Dünya
Uygur Türklerine Çin zulmü akıl almaz boyutlarda sürüyor Kur’an okunan cenazeye katılanlar 4 yıldır kayıp
Dünya kamuoyunun tüm kınamalarına, boykotlara rağmen Çin’in Müslüman Uygur Türklerine uyguladığı zulüm akıl almaz boyutlarıyla devam ediyor.
Birleşmiş Milletler'e (BM) göre 1 milyon civarında Müslüman Uygur Türkü, Çin'in 'eğitim merkezi' adı altındaki toplama kamplarında tutulurken, BM İnsan Hakları Konseyi heyeti, Çin’in izin verdiği Kaşgar, Urumçi ve Guangzhou bölgelerindeki incelemelerini sürdürüyor. Heyet, 28 Mayıs’a kadar bölgede izin verilen kamplarda incelemelerine devam edecek.
Büyükelçilik önünde protesto
Aileleri toplama kamplarında tutulan ve onlardan haber alamayan Türkiye’deki Toplama Kampı Mağdurları Platformu üyeleri ise Çin’in Ankara Büyükelçiliği önündeki eylemlerini sürdürüyor. Platform üyeleri, Çin’in BM heyetine kötü muamele, işkence, hakaret ve tecavüz gibi akıl almaz insanlık dışı muamele yapılan yerleri değil, ‘eğitim merkezi’ haline getirilmiş insan hakları koşullarına uygun yerleri gösterdiklerini haykırmaya çalışıyor. Yaklaşık bir haftadır devam eden eylemlerinde platform üyeleri, siyasilere, STK, aktivist ve aydınlara destek çağrısı yapıyor.
Kur’an okudu diye herkesi götürdüler
İki kardeşi ve annesi Kur’an okuduğu için toplama kampına sürülen Çin vatandaşı Mehmet Tohti Atawullla da Çin Büyükelçiliği önünde Akit’e konuştu.
Annesinin bir cenazede Kur’an okuduktan sonra Çin polisi tarafından kardeşlerinin ve annesinin tutuklandığını aktaran Atawullla, “2016’da Türkiye’ye okumak için geldim. 2017’de Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesine yüksek lisansa başladım. 2020 yılında bitirdim. Şu an doktora için hazırlık yapıyorum. İstanbul’da yaşıyorum. Ben Türkiye’ye gelirken Çin’in aileme olan zulümleri başlamıştı. Önce en küçük kardeşim Rozi Mehmet, ardından Mehmet Eli toplama kamplarına götürüldü. En son annem Beyşihan Husur da Çin polisleri tarafından tutuklanarak toplama kampına götürüldü. Tüm bunların sebebi annemin komşumuzun cenazesinde Kur’an-ı Kerim okuması. Sadece annem değil o cenazede Kur’an dinleyen genç yaşlı tüm kadınlar götürüldü. Bu olaydan sonra o cenazeye katılanlardan kimse haber alamadı. 2018 Mayıs ayından bu zamana kadar ailemin hiçbir üyesinden haber alamıyorum. Tüm ilişkilerimiz kesildi. Durumları nedir bilmiyorum. 2020 yılında Çin medyasında bir video yayınlandı. Kardeşlerimi oradaki bir fabrikada çalışırken gördüm, annemden bir haber yoktu. Ben annem ve kardeşlerim için burada gücüm yettiğince mücadele veriyorum. Benim gibi ailesinden haber alamayan mağdurlarla birlikteyiz. Çin hükümetinden ve Çin’de incelemelerde bulunan BM İnsan Hakları Konseyi heyetinden ailelerimizin durumunu öğrenip bizlere bildirmesini istiyoruz” dedi.