Siyaset
Hoca’dan AB’ye demokrasi dersi
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Genel Kurulu’nda ilk kez Türkçe yaptığı konuşmada, Avrupalı parlamenterlere demokrasi, insan hakları ve terörizmle mücadele dersi verdi. Davutoğlu 20 sayfalık konuşmasında, AB ülkelerini Suriyeli mülteciler ve terörle mücadele konusunda ağır ifadelerle eleştirdi.
SERDAR ARSEVEN / STRASBOURG - Başbakan Ahmet Davutoğlu, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Genel Kurulu’nda ilk kez Türkçe yaptığı konuşmada, Avrupalı parlamenterlere demokrasi, insan hakları ve terörizmle mücadele dersi verdi. Davutoğlu 20 sayfalık konuşmasında, AB ülkelerini Suriyeli mülteciler ve terörle mücadele konusunda ağır ifadelerle eleştirdi. Türkiye’nin insani meselelerde vicdanlı bir duruş sergilediğine vurgu yapan Davutoğlu, “Bugün dünya sathında bir insanlık sınavı yapılsa bu sınavı onurla geçecek olan yegane ülke Türkiye’dir” dedi.
Terörün İslam ile yan yana zikredilmesini şiddetle kınadığını belirten Davutoğlu, şöyle devam etti: “Kızılay’da, Ankara’nın göbeğinde otobüs beklemekte olan ve akşam barış içinde ailesine kavuşmak isteyen gençleri, çocukları, torunlarına kavuşmak isteyen yaşlıları canlı bomba ihtiva eden bir arabayla kendisini patlatarak katledenleri, DEAŞ’ın teröründen ayırt edip, onları insancıl bir örgüt gibi gösterme çabalarına karşı insanlık adına buradan haykırıyorum, terör terördür ve kim yaparsa yapsın, hepimiz omuz omuza durmadıkça terörle başa çıkamayız. Bu saldırıları yapanlar belliyken ve o belgeler bütün dünyaya ifşa edilmişken, PKK ya da PYD’yi meşrulaştırma çabaları, DEAŞ’ı meşrulaştırma çabalarından farklı değildir. PKK veya YPG, PYD için Avrupa’nın ortasında para toplama kampanyaları ve propaganda toplantıları düzenlenirken ve bunlar silahla takviye edilirken, terörle mücadele konusundaki dayanışma mesajlarının anlamı kalmamaktadır. DEAŞ’ın Avrupa’daki faaliyetleri bizi ne kadar endişelendiriyorsa, PKK’nın Avrupa’daki faaliyetleri de bizi ve sizleri o kadar endişelendirmelidir.”
PKK’YI HİMAYE ETMEYİN
“Türkiye’de şehirlere hendek kazarak, barikat kurarak, masum sivilleri ve güvenlik görevlilerimizi hunharca katleden PKK, maalesef, Avrupa’nın birçok kentinde meşru bir aktör muamelesi görebilmektedir” diyen Davutoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Hatta demokrasinin ve insan haklarının evi olan bu çatı altında bile bu cani örgütün terör listesinden çıkarılmasına yönelik girişimler yapılabilmektedir. Terör örgütleri konusunda seçici davranmak bazılarına karşı tedbir alıp, bazılarına müsamaha göstermek, ne Avrupa’ya bir kazanç sağlamakta, ne de uluslararası toplumun ortak vicdanına, ortak değerlere uygun bir tabloyu yansıtmaktadır. Terörle mücadelede, istisnalar, derecelendirmeler ve nitelendirmelere yer yoktur. Bir terör örgütünün bir başka terör örgütüne karşı mücadele veriyor olması, o terör örgütünü meşru kılmaz. Bu çerçevede, Avrupa Konseyi bünyesinde ırkçılık ve yabancı düşmanlığıyla mücadeleye yönelik bir platform kurulması fikrinin de tüm paydaşlarla birlikte özenle değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz.”
HDP’Lİ KÜRKÇÜ’YE TOKAT GİBİ CEVAP
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi üyesi HDP’li Ertuğrul Kürkçü’nün İngilizce olarak sorduğu “PKK gerillası ile Türk Silahlı Kuvvetlerinin girdiği müdahaleler nedeniyle 300 kişi hayatını kaybetti, sivillerin hakları ve özgürlükleri güvenlik operasyonlarında ihlal edildi. Suriye savaşından kaçan mülteciler için Türkiye hâlâ güvenli bir ülke mi? Suriye’deki bu çatışmayı nasıl sona erdireceksiniz?” şeklindeki sorusunu şu ağır ifadelerle cevapladı: “Şimdi Sayın Kürkçü, Cizre’de, Silopi’de yaşıyor olsaydı, hani ‘gerilla’ diyerek kendince meşruiyet kazandırmaya çalıştığı PKK’lı teröristlerin kazdıkları çukurların yanlarından geçerek, mayın döşedikleri yolların arasından geçerek okula gitmek zorunda kalan bir çocuğu olsaydı ya da bir yakını, bir günde 10 terörist roketin atıldığı Cizre Hastanesi’nde tedavi görüyor olsaydı ya da Kızılay’da otobüs bekleyen sıradan insanların üzerine yürüyen o canlı bombanın katlettiği kişilerden birinin akrabası olsaydı herhalde PKK’ya gerilla diye bir tabir değil, ‘alçak bir terör örgütü’ derdi. İster DEAŞ ister PKK ister DHKP-C, kim yaparsa yapsın, onu durdurmak benim asli görevimdir ve bu mücadele siz isteseniz de istemeseniz de her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı kendini güvenli hissedene kadar sürecektir. Kamu düzeni Türkiye’nin her köşesinde ikame edilene kadar bu mücadelemiz sürecek.”