Gündem
Zillet ile ‘saadet’ olmaz!
Milli Gazete ve Tv5 üzerinden İstanbul Sözleşmesi karşıtı söylemler üreten ve Başkan Erdoğan’ın ifsad sözleşmesinden çekilmeye yönelik imzasını ‘Baskılarımız netice verdi’ diye takdir eden Saadet Partisi yönetimi, ittifak ortakları CHP ve İP’ten yükselen, “İktidara gelince o sözleşmeyi yeniden devreye sokacağız” sözlerini sineye çekmeye devam ediyor.
YAVUZ SELİM İSTANBUL
Türkiye’nin içtimai yapısına dinamit koyan Haçlı Batı ürünü İstanbul Sözleşmesi’ni yeniden yürürlüğe koymayı seçim vaadi olarak dillendiren CHP ve İyi Parti’ye karşı Saadet Partisi’nin sessizliği manidar karşılanıyor. Saadet Partisi yönetimi ile partinin yayın organı Milli Gazete ve TV5’in İstanbul Sözleşmesi karşıtı söylem üretip, kendi baskıları neticesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sözleşmeden çekilme imzası attığını iddia ederken, Zillet İttifakı’ndan farklı sesler yükseliyor. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla eşcinsel sapkınlara sinyal çakan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile İP Genel Başkanı Meral Akşener’in iktidara geldiklerinde İstanbul Sözlemesi’ni Türkiye’nin başına yeniden musallat edeceklerine dair söylemlerde bulunmaları karşısında Saadet Partisi sessiz kalıyor. CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun 8 Mart mesajında konuya ilişkin sarf ettiği sözler aynen şöyle: “Rafa kaldırılan İstanbul Sözleşmesi’nin tekrar uygulamaya konmasını isteriz. Bu bizim temel hedeflerimizden birisi.” İP Lideri Akşener’in Fesat sözleşmeye ilişkin ifadeleri ise şöyle: “Biz burada, İstanbul Sözleşmesi’ni savunurken; sandılar ki, sadece kadınları savunduk. Oysa ki, biz burada; hayatımızın tüm alanlarına, karabasan gibi çöken, bir kötülüğe karşı durduk.”
Sessizlik zilleti
Ne SP lideri Temel Karamollaoğlu ne de partinin yayın organları, ittifakın iri ortakları Kılıçdaroğlu ile Akşener’in sapkınlığı yaygınlaştıran İstanbul Sözleşmesi’ni tekrar yürürlüğe sokma vaadine karşı hiçbir itiraz yükseltememesi vicdanları yaralıyor. Gazeteciler, ittifak toplantısında HDP’yi masa altında tutarak gözlerden kaçıran Zillet’in İstanbul Sözleşmesi hususunda da SP yönetimini masa altına gönderdiğini söylüyor. Saadet seçmenini rahatsız eden ittifaktan vazgeçmeyen Karamollaoğlu’nun; Kur’an kurslarına ‘ortaçağ zihniyeti’ denilmesine, eşcinsel sapkınlar için kanun çıkarılmasının vaat edilmesine ve İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden yürürlüğe sokulacağının söylenmesine suskun kalmasının kabul edilemez olduğu görüşünde birleşiyor.
Saadetçiler için hayal kırıklığı
Saadet Partisi idarecilerinin kendilerini toparlaması gerektiğini belirten Sak, “Türkiye’nin kritik süreçten geçtiği bir dönemde İstanbul Sözleşmesi’ni geri getirmeyi hedefleyenlere koltuk değneği olmaktan vazgeçmesi lazım. Tek meselesi LGBT özgürlükleri olan bu zihniyetle bir arada olmaması lazım. Eğer Saadet Partisi yönetimi bu riyakar politikaların görünmeyeceğini düşünüyorsa büyük yanılgı içerisindedirler. Eğer öyleyse masa altından çıkıp, Kılıçdaroğlu ve Akşener gibi, sapkınların dertlerini birincil sorun gibi gördüklerini beyan etsinler. Böyle bir rezalet olmaz” sözlerini sarf etti.
Duygun: Tek dertleri Erdoğan'a hasetleri
Yüzde 35'in dediği mi yüzde 1'in istediği mi olur?
CHP ile İP’in SP’yi ‘dereyi geçene kadar’ kullanmak üzere yanında tuttuğuna değinen Duygun, şöyle devam etti: “Seçmen olursak bakılırsa; oy oranı yüzde 35 olan CHP ile İyi Parti ‘İstanbul Sözleşmesi geri getirilecek’ diyor. Saadet ise yüzde 1’le ‘biz İstanbul Sözleşmesi’ne karşıyız’ diyor. Olası bu ittifakın başarısı durumunda hangisinin dediği geçerli olur? Tabii ki Saadet’e o durumda laf düşmeyecek. Yüzde 1 oyla ‘sen yerinde otur’ deyip SP’yi silecekler ve umurlarında bile olmayacak. Afedersiniz ama onlar dereyi geçene kadar ayıya dayı deme stratejisini uyguluyorlar. Saadet’in Erdoğan’a öfkesini kendi çıkarları için kullanıyor CHP de İyi Parti de.”