Gündem
Ahmet Taşgetiren’in dediğini yaptım! Kalbime danıştım ‘yumoş olmuşsun’ dedi!
Yeni Akit gazetesi sorumlu Yazı İşleri Müdürü Ali Karahasanoğlu, bugünkü köşesinde Karar gazetesi yazarı Ahmet Taşgetiren'in yazısını konu aldı.
Yeni Akit gazetesi sorumlu Yazı İşleri Müdürü Ali Karahasanoğlu, "Kalbime danıştım, “yumoş olmuşsun” dedi!" başlıklı bugünkü köşe yazısında Karar gazetesi yazarı Ahmet Taşgetiren'in yazısını konu aldı.
İşte Karahasanoğlu'nun o yazısı;
Ahmet (Taşgetiren) abinin dediğini yaptım..
“Bir kalp yazısı” başlığı ile yazdığı yazıyı, sakin bir yere oturup, elimi kalbimin üzerine koyarak okudum..
Sinirim tavan yaptı..
28 Şubat sürecinde Ahmet abinin çektiği çilelerin hatırına, ikinci defa okudum..
Hatta bazı bölümlerini üç defa okudum.
Yanlış mı görüyorum diye, tekrar tekrar okudum..
İşte, tekrar tekrar okuduğum bölümlerden birisi: “Sayın Cumhurbaşkanı’nın doktorlara yönelik ‘Giderlerse gitsinler’ tavrı ne yazık ki tek değil. Bunu mesela Demirel başörtülüler için ‘Suudi Arabistan’a gitsinler’ dediğinde de yadırgamıştık. Muhtemel ki Tayyip Bey de yadırgamıştır o zaman.”
Karl Marks’ı logosunun kenarına koyabilecek kadar marksist gazetede yazan onlarca doktorun ve onlarla birlikte iş tutan TTB yönetiminin oluşturduğu algı ile “Devlette doktor kalmıyor.. Hepsi özele geçiyor” söylemine..
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan cevap veriyor:
“Giderlerse gitsinler. Yeni mezunlarla yolumuza devam ederiz.”
Cumhurbaşkanı’nın “giderlerse gitsinler” dediği doktorların, bir hak mahrumiyetleri var mı?
Devlette çalışmak mecburiyeti getirilip, bu kural istismar ediliyor, açlığa mahkum ediliyorlar mı?
Veya temel bir hakları, özgürlükleri kısıtlanıyor mu? Hayır.
Devlette de çalışabilirler. Özelde de.
İdealist olanlar, en azından belli bir süre, “Devletim bana şu kadar masraf yapmış. En azından 5 sene, 10 sene devlette çalışıp, manevi borcumu ödeyeyim” diyebilir.
Ve sonra özel hastaneye geçebilir.
Daha yüksek maaşla çalışmasını sürdürür.
Kimse devlette zorla tutulmuyor.. (Mecburi hizmeti saymıyorum. O AK Parti iktidarından önce de vardı.)
“Devletten ayrılırsan, doktorluk yapamazsın” diyen yok..
Hatta devletten ayrılan, daha yüksek maaş alıyor..
İşte ona, Cumhurbaşkanı biraz da sitem ederek, “gidersen git” diyor..
Bu cümle, bir dervişin ağzından çıkarsa “Kaba bir cümle” diyerek eleştirebilirsin..
Bir dergahın kanaat önderi söylerse, “Senin idealine aykırı” diyebilirsiniz.
Ama haftanın 7 günü çalışan, bayram bilmeyen, tatil bilmeyen bir cumhurbaşkanı..
Ateistinden komünistine, milliyetçi geçinen bazılarına, hatta dindarlarına kadar.
Toplumun birçok kesiminin, birilerinin oyuncağı haline gelerek haksız yere saldırdığı bir cumhurbaşkanına..
Maaşı, AK Parti iktidarına göre kat kat fazla olduğu halde.. Yine de beğenmeyip, özele gittiklerinde..
“Gidersen git” dedi diye..
Kimsenin çalışma hakkı, temel hak ve özgürlükleri kısıtlanmadığı halde..
Kimsenin kıyafetinden dolayı, kapının önüne konulması sözkonusu olmadığı halde.
Kimsenin inancı, kimsenin siyasi görüşü gerekçe gösterilip, doktorluk yapması engellenmediği halde..
Kimsenin diploması, “Başını açmazsan” veya, “Şu liseden mezun isen” gibi keyfi gerekçelerle iptal edilmediği halde..
28 Şubat’ta, okuma hakları ellerinden alınan öğrencilere, “Suudi Arabistan’a git, orda oku” diyen ahlaksızların sözüyle benzetme yapmaya kalkarsanız..
Bir değil. 10 değil. 1000 defa da o yazıyı okusanız.. Bu yazı “kalp yazısı” değil, “nefret yazısı” olur, Ahmet abi..
Devamında.. Erdoğan’ın cebinden değil, “Devletin kasasından çıkan maaş” ile ilgili bir tartışmada, “Devletin verebileceği bu. Yenisinin hazırlıklarını yapıyoruz. Ama afra tafra yapıp gidiyorlarsa, gitsinler” denildiğinde..
Bu cümleyi alıp..
(...)