AKİT MENÜ

Medya

Bu nasıl bir nankörlüktür Mustafa Karaalioğlu?

Makamını kaybedince karakterini de yitiren gazetecilerden olan Mustafa Karaalioğlu, geçmişte övgüler düzdüğü AK Parti'ye yine verdi veriştirdi. Türkiye'nin AK Parti yönetiminde bütün ilişkileri sorunlu bir ülke haline geldiğini iddia eden Karaalioğlu, iktidarın "baskın bir dil" kullandığını da ileri sürdü.

Makamını kaybedince karakterini de yitiren gazetecilerden olan Mustafa Karaalioğlu, geçmişte övgüler düzdüğü AK Parti'ye yine verdi veriştirdi. Türkiye'nin AK Parti yönetiminde bütün ilişkileri sorunlu bir ülke haline geldiğini iddia eden Karaalioğlu, iktidarın "baskın bir dil" kullandığını da ileri sürdü. İşte, savrula savrula Ahmet Davutoğlu'nun Karar gazetesine kadar varan popülaritesini iyice kaybetmiş sözde gazetecinin o hezeyanları:

"(...) Ekonomisi böyle olan bir ülke meselelerini böyle savruk ve gelişigüzel konuşmaz… Önce gerçekle yüzleşir sonra da acı, tatlı gereken her ilacı içer. Uzun uzun tartışır, her sese kulak kabartır, konuşanları susturmaya çalışmaz. Bu ülkenin iktisadı iktidardan, muhalefetten, topyekün siyasetten önce sıradan insanları ilgilendirir. O insanların hayatına, bugününe ve geleceğine tesir edecek kararlar alınırken sessizlik emredilemez. Bilakis, daha çok ses, daha fazla söz ve tartışma zarureti vardır.

Hukuku böyle olan bir ülkede, hakeza. Dedikoduyla, ithamla, yaftalamayla yürüyen yargı sistemini gözardı edip, koskoca bir ülkenin buna kayıtsız kalması beklenemez.

Hamasetin gölgesinde neredeyse konuşulmaz hale gelene dış politika da gündemden bu kadar uzakta kalamaz. Bütün ilişkileri sorunlu ve dolayısıyla maliyetli hale gelen Türkiye’nin, kapıları dünyaya kapatan haline bir çare düşünememek yine o baskın dilin eseridir. Bu aynı zamanda kendi kendimize anlatılan bir sürü gerçek dışı kahramanlık ve başarı hikayesinin ayakta kalmasına yarıyor. Kapanan kapılar ve arkasından örülen komplo teorileri sayesinde bazılarımız dünyayı gerçekten titrettiğimizi zannediyor veya bizim karnımız doyarken gelişmiş memleketlerde insanların açlık ve yoklukla mücadele ettiğine inanıyor.

Yanlış siyaset dilinin üzerine şimdi de dozu artan bir din referansı eklendi. Hep vardı elbette ama bu kadar değildi. En azından kimse enflasyon, faiz ve döviz kurunu mukaddesatla izaha teşebbüs etmemişti. Veya haksızlık ve hukuksuzluklara fetva arayan olmamıştı. Daha dindar olduğunu söylemek veya dindarlığa hürmetkarlığın kampanyasını yapmak bile siyaseten yanlışken, şimdi yaptıklarının din ve Allah adına olduğunu iddia eden aşamaya gelmiş bulunuyoruz.

Siyaset önce seviye kaybına uğrayıp ardından da dine dayandıkça gerçekte olan şey işlerin yolunda gitmediğidir. Kitleleri, itiraz edemeyecekleri veya itirazlarını ifade edemeyecekleri yerden sıkıştırmak, insanların inançlarını -üstelik dinin tek bir yorumu üzerinden- siyasi davranışlarıyla eşleştirmeye zorlamak siyaset sınırlarının dışıdır. Dindar tabana siyaset yapmak, din dilini siyaset diline payanda yapmak değildir. Bunda ısrar etmek, son zamanlarda çok fazla bahis konusu olan “kazanımlar”ın doğallığına zarar verir. Meşruiyete zarar verir ve normal olanı anormalleştirir…

Bu noktaya gelinmişse, olup biteni perdelemek ve dikkati dağıtmak için başka çare kalmamıştır. Aynı zamanda birikmiş, derinleşmiş ve çözümsüz kalan problemlerin üzerine biraz daha toprak atılıyor demektir."

 

 

 

Yorumlara Git

Ahlaksız sapık Epstein'ne benzetilmişti! Sosyal medyada viral olan o adam konuştu

İçişleri Bakanı Çiftçi'den İran sınırı açıklaması: Tüm tedbirleri aldık

İran Devrim Muhafızları Ordusu Sözcüsü öldürüldü

Cevdet Yılmaz’dan ‘iç cephe’ vurgusu: Farklılıklarımız çatışma değil, zenginliğimizdir

Cumhurbaşkanı Erhürman Metsola'ya sert tepki gösterdi Avrupa'dan rezil EOKA kutlaması