Gündem
Kavala’yı bırak Madımak’a bak
Gezi kalkışmasının finansörü ‘Kızıl Soros’ Osman Kavala’ya verilen müebbet hapis cezasıyla ilgili “mahkemenin ilk kararı neden değişti” diyerek yaygara koparan Zillet zihniyeti, hukuksuzluğun vücut bulmuş hali olan Madımak davasındaki skandalları ise görmezden geliyor. Kavala için ‘ilk karar’ diye tepinenler, Sivas mazlumlarına verilen 3-15 yıl arası hapis cezalarının Yargıtay’da bozulup, uyduruk delillerin havada uçuştuğu ikinci yargılamada idam/müebbet cezasına mahkum edilmelerine ses çıkarmıyor.
HABER MERKEZİ
Eski CIA danışmanı Henri Barkey ve Can Dündar’ın da aralarında bulunduğu 9 firarinin dosyasının ayrıldığı davada “Kızıl Soros” Osman Kavala’ya “hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, Mücella Yapıcı ile birlikte 7 kişiye 18’er yıl hapis cezası verilmesine hükmetmesi gündemdeki yerini koruyor. Başta Millet İttifakı bileşenleri olmak üzere Gezi kalkışması destekçisi yabancı servisler ve yerli işbirlikçileri, yargılamadaki ilk kararın beraat yönünde olmasını öne çıkarıyor. Yargıtay’ın bozduğu bu kararın ardından ikinci yargılamada ağır cezalar verilmesini hukuka aykırı olarak yansıtan çevreler, Sivas Davası’nda ise tam tersi argümanları savunuyor.
33 mazlum hapiste çürüyor
Kavala yargılamasında ilk olarak verilen beraat kararının yanlış olduğu gerekçesiyle istinaftan dönmesi üzerine yeniden görülen davadaki müebbet hükmünü diline dolayanlar “ilk karar” diye tepinirken, Madımak davasında Ankara 1 No’lu DGM’nin sanıklara verdiği 3 ila 15 yıl arasındaki cezaların dönemin solcu siyasilerinin baskılarıyla Yargıtay’da bozulup, yeniden yargılama ile uyduruk gerekçelerle 33 mazluma idam/müebbet hapis cezası verilmesine ses çıkarmıyor.
Bu çifte standardı Akit’e değerlendiren Avukat Hüsnü Tuna, şunları dile getirdi: “Osman Kavala hem Gezi hem 15 Temmuz darbe girişimini organize eden, finans desteği veren bir kişidir. Yargılamada son verilen karar tam da Kavala’nın yaptığı eylemlere uyan bir karardır. Önceki karar sonraki karar diye tartışmanın bir anlamı yok. Netice itibariyla bu bir yargı sürecidir. Neticede anayasal düzeni bozmaya kalkışmaktan mahkum oldular. Burada ‘ilk karar uygulanması lazımdı’ şeklinde tartışma yürütmek anlamsızdır. Mahkeme süreçleri bir bütündür.”
Hukuki değil siyasi bakıyorlar
Kavala’nın aldığı cezayı eleştirenlerin olaya hukuki değil siyasi baktıklarını kaydeden Tuna, şöyle devam etti: “Eğer illa “önceki karar daha geçerli olmalıydı” diyorlarsa Sivas davasına baksınlar. Önce insanlara 3 ila 15 yıl arasında ceza verildi. CHP’li adalet bakanı ve HSYK üyelerinin organizesiyle karar bozuldu. Üstelik ikinci karar 28 Şubat sürecinde verildi. Ve ikinci kararda, darbeye teşebbüs yada terörle ilgili hiçbir eylemi olmamaksızın 33 insana anayasal düzeni değiştirme suçundan müebbet hapis cezası verildi.”
Gezi'de devlet hedef alındı
Avukat Cüneyt Toraman da şunları ifade etti: “Sivas davasında iki ayrı dava söz konusu. Birisi mahkeme kendi takdiriyle bir karar verdi, ondan sonra müdahale edilip yeni yargılama yapıldı. Gezi sürecinde ise tek bir dava var. Mevcut yargılamadaki karar üst mahkemede bozularak yeniden görüldü ve yeniden karara bağlandı. Ne ilk aşamada ne ikinci aşamada herhangi bir müdahale olmadı. Müdahaleden söz ediliyorsa, FETÖ’nün yargıdaki etkisinin kırılmadığı birinci aşamada müdahale aranmalıdır. Gezi davasındaki kararlar ciddi delillere dayanıyor. Artık Sivas Davasındaki yargılama gibi tiyatrolar sona erdi. Delil olmadan mahkemeler ceza vermiyor, veremiyor. Madımak katliamı derin devletin müdahale ettiği açıkça müdahale ettiği bir operasyondu. Daha sonra bununla ilgili gizli tanıklar da çıktı ortaya. Aslında biz ilk karara da itiraz ettik. Çünkü o da ağırdı. Burada bir kusurla da olsa ölüme sebebiyet verme söz konusu değildi. Otelin perdelerini tutuşturanın da bir kontrgerilla elemanı olduğu daha sonradan ortaya çıktı. Yargılamanın ikinci aşamasında yargıya çok açık ve net müdahale oldu.
Sivas yargılaması tam bir tiyatro
Gezi davasına baktığımızda ilk aşamada adil yargılama yapıldı da ondan sonra yargıya müdahale edildi şeklinde yorumlamak mümkün değil. İlk yargılama sürecinde mahkemeler bu olayı hafife aldı ve delil yoktu. Daha sonra bu deliller toplandıkça ve şüpheliler dinlendikçe Gezi’nin organize eylem olduğu ortaya çıktı. Sonraki yargılama sürecinde de bunlar mahkemeler tarafından dikkate alındı. Ben ona yargılama bile demiyorum. Tabiri caizse tam bir hukuki tiyatro. Sivas davası sıfırdan bozulup yeniden yargılama yapılmalıdır. Gencecik yaşta cezaevine girip emeklilik çağına gelenler Sivas davasından hâlâ cezaevinde. Cinayet işleyen PKK’lı teröristler on kere tahliye edildi bu davadan sonra. Türk bayraklarıyla yürüyen bu adamların eylemi cinayetten bile ağır kusur sayıldı ikinci mahkemede.”