Gündem
28 Şubat zalimlerini lânetle anıyoruz
Bugün “Gerekirse bin yıl sürecek” denilen ve Türk tarihine kara bir leke olarak geçen 28 Şubat darbesinin 25. yıldönümü. Milli iradenin tank paletleri altında ezildiği, servetin cuntacılar arasında pay edildiği, İslam’ın mukaddes değerlerini hedef alan zihniyetin failleri tarihin karanlık çöplüğündeki yerini alırken, millet vesayetçileri lanetle anıyor.
Müslümana terörist muamelesi
Takvim yaprakları 28 Şubat 1997’yi gösterdiğinde, kendilerini halktan üstün gören bir avuç megaloman cuntacı paşa, Erbakan önderliğinde kurulan hükümeti istifaya zorladı. Vatanın bölünmez bütünlüğünün konuşulması gereken MGK toplantısı, paşaların ego tatmin ettiği ve milletin iradesine tehditler yağdırdığı şov alanına döndü. Refah Partisi kapatılırken, merhum Erbakan’a ve arkadaşlarına da siyasi yasak getirildi. Bundan önceki askeri müdahaleler, iç güvenlik ve demokrasi bahanesiyle yapılırken, 28 Şubat’ta doğrudan ülkenin asli unsuru Müslümanlar hedef alındı. Müslümanları PKK’dan daha tehlikeli gören 28 Şubatçı komuta kademesi, mütedeyyin insanların en doğal refleksinin bile ‘irtica’ kapsamında değerlendirildi. Samimi Müslümanların tasfiye edildiği bu süreç, takiyeci FETÖ’cülerin devletin kılcal damarlarına sızmasının önünü açtı.
İsrail için yaptık dediler
Sincan’da tankların yürütüldüğü dönemde Genelkurmay Başkanı olan İsmail Hakkı Karadayı’nın darbeden hemen önce, 24 Şubat 1997’de İsrail’e gittiği ortaya çıkmıştı. Darbenin mimarlarından olan dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Bir’in ise darbe öncesi ABD’ye, darbenin hemen sonrasında da İsrail’e bir ziyaret gerçekleştirmişti. 28 Şubat darbesinin başrol oyuncuları Karadayı ve Bir’in ABD ve İsrail’e olan yakınlıkları dikkat çekerken, Çevik Bir, 2012 yılında ABD’nin “Middle East Quarterly” adlı dergisine yazdığı makalede, “28 Şubat’ı İsrail için yaptık” itirafında bulunmuştu.
Halkın refahı cuntacıyı kudurttu
İmanlı bir neslin istikbalinin gasp edildiği meş’um 28 Şubat darbesinin gerçekleştirilmesinin en önemli nedenlerinden biri de vesayet odaklarının musluklarının kesilip, halkın refah seviyesinin artırılmasıydı. Devletin kaynakları ilk defa milletin öz evlatları için kullanılınca, azgın azınlık iyice kudurmaya başlamıştı. Sınırımızdaki Çekiç Güç’ün sonlandırılması ve terör örgütü PKK ile etkin bir mücadele yürütülmesi de darbecilerin harekete geçmesine yetmişti.
Ekonomi ve eğitimde ağır yıkım
Her alanda telafisi mümkün olmayan hasarlar açan 28 Şubat’ta, 19 bankanın içi boşaltıldı. Zararın boyutu dolaylı etkileriyle birlikte 200 milyar doları buldu. İmam Hatip Liselerinin orta kısımları kapatıldı, katsayı zulmüyle İHL ve Meslek Liselerinin önü kesildi, 12 yaş altındaki çocukların Kur’an Kursu’na gönderilmesi yasaklandı, başörtülü kızların eğitim hakkı engellendi. Demokrasi, insan hakları ve hukuk askıya alındı. Liyakatli kadroların tasfiye edildiği kritik yerlere FETÖ’cüler sızdı. Binlerce Müslüman uydurma delillerle zindanlara atıldı. Yüz binlerce insan fişlenirken, YAŞ kararlarıyla mütedeyyin subaylar ordudan atıldı. Hakk’ın ve hakikatin sesi olan Akit panzerlerle basılırken, BÇG ve CÇG gibi oluşumlarla mütedeyyin kesime yönelik kumpaslar kuruldu. 1998-2002 yılları arasında 285 bin 886 aile parçalandı.