Medya
Mehmet Metiner, o profesörü yerin dibine soktu
Rusya ve Ukrayna arasındaki savaştaki son gelişmeleri yorumlamak üzere Habertürk canlı yayınına bağlanan Prof. Dr. Hasan Köni, Ukrayna'dan gerçekleşen göçü Avrupa'nın kaldıramayacağını savunurken "Tabii bizim erkekler Ukraynalıların gelmesini bekliyor ama maalesef Avrupa'ya gidiyorlar" demişti. Söz konusu ifadelere çok sert tepki gösteren Mehmet Metiner, Köni'yi utanmazlık ve onursuzlukla itham etti.
Rusya ve Ukrayna arasındaki savaştaki son gelişmeleri yorumlamak üzere Habertürk canlı yayınına bağlanan Prof. Dr. Hasan Köni, Ukrayna'dan gerçekleşen göçü Avrupa'nın kaldıramayacağını savunurken "Tabii bizim erkekler Ukraynalıların gelmesini bekliyor ama maalesef Avrupa'ya gidiyorlar" demişti. Söz konusu ifadelere çok sert tepki gösteren Mehmet Metiner, Köni'yi utanmazlık ve onursuzlukla itham etti. İşte Metiner'in Yeni Şafak'taki o yazısı:
"Ukraynalılar Rusya’nın işgali karşısında can havliyle başta Avrupa ülkeleri olmak üzere bizim ülkemize de sığınıyorlar.
Hepsi değil elbette, kalıp direnenler de var.
Büyük savaşlarda bu böyle olur.
Allah hiç kimsenin başına vermesin.
Yanı başımızdaki kardeş Suriyeliler yıllardan beridir bu zulmü ve dramı yaşıyorlar.
Suriyelilerin kendi idareleri tarafından katliama uğramaları yüzyılımızın en dramatik hadiselerinin başında gelmektedir.
Derin bir insani kriz bu.
Şimdi aynı insani kriz dramatik bir biçimde Ukraynalıların başına geldi.
Filistin hadisesi dramların en büyüğüdür.
Toprakları işgal edilmiş Müslüman bir halkın uğradığı zulümler kelimelerle tarif edilemez.
Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenski’nin İsrail zulmüne ve işgaline destek çıkan sözleri henüz belleklerimizde utanç verici bir belge olarak dururken Ukrayna benzer bir akıbete maruz kaldı.
Zelenski’nin ABD-NATO-Avrupa üçlüsüne fazlasıyla güvenmesinin yol açtığı yıkımı eleştirmek ne kadar gerekliyse sadece buna bakarak Rusya’nın işgal ve kırım politikasını haklılaştırmaya çalışmak bir o kadar gayrı-insanî ve gayrı-ahlâkîdir.
Konu başlığımız elbette bununla alakalı değil.
Ancak bu girizgâh bazı gerçeklerin bilinmesi açısından gerekliydi.
Peki, neyle alakalı başlığımız bizim?
Bu ülkenin saygın bir unvana sahip uluslararası ilişkiler profesörünün bir televizyon kanalında Ukraynalı kadınlar için sarf ettiği utanmazlıkla ve onursuzlukla alakalı.
Ukraynalıların göçüyle ilgili konuşan ünlü profesörümüz analizin bir yerine aynen şu sözleri yerleştiriyor, dudağının kenarına iliştirdiği o utanmazca gülüşle: “Bizim erkekler Ukraynalıların gelmesini bekliyor ama maalesef onlar Avrupa’ya gidiyor.”
Ne bu şimdi?
Hiç yakışıyor mu?
Ukraynalı kadınları utanmazca-arlanmazca bir dille başka türlü bir tanımın içine sokup takdim etmek hangi insanlıkla, vicdanla ve ahlakla bağdaşır?
Ukraynalı kadınlara yönelik bu aşağılık ve müptezel dil, bu ülkenin erkeklerini de başka türlü takdim eden aynı aşağılık ve müptezel anlayışı içkin.
Ukrayna’nın kadınları, Türkiye’nin de erkekleri üzerinden bu tarz ahlaksızca suçlamaların muhatabı kılınması insanlık adına utanç vericidir.
Bizim ülkemizde böyle bir profesöre ders verdirtiliyor olması kadar televizyonlara çıkartılması da ayrıca utançların en büyüğüdür.
Bu utanmaz-arlanmaz yorumu yaptığında o esnada sunucu olarak bulunan hanımefendinin tepki koyarak o zat-ı nâ muhteremi niçin yayından kovmadığına da doğrusu anlam veremedim.
Kadınların uluorta bu tarz yakıştırmaların ve muhabbetlerin konusu yapılabiliyor olmasından utanç duymayanların insanlığından şüphe ederim.
Ülkesi işgale uğramış komşu bir halkın kadınlarının bu tarz bir konuşmanın öznesi kılınması eminim ki savaştan bin kat daha feci bir durumdur.
Eminim ki Ukraynalılar bu sözü kendilerine sıkılan o ölümcül mermilerden daha ağır ve ölümcül bulmuştur.
Zira bir halk, onuru için yaşar.
Bir halkın onuruna yapılan ahlaksız saldırı savaştan bin beterdir.
Kendi adıma o sözün sahibinin bu ülkeye ait olmasından duyduğum üzüntüyü paylaşmak isterim.
Ukrayna halkından özür dilemek bana düşmez ama Ukraynalılar bilsinler ki onların kadınlarına yapılan bu iğrenç ve ahlaksız yakıştırmayı yapan zatın benim ülkemden biri olmasından derin bir utanç duyuyorum.
Bu saatten sonra o herife ders verdirtecek üniversiteyi de konuk olarak ağırlayacak televizyon kanallarını da aynı cürmün ortağı sayarım. (...)"