Gündem
Ayasofya’yı Hakka’l-yakîn yaşamalıyız
Ayasofya’yı sadece gezmek ile yetinmememiz gerektiğini söyleyen Ayasofya üzerine nitelikli çalışmaları olan Araştırmacı Yazar Zafer Bilgi, “Ayasofya’yı Hakka’l-yakîn yaşarsak sırrına vakıf oluruz. Ayasofya özgürlüğüne kavuştu fakat sen Ayasofya’ya gidip alnını secdeye değdirip hakka’l-yakîn yaşamazsan o zaman laf-ı güzaf olur” dedi.
1453 yılında İstanbul’un fethiyle camiye dönüştürülen Ayasofya’nın ismi nereden geliyor. Osmanlı neden isim değişikliği yapmamış?
- Şimdi, “Aya” kutlu: “Sofia” bilgi. Kutlu bilgi. Şu anlama geliyor. Roma’nın kendi deyimiyle tanrıdan gelen kutsal bilgi. Biz bunu Ayetullah diye yorumlayabiliriz. Ya da Cenab-ı Hakk’ın yeryüzüne inen bilgi sıfatı gibi düşünmüşler. Bu yüzden Ayasofya ismi Osmanlı tarafından değiştirilmemiş. Biz aynı ismi devam ettirmişiz. 1200 yıl dünyanın yönetildiği merkezi noktalardan biri tarihi yarımada’nın olduğu yer. Ayasofya, asırlarca dünyayı yöneten Roma’ya göz bebeklik, ulu mabetlik, siyasi bir merkezlik görevini ifa ediyor. Bu 1200 yıllık Roma’ya 950 yıl ev sahipliği yapmış bir yapıdan bahsediyoruz.
Son yüzyıldır İstanbul dünyanın merkezi olmuyor
Asırlarca Ayasofya dünyayı yöneten merkezin göz bebeği oluyor değil mi?
- İstanbul, dünyayı yöneten iki devlete başkentlik yapıyor, dünyanın başkenti oluyor. İstanbul’un göz bebeği Ayasofya oluyor. Dikkat edin son yüzyıldır İstanbul dünyanın merkezi olmuyor. Dünyanın merkezi olan devletlerin başkentliğini yapan bir şehir. Ve o şehre uygun bir mabed Ayasofya. Biz henüz Ayasofya’yı açtık, durgun suya bir taş attık halkanın ilki gerçekleşti. İnşallah Rabbim nasip eder, bunun üzerine büyük bir başkent ve büyük bir devleti aliyye olmayı nasip eder. Bu topraklarda olmuştur, elhamdülillah.
Ayasofya’da Sıbyan Mektebi olmasının sırrı sizce nedir?
- Dikkat edin, sıbyan mektebi bir ilkokul. Ayasofya’nın girişinde bizi karşılayan yer Ayasofya ilkokulu. Bugünkü tabiriyle Ayasofya İlköğretim Okulu. Böyle bir olay yok. Çocuğa soruyorsunuz nerede okuyorsun diye Ayasofya’nın avlusunda okuyorum, diyor. Bunun kerameti ne, neden burada okutuyorlar? Çünkü bu sıbyan mektebinin avlusu, bahçesi medresenin avlusuna çıkıyor. Mektepteki müderris ile sıbyan mektebinde ki talebeyi bir araya getiriyorlar. Buradaki derdimiz aslında ikisini bir araya getirip ikisinden bir etkileşim haline sokmak. Ve imarethaneleri bazen aynı yerde oluyor. Beraber yemek yiyorlar. Düşünsenize, çocukları o Ebu Suud efendiyle o dönemin Ortadoğunun, balkanları en büyük alimlerinden birisi. Mesela Ali Kuşçu ile. Düşünsenize, Katip Çelebiyle veya Evliya Çelebiyle bir avluda bir çocuğun bulaşabilmesini. Bir çocuk seyahatnameyi dinliyor. Dönem dönem büyük alimler oraya geliyor halka dönük dersler veriyor ama çocuklarla olan o özel muhabbetinin o avluda olduğunu biliyoruz biz.
Ayasofya’daki tarihi şadırvanı kim yaptırıyor?
- 1. Mahmud. Allah ondan razı olsun Ayasofya’ya armağanı. Düşünsenize Ayasofyaya hediye edeceksiniz ne hediye edersiniz. Hediyelerin şahikasını etmiş. Bazı sanat tarihçileri diyorlar ki bu dünyanın en güzel şadırvanı olsa gerek. Bu şadırvan normalde tarihi eser ama şu anda da kullanılıyor. Bence yine korunarak kullanılmalı. Ayasofya’ya 100-120 yıl önce girseydiniz size mevsimlik, rahatlatıcı içecekler verirlerdi. İçeride ibadetinizi daha rahat edin diye.
Merhum Haluk Dursun Hoca o geleneği tekrar başlatmıştı değil mi?
- Biz iki binlerin ortalarında Ayasofya’yı araştırmak için daha sık gidip gelmeye başladık. Ortalama 15 yıl olmuş. O zamanlar Haluk Dursun Hoca bizi gezdirirdi Ayasofya’nın içerisinde. Haluk Hoca bu geleneği başlattı. Aşure ikramı yaptırdı. Bizim mesela vefa sebili vardır. İstanbul’un ilk sebili diye geçer. Çok eskidir. Orayı ihya ettik, onardık. Yine sıcak Cuma günlerinde Cuma namazının öncesi ve sonrasında Osmanlı şerbeti ikram ediyoruz. Eskiden şerbetler teravih aralarında ikram edilirmiş özellikle Enderun namazlarında. Baklavalarda ikram edilirmiş. 4 rekat namaz kılınıp 3-4 dakika dinleniyor. Bizim günümüzdeki gibi teravihler değil. 3 saate kadar sürdüğü oluyor ve araların böyle dolu dolu geçtiğini vurguluyor kayıtlar.
Allah’ın (CC) huzuruna Ayasofya’dan çıkmak istiyorlar
Ayasofya’da türbeler var. Oraya gömülmeyi tercih etmelerinin sebebi nedir?
- Bazı padişahlar burayı o kadar çok seviyorlar ki ebedi istirahatgâhı için burayı seçiyor. Hazır olmak istiyor. Neye hazır? Yeniden haşrolunmaya hazır. Bahçe, cennet bahçesi. Hep bu gözle bakılıyor. Dirilmek için en uygun gördükleri yer. Normalde padişahlar kendi camilerini yaptırırlar bu camileri gömülür. Ama hayır burada 4 padişah var. Ayasofya’ya çok güzel hediyelerde bulunuyorlar. Şadırvan yaptırıyorlar, içeriye çok güzel kütüphane kuruluyor ve özellikle 2. Selim. Selimiye Camiini yaptırmış ama özellikle Ayasofya’ya defnedilmek istiyor. Allah’ın huzuruna Ayasofya’dan çıkmak istiyorlar. Bu müthiş bir dert.
Ayasofya’nın kubbelerine nakşedilen Dört Halifenin isminin yanında Hz Hüseyin ve Hz Hasan Efendilerimiz de var değil mi?
- O dört halifeyi koyuyor ve manevi koruyucularımız bunlardır diyor. Bunda da bir incelik var bahsedeyim. Mihrabın sağında Cenab-ı Allah’ın ismi solunda peygamberimizin ismiyle beraber 4 halifenin ismi ve çıkışa doğru Hz. Hüseyin ve Hz. Hasan’ın ismini görüyoruz. Bu aslında müthiş bir birlikteliğin ve Osmanlının ehli beyt sevdasının yansımasıdır. Burada da bir ayrıntı var. Osmanlı, bütün İslam dünyasını kendinde toplayabilme adına şöyle düşünün nasıl Medine-i Münevverede nasıl İslam topluluğu toplanıyorsa Kâbe’de nasıl toplanıyorsa Osmanlı da buralarda toplanıyor global diyebileceğimiz, cihan şuuru olduğu için hepsini birleştirme adına böyle şifreler kullanmışlar.
İran’ın eski Cumhurbaşkanlarından birisinin etkilendiğini duymuştum. Doğru mu?
- Bir anımı anlatayım. Haluk Dursun Hoca ile geziyoruz. Kubbenin altına geldik. Dedi ki ben birçok devlet başkanını burada gezdirdim. Ahmedinejad’ı gezdirdim” dedi. Devlet erkanıyla beraber. İran’ın eski Cumhurbaşkanı. Bunu anlattım. Dondu ve gözleri doldu. Ve dedi ki biz bu kadar büyük muhabbet beslediğinizi bilmiyorduk. Bilseydik buralara daha fazla sahip çıkardık. Aslında şöyle anlatmış orada biz Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’in ayak bastığı toprağa yüzümüz gözümüzü süreriz demiş. O da biz ancak bu kadarını söyleriz bizden başka kimse bunu söylemez diye düşünürken siz bize bu kadar sıcak ve yakın davrandınız. Aslında bu kültürlerin cem edilmesi. Cami kelimesinin yaşatılmasıyla söz konusu olabilir.
Ayasofya’yı Hakka’l-yakîn yaşarsak sırrına nail oluruz
Osmanlı Kubbeye hangi eklemelerde bulunuyor? Bu eklemelerle hangi mesajı veriyor?
- Bakın şimdi bu kubbeyi biraz görkem olsun diye biraz da siyasi gücün ve otoritenin göstergesi. Burada ince bir ayrıntı var. Osmanlı bu kubbeyi aldı. Kubbenin en orta noktasına iç tarafına kandil indiği yanlarına Nur Sûresi 35. ayeti nakşediyor. Ayet ile mesaj veriyor. Bu kubbeye bakın, hayret edin, etkilenin ama asıl hayran kalınacak iş arşı alayı yaratan o kudret sahibi. Eseri aradan çıkarın müessire ulaşın. Osmanlı burada ayetler ile eseri aradan çıkarıyor. Arşı alaya gönderme yapıyor. Dışarıya çıkıp Cenab-ı Hakk’ın ayaksız yarattığı bu arşı aladan tefekkür dünyasına ulaşmayı hedefliyor. Ayasofya’yı Hakka’l-yakîn yaşarsak sırrına vakıf oluruz.
Ayasofya’yı Hakka’l yakîn nasıl yaşarız?
- Sadece gezmek ile yetinmememiz lazım. Burası bir Orta Çağ mabedi. Burası bir kadim ulu camii. Ve burası fetih camii. Ve bugüne kadar devam eden bir derdin sembolü. Kudüs gibi bir derdin sembolü. Elhamdülillah, prangalarından çözüldü. Özgürlüğüne kavuştu fakat sen Ayasofya’ya gidip alnını secdeye değdirip hakka’l-yakîn yaşamazsan anlattıklarımızın hepsi laf-ı güzaf olur. İnanın, biz tarihçi olarak detaylı anlatıyoruz. Bazen de bakıyorum ki anlatıp bırakıyorlar. Bunun hiçbir anlamı yok ki. Tarih ilmi niye var? Çıkıp gezin, görün. Sizden öncekilerin yapıp ettiklerine bakıp ibret alın ayetine ram olmak için. Bu ayete ram olursak yeter bize. Bir ayeti yaşayabilirsek daha anlamlı olur yoksa ben tarihi inceledim, baktım şurasında şu sanatsal harika demek yetmez.
66 adımda Ayasofya’yı anlatan kitap yazdınız. Bu 66 neye denk geliyor?
- Hep Cenab-ı Allah’a gönderme var. Secdeye gitmemiz gerekiyor. Cenab-ı Allah böyle muazzam bir mabedi nasıl ayakta tuttu? Kimler geldi kimler geçti? Bu secdeye gelenlerin içerisinde en mübarekleri kimdi? Ben Cenab-ı Hakk’ın huzurunda kaçıncı sıradayımdır? Bizim özümüzde tabiatımızda yarışma olayı vardır ya. Hayırda yarışmamız gerekiyor. Cenabı Allah biliyor insanın doğasında bu var. İnsan bu rekabeti hayırda göstermeli. Ben acaba Cenab-ı Hakk’a layık olabilecekler içerisinde kaçıncı sıradayım? Bakın bu da bir dert bu da bitmiyor.
Ayasofya bize hal diliyle neler söylüyor?
- Ben bütün talebelere diyorum ki, asıl derdimiz ne biliyor musunuz? Çıktık Ayasofya’dan omuzlarımızda ağır bir yük var. Nasıl bir yük var? Ben Ayasofya’yı aynel yakîn, ilmel yakîn, hakka’l-yakîn yaşadım. Ben nasıl Ayasofya gibi iz bırakabilirim diye tefekkür etmemiz icab eder. Osmanlı ve Roma, dünyanın en uzun ömürlü devletlerini kurdular ve o devlete uygun bir iz bıraktılar: Ayasofya, bu izin sembolü. Biz nasıl Hakkın rızasına dönük iz bırakabilirizi düşünelim. Hep bu dert ile dertlenmeyi hatırlatıyor Ayasofya.
Tarihi olayları mekânlarında işlemeliyiz
Ayasofya ruhunu ve şuurunu gençlerimize ve çocuklarımıza nasıl aktarmalıyız?
- Dertlendirmemiz gerekiyor. Yerinde anlatım yapmamız gerekiyor. Dertlendirmek derken şu merakını ilgisini, teveccühünü oluşturabilecek şekle getirmek gerekiyor. Biz şu hatayı yapıyoruz. Gel bak Ayasofya çok güzel demekle olmaz. Ayrıntıları bilmek gerek. Bilmeden sevemeyiz. Tarih yerinde öğrenilir. Biz bunu çok yapıyoruz. İstanbul tarihteyken 1990’ların sonlarında girdik biz. Halil İnalcık Hocamızı örnek alırdım. Kosova’ya gider sabah namazı civarından itibaren Kosova savaşının olduğu yerleri gezerdi. Kumu eliyle incelerdi. Tarih öğretmenleri İstanbul’un fethini surların dibinde anlatsın mesela. Buna velev ki hamaset desinler. Allah aşkına bizim İstanbul’un Fethi gibi bir destanımız var. Bırakın da yapalım hamaseti. Tarihi olayları mekânlarında işleyelim. Bunu da ayakları yere basan hocalar anlatsın. Çocuklar var olan tarihi değerler üzerinden tarihi dinlerlerse Ayasofya’nın ruhuna vakıf olur.
Ayasofya’yı milli ve manevi yönüyle anlatacak rehberlere ihtiyaç yok mu?
- Çok önemli bir soru. Şimdi harem duvarlarını anlatırken duvardaki ayeti kerimeleri padişahın cariyelerine yazdığı aşk şiiri olarak anlatanlar var. Sorduğunuzda ben bunu böyle öğrendim diyor. Hakikati kabullenmiyor. Sen bana bunu inandıramazsın diyor. Bizim söylediğimiz doğru bilgiyi de almak istemiyor. Bu sefer şunu yapmamız gerekiyor. Diyanet işleri ve Kültür Bakanlığıyla beraber güzel bir altyapı kurulup kurslar oluşturulmalı. O kurslar da uzmanlar yetiştirip Roma ve Osmanlı kültürünü anlatmalı.