıyorlar bu propagandaları. Algı operasyonu yaparak milletin zihnini bulandırarak mücadele yürütmeye çalışıyorlar” sözlerini sarf etti.
Yalancılarla hesaplaşılmalı
Tercan, şöyle devam etti: “Burada yapılması gereken, bu ülkenin ruhuna, toprağına, milletine darbe vurmak isteyen zihniyetin artık susturulması gerekiyor. Bu ülkenin aleyhine, emperyalizmin lehine olan her faaliyete destek verenlerle hesaplaşılmalı. Hiçbir ülke kendi aleyhine olan faaliyete destek vermez. Burada siyasete ve iktidara vurmanın ötesinde ülkeye vurulur hale gelmiştir. Bunu da muhalefet adı altında perdelemeye çalışıyorlar. O tapındıkları Batı’da ne gazetecisi, ne siyasetçisi, ne diplomatı kendi ülkesi aleyhine bir şey yapamaz.”