Gündem
Her kritik dâvâya CHP’den abluka
‘Seyfi Dede’ ve Moğultay döneminde yargıyı partizanlaştıran CHP, bugün de vekiller, teşkilatlar, yabancı diplomatlar, arka bahçe konumundaki STK’lar, ideolojik barolar ve cüppeli militanları aracılığıyla yargıyı baskı altına alıyor. Baskı, şantaj ve hedef gösterme ile Gezi ve İstanbul Sözleşmesi dahil onlarca kritik davada adaletin işlemesi engellenmeye çalışılıyor.
Yavuz Selim İstanbul
Yargı mekanizmasını artık arka bahçesine çeviremeyen CHP, günümüzde bu alandaki hakimiyetini “yargıyı abluka” stratejisini sürdürmeye çalışıyor. ‘Seyfi Dede’ ve Moğultay döneminde yargı mekanizmasını büyük ölçüde partizanlaştıran CHP, AK Parti iktidarında bu tekeli kırılınca yargı bağımsızlığını ayaklar altına alan korkunç eylemlerde bulunuyor. Türkiye’nin geleceğini ilgilendiren davalar, darbelerden ve elebaşlarından hesap sorulan duruşmalar ve Erdoğan’a küfür ve hakaret ettikleri yargılamalarda yargıyı etki altına alabilmek için vekillerle, parti teşkilatlarıyla, yabancı diplomatlarla, yandaş STK’larla, ideoloji bataklığındaki barolarla ve cübbeli militanlık yapan avukatlarla adliyeleri ablukaya alıyorlar.
Yargı mensupları hedef gösteriliyor
Hakim ve savcıların geçmişini didik didik inceleyip en ufak bir ayrıntıyı bile öne çıkarıp yargıçları hedef gösteriyorlar. Ablukaya alıp içeri yığıldıkları duruşma salonlarında slogan atacak kadar ileri gidiyorlar. Herkese lazım olan hukuku bu şekilde baskı altına alıp hukuku iş görmez hale getiriyorlar. Baskıyla ezdikleri kimi hakimler CHP’nin istediği kararları verince “Adil karar” diye tepiniyorlar. Baskı, şantaj, tehdit ve hedef göstermelere rağmen hukuki kararlar veren yargıçlar ise “AK Parti’nin yargısı” gibi iftira ve bühtanlarla karalanıyor. Gezi yargılamasının ardından Danıştay’daki İstanbul Sözleşmesi davasında da aynı metodu uygulayan CHP ve avanesinin baskısına tepki gösteren hukukçular, hakkın hakim kılınması için hakim ve savcıların yalnız bırakılmaması gerektiği görüşünde birleşiyor.
Adliyeler hakkın merkezidir
Hukukçular Derneği Temsilcisi Latif Cem Baran, şunları dile getirdi: “Adliyeler hukukun merkezidir, eylemin, propagandanın, sloganın, hakim-savcının hedef gösterilip afişe edildiği yer değildir. Muhalefetin kontrolünde ve güdümündeki 3-5 kişi ve yapı kendi marjinal ideolojileriyle Türkiye’yi esir alamaz. Kavala hadisesinde de İstanbul Sözleşmesi duruşmasında da diğer benzer davalarda da hep aynısını yapıyorlar. Buna müsaade etmeyeceğiz. Baskılara boyun eğmeyen hakim-savcılarımızı yalnız bırakmayacağız. Hukukun üstünlüğü ve adalete inanan bütün kuruluşlarımızın da aynı tavrı ortaya koymasını ve yargıçlarımızı yalnız bırakmamaları gerektiğini ifade etmek istiyoruz. Bunlara rağmen adalet duygusuyla hareket ederek adil hükümler veren hakim ve savcılarımızı yürekten kutluyorum. Devlet de adliyeler de hakimler de milletindir. Kimse insanlarımızı kandırmaya kalkmasın.”
Seyfi Oktay ve Mehmet Moğultay
Hukuki Araştırmalar Derneği Başkan Yardımcısı Mustafa Vahdet Sürücü de şunları ifade etti: “Hakim ve savcının böyle bir atmosferde hukuka ve adalete uygun bir karar vermesi zorlaşıyor. Böyle bir baskı, kararı verecek olan hakimin genellikle topu taca atma şeklinde bir tavra yönlendirir. Ancak bazı babayiğit ve idealist hakimler atmosfer ne olursa olsun vicdani kanaatine göre kararını cesurca verebilir. Hakimler hedef gösterilmemelidir. Hakim insandır, yanlış yapabilir ancak hakimi baskı altına almaya çalışanlar hep vicdanlı, dürüst, doğru karar veren veya geçmişi daha temiz kimseler değiller. CHP’li Seyfi Oktay ve Mehmet Moğultay’ın Adalet Bakanlığı devrinde vicdanları inciten, halkın bir kısmını bu milletin kendisinden görmeyen, sadece partizanca atamalar yaptığı günleri iyi hatırlıyoruz.”