AKİT MENÜ

Gündem

‘28 Şubat üzerinden milletin aklıyla dalga geçiyorlar’

Yeni Akit’e konuşan 28 Şubat Öğrenci Derneği Başkanı Emine İlyas, 6 muhalefet partisinin 12 Şubat’taki toplantısında uzlaştıkları mutabakat metnini 28 Şubat’ta açıklama kararına tepki gösterdi. “İnanan tüm kesimi hedef alan, korkutmaya, sindirmeye çalışan bir zihniyetin baş temsilcisinin 28 Şubat üzerinden siyaset üretmesi bu milletin aklıyla dalga geçmektir” dedi.

Rabia Ateş  İstanbul

Türkiye tarihine kara bir lekenin vurulduğu, milletin inancına, iradesine, demokrasiye ve özgürlüklere darbenin yapıldığı 28 Şubat’ın yıldönümünde, Müslümanların yaşadığı zulüm hâlâ hafızalardaki yerini korurken, post-modern darbenin aktörleri bugün kuzu postuna bürünüp 28 Şubat’ı kınamak için en önde gidiyor.

28 Şubat darbesinde, başörtülü olduğu için eğitim hakkı elinden alınan 28 Şubat Öğrenci Derneği Başkanı Emine İlyas, 28 Şubat’ın mimarı CHP, Milli Görüş’ün temsilcisi olduklarını iddia eden Saadet Partisi ve dönemin MGK kararlarını destekleyip bugün 28 Şubat mağduru olduğunu öne süren İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in de aralarında bulunduğu 6 muhalefet partisinin mutabakat metnini açıklamak için 28 Şubat tarihini belirlemesini Yeni Akit’e değerlendirdi. Başkan İlyas, “İnanan tüm kesimi hedef alan, korkutmaya, sindirmeye çalışan bir zihniyetin baş temsilcisinin 28 Şubat üzerinden siyaset üretmesi bu milletin aklıyla dalga geçmektir” dedi.

“Bizi hâlâ hafife alanlara gereken dersi vereceğiz”

İnançlı insanların değerlerini hedef alanlarla mücadele etmeye devam edeceklerini belirten Emine İlyas, “6 muhalefet partisinin bu kararı, inançlı kesimin verdiği mücadeleyi hafife almaya çalıştığının göstergesidir ama biz Kur’an’ın vermiş olduğu talim ve terbiyenin sonucu olarak öncesi ve sonrası arasında sonuç çıkarabilecek bir ümmetin çocuklarıyız. 28 Şubat döneminin ortakları olan CHP-NATO-FETÖ bugün farklı bir senaryo ile karşımıza çıktı. Tüm hayat nizamını Allah’ın emirleri doğrultusunda belirleyen bizler, bundan önce olduğu gibi bundan sonra da değerlerimize saldıranlara, bizi hâlâ hafife alanlara gereken dersi vereceğiz” diye konuştu.

“Hakkınızı aramayın, elinizdeki hakkınızdan da olursunuz”

“Artık mağduriyetler değil müktesebat üzerinden ilerlemeliyiz” diyen İlyas, şöyle devam etti:

Fakat yaşadığımız zulmü de asla unutmamalı ve unutturmamalıyız. Bir derste bir hocamızın gençlere, “Hakkınızı aramayın, elinizdeki hakkınızdan da olursunuz” şeklindeki uyarısını asla unutamıyorum. Halbuki bizler 1997’de başlayan ve 2022’ye kadar olan mücadelemizde hep bize yakışır biçimde hakkımızı aradık. Bu manada çok güzel çalışmalar yaptık. Bir Müslümana yakışır bir duruşla hak arama mücadelemize devam ettik. Yeni nesile, Allah’ın emrini ayakta tutmak adına verdiğimiz mücadelede, güçlünün değil haklının muzaffer olabileceğini gösterdiğimizi düşünüyorum. Bu vesile ile yıllarca bu darbeci zihniyete karşı dik duran Sayın Cumhurbaşkanımıza ve bu mücadeleye omuz veren herkese şükranlarımı sunuyorum.

28 Şubat'ı yaşayanların hikayesi Nilgün Kılıçer:

İlkokul öğretmeni olma hayaliyle, darbecilerin kirli planlarından habersiz bir şekilde ÖSS ve ÖYS sınavlarına hazırlanan Nilgün Kılıçer, yaşadığı mağduriyeti şu sözlerle anlattı: 1997’de İstanbul Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi gibi okullarda başörtüsü yasağı başladı. Bu yasak yavaş yavaş her alana yayılıyordu. Hatta sınavlara bile alınmayacağımıza dair şeyler konuşuluyordu. Korku ve ümit arasında sınavıma hazırlandım. Çok şükür sınavda bir problem çıkmadı. Sınavı kazandığımı gazeteden öğrendim ve ağlayarak babamın boynuna sarıldım. O da ağlıyordu.

‘Yoklamalarda ismimizin yanına 'T' yazarlardı’

Karadeniz Teknik Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği bölümüne kayıt yaptırdığını belirten mağdur Kılıçer, “Okula başladığımda her şey çok güzeldi. Taa ki 1 ay sonra başörtüsünden dolayı kınama cezası alana kadar. Dünyam başıma yıkıldı. Yasağın başlamasıyla herkesin tavrı da değişti bize. Hocalar korkularından bizim tarafa bile bakmıyordu. Bazı hocalar öfkelerini açıkça belli ederek sınıfın huzurunu bozduğumuzu söylerlerdi. Yoklamalarda ismimizin yanına kırmızı büyük harfle “T” yazarlardı. Türbanlı demekmiş. Hangi hoca nasıl tepki verecek diye korkuyla geçer oldu günlerimiz” ifadelerini kullandı.

‘Başörütülü gören dekan fakültede beni kovaladı’

Başörtüsünden dolayı uyarı cezası aldığını ve jakoben anlayışın ikna odalarında ‘işlediği suçun(!)’ siciline işleyeceği şeklinde tehditler aldığını söyleyen Kılıçer, “Sık sık sınıflara girip kimler başörtüsüyle gelmiş diye kontrol ediyorlardı. Bir gün sınavdan çıkıp merdivenlerden aşağı inerken Dekan Abdullah Çavuş beni başörtümle gördü ve aniden durup bana ‘gel’ işareti yaparak beni çağırdı. Çok korktum, çıkış kapısına doğru koşmaya başladım. Arkama baktım şaka gibi o da peşimden koşuyordu. Koca(!) Dekan, fakültenin işlerini bırakmış beni kovalıyordu” dedi.

‘Örgüt’ bağlantısı aradılar

Başka bir sınav çıkışında dekanın kendisini yakalayarak odasına götürdüğünü ve herhangi bir örgütle bağlantılı olup olmadığı gibi birtakım sorularla psikolojik baskı yaptığını belirten Kılıçer, “Laik Türkiye Cumhuriyeti’ne, Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı bir öğrenci olarak......” şeklinde başlayan bir savunma yazmak zorunda kaldığını söyledi. Okul kapısına, tek tek bütün sınıfların önüne askerlerin dikildiğini ve devam eden süreçte başörtüsü yasağına karşı eylemler yaptıklarını söyleyen Kılıçer, “Siyasiler ant içmiş 28 Şubat bin yıl sürecek diye. Mesut Yılmaz, ‘Siyasi hayatıma bile malolsa 28 Şubat sürecek’ naraları atıyordu. Ülkenin gündemi başörtüsü oldu. Kapılara asker diktikleri için derslere giremedik ve devamsızlıktan kalmış olduk” ifadelerini kullandı.

Selma Arslan Doğan:

1994 yılında Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Fransızca Öğretmenliği alanına kayıt yaptırdığını belirten Selma Arslan Doğan, hikayesini şöyle anlattı: 1998 yılının eylül ayında kayıt yenileme sürecinde başı ve boynu açık fotoğraf istediler. Halbuki sadece ilk kayıt zamanı vermiştik fotoğraf. Sonrasında bir daha fotoğraf istenmemişti. Bütün belgelerimiz tam olmasına rağmen başörtülü fotoğrafımızı kabul etmeyerek kayıt esnasında eksik evrak verdiğimiz öne sürülerek kaydımız silindi. Üstelik harç paramızı da almalarına rağmen geri iade edilmedi. Mahkemeye başvurduk arkadaşlarla beraber fakat davayı kaybettik.

“Mahkeme masrafları da bize ödetildi”

Başörtülü arkadaşlarıyla birlikte kendi bölümlerine devam ederken bir yandan da formasyon dersleri aldıklarını söyleyen mağdur Doğan, “Başörtülü olduğumuz için kaydımız silindiğinden biz hem Fransızca öğretmenliği hem de ilkokul öğretmenliği diplomasından mahrum kaldık. 2 Kasım 1998’de Akit gazetesinde benim de ismimin yer aldığı haberde bu durum dile getirilmişti. Davayı kaybettiğimiz içinde mahkeme masrafları bize ödetilmişti” ifadelerini kullandı.

Berra Batur:

Ortaokul ve liseyi açıktan bitirdikten sonra Selçuk Üniversitesi Kimya bölümünü kazanan ve 2. sınıftayken 28 Şubat darbesini yaşayan Berra Batur, sınıflarda dayatmacı zihniyetin kurallarının yer aldığı duyuruların okunduğunu belirterek şöyle konuştu: O malum gün gelince hocalarımız ellerinde bir tutanak kağıdı ile sınıfa geldiğinde kalbimiz boğazımızda atıyordu adeta. Açma kararı alan arkadaşlar malum karara uymuş ve yerlerini almıştı. Peruk takanlar vardı. Bir biz kalmıştık. Ama bir avuç insan olan bizler açan arkadaşlara değil kural koyanlara karşı safımızı belirlemiştik.

“Cumhurbaşkanımıza duacıyız”

Kirli zihniyete karşı mücadelelerini, “Protestolar yapıyorduk. Çok uzun bir süreçti bu çok. Fakat bize denildiği gibi bin yıl sürmedi çok şükür” şeklinde anlatan Batur, sözlerini şöyle tamamladı: Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan da bir kez daha kararlı duruşuyla ellerimizden zorla alınan haklarımızın bizlere iadesi noktasında desteğini ortaya koydu ve hak iadesi yollarını açtı. Bunun için kendisine tüm ömrümüz boyunca hem müteşekkiriz hem de duacıyız.

“Kılıçdaroğlu hangi yüzle bizimle helalleşecek?”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘helalleşme’ çağrısına da değinen 28 Şubat Öğrenci Derneği Başkanı Emine İlyas, şunları söyledi: İktidar olursa, devletimizin büyük uğraşlarla hâlâ temizlemeye çalıştığı örgüt üyelerini hiçbir ayrım yapmadan görevlerine geri başlatacağını söyleyen Kemal Kılıçdaroğlu, hangi yüzle bizimle helalleşecektir? Biz FETÖ ile iş tutanlara, şehitlerimize ve ailelerine küfredenlere sahip çıkanlara hakkımızı helal etmiyoruz. Ülkemizin güneyinde ‘Kürdistan’ hayali kuranlara karşı tezkereye ‘hayır’ diyenlere hakkımızı helal etmiyoruz. Boş sözlere karnımız tok.

Yorumlara Git

ABD Başkanı Trump: İran ile toplantı yarın Doha'da

AK Parti'den İsrail'in skandal 1915 kararına tepki! Soykırım şebekesinin zulmü perdeleme çabası

Nadirattan da olsa doğruyu konuştular… Şeyh Said çağrısına destek yağdı

DEM'li vekiller yine başrolde: Provokatif eylemde flaş bellek gerginliği

Böcek’in özel kalemi Yasin Yellice’den itiraflar! 'Lacivert çantanın içi Euro doluydu'