Medya
Büyükelçiler, o fırıldakların kulağına bunu fısıldamış
"2023 seçimlerine doğru giderken anlaşılan o ki içinde bulunduğumuz hassas konular üzerinden siyaset yapılmaya devam edilecek" tespitini yapan Yusuf Alabarda, özellikle sığınmacılar meselesinin daha da kaşınacağı öngörüsünde bulundu. "Kitle psikolojisi üzerinden oluşturulan kavramlara kutsallar katıştırıldığında, 6-7 Eylül gibi yüz kızartan hadiseler bu toplumda maalesef zemin bulabiliyor. Toplumda bu türden algılar, korku ve nefrete dönüştürülebiliyor" diyen Alabarda, "Rüzgârsız havada fırıldaklar dönüyorsa, yandan üfleyen biri vardır diyorduk. Artık konuyu netleştirelim, birçok noktada fırıldaklara sefaretler sokağından üflüyorlar" ifadelerini kullandı.
"2023 seçimlerine doğru giderken anlaşılan o ki içinde bulunduğumuz hassas konular üzerinden siyaset yapılmaya devam edilecek" tespitini yapan Yusuf Alabarda, özellikle sığınmacılar meselesinin daha da kaşınacağı öngörüsünde bulundu. "Kitle psikolojisi üzerinden oluşturulan kavramlara kutsallar katıştırıldığında, 6-7 Eylül gibi yüz kızartan hadiseler bu toplumda maalesef zemin bulabiliyor. Toplumda bu türden algılar, korku ve nefrete dönüştürülebiliyor" diyen Alabarda, "Rüzgârsız havada fırıldaklar dönüyorsa, yandan üfleyen biri vardır diyorduk. Artık konuyu netleştirelim, birçok noktada fırıldaklara sefaretler sokağından üflüyorlar" ifadelerini kullandı. İşte Türkiye gazetesindeki o yazı:
"2023 seçimlerine doğru giderken anlaşılan o ki içinde bulunduğumuz hassas konular üzerinden siyaset yapılmaya devam edilecek. Bunu da çok yadırgamıyorum, zira muhalefetin eksikleri eleştirmesi, göz önüne getirmesi ve kendi alternatifini sunmasından daha doğal ne olabilir?
Bakmayın aylardır iktidarı güvenlikçi siyaset uyguladığı gerekçesi ile eleştirenlere, terörün beli kırılmasaydı da eskiden olduğu gibi gündemi şehit cenazeleri ve karakol baskınları belirleseydi ‘SİHA’lar jitem oldu’ diyen Sezgin Tanrıkulu dahi nerede bu devlet naraları atardı ya da ebediyen susardı.
Bu perspektiften bakıldığında hayat pahalılığı ve sığınmacılar konusu iki ana eleştiri aksı olarak şimdiden belirlenmiş durumdadır.
Avrupa’da yapılan tüm seçimlerde de rekabet; ekonomi, hayat pahalılığı ve göçmenler üzerinden oluşturulan ırkçı söylemler üzerine inşa edilmiş vaziyette.
O zaman sıkıntı ne?
Sıkıntı şu ki Türkiye’de düzensiz göçmen, sığınmacı ve mülteci kavramları arasındaki fark dahi bilinmeden toplumda bir infial uyandırılmak isteniyor. Allah muhafaza bu konuda şiddetin fitili bir kez ateşlenirse, yangının ateşinde ısınmak için o kadar çok bekleşen var ki…
Bunu PKK üzerinden Türk-Kürt düşmanlığı yaparak denediler, hamdolsun tutmadı, tutmayacak da.
Bunu mezhep çatışması ortaya koyacak şekilde denediler, hâlâ da deniyorlar.
Almanya’da âdeta sosyal mühendislik laboratuvarları kurdular, kendi ajandalarına uygun İslam ile alakası kesilmiş ucube oluşumlar ihdas ediyorlar.
Bunlar bu coğrafyanın feraseti ile hep aşıldı.
Ama dikkat buyurun, şimdi bu coğrafya insanının en hassas olduğu ‘vatan’ kavramını devreye soktular. Aslı astarı olmayan rakamlar ve görüntüler üzerinden giderek toplumun direncini kırmaya çaba gösteriyorlar.
Bu konuda sağduyu ile yazılar kaleme aldığını sanan yazar çizer takımı dahi ‘Sığınmacı girişi, hemen ve acilen durdurulmalı. Yeni sığınmacılara kapılar kapanmalı. Artık bir kişi bile alamayız denmeli.’ diye yazılar kaleme alıyor.
İyi de Türkiye zaten uzun zamandan bu yana geçici koruma statüsünde sığınmacı kabul etmiyor, bu statüdeki kişileri Suriye’deki güvenlikli bölgelerde muhafaza ediyor.
Kitle psikolojisi üzerinden oluşturulan kavramlara kutsallar katıştırıldığında, 6-7 Eylül gibi yüz kızartan hadiseler bu toplumda maalesef zemin bulabiliyor.
Toplumda bu türden algılar, korku ve nefrete dönüştürülebiliyor.
(...) Rüzgârsız havada fırıldaklar dönüyorsa, yandan üfleyen biri vardır diyorduk.
Artık konuyu netleştirelim, birçok noktada fırıldaklara sefaretler sokağından üflüyorlar."