Medya
Sen ne uyanıksın be Taşgetiren! Bu ayaklar çoktan koktu
Naif, derviş ve “halden anlayan” bir görüntü veren, ancak ne zaman foyası ortaya çıkarılsa hemen nasırına basılmışçasına ayağa fırlayıp ağzına geleni söyleyen Karar gazetesi yazarı Ahmet Taşgetiren, Tayyip Erdoğan'a "üslup dersi" vermeye yeltendi.
Naif, derviş ve “halden anlayan” bir görüntü veren, ancak ne zaman foyası ortaya çıkarılsa hemen nasırına basılmışçasına ayağa fırlayıp ağzına geleni söyleyen Karar gazetesi yazarı Ahmet Taşgetiren, Tayyip Erdoğan'a "üslup dersi" vermeye yeltendi. Erdoğan'ın, Gezi eylemlerini terörize etmeye çalışan ajan provokatörlerle ilgili kullandığı bir kelimeyi sanki bütün topluma yöneltilmiş bir ifadeymiş gibi lanse eden Taşgetiren, şark kurnazlığının zirvelerinde dolaştığı söz konusu yazısında özetle şunları kaydetti:
"Türkiye siyasetinin “o kelime”ye gelmiş olmasını ciddiye almak lâzım. Bu, özellikle de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bağlı bulunduğu ve hatta temsil ettiği düşünülen değerler dünyası açısından hayati önem taşıyor. Her şey kolay hazmedildiğinde sorun olmayabilir ama bazı sorular üzerinde düşünüldüğünde iş çetrefilleşiyor.
Siyasi tartışmalar biraz da “sorular” üzerinden gittiğine göre bazı sorular soralım; mesela:
-Cumhurbaşkanı Erdoğan “o kelime”nin bu kadar tepki doğuracağını tahmin ediyor muydu?
-O kelime bir yazılı metinde geçmişse, prompterdan okunmuşsa, kürsüye gelmeden önce Cumhurbaşkanı tarafından görülmüş, onaylanmış mıdır? Yoksa konuşma kürsüde önüne gelmiş ve değiştirme imkânı bulunamamış mıdır?
-Konuşmanın üzerinden epeyce bir gün geçti. “O kelime”nin AK Parti tabanında nasıl yankılandığına dair bir ölçüm yapılmış mıdır?
(...) Bir soru daha soralım:
-Hangi tür insanların ağzından çıkar o tür kelimeler ve o tür kelimeleri kullanmayan insanların kişilik yapıları, değer ölçüleri nedir?
Bir soru daha:
-Cumhurbaşkanı Erdoğan, o tür kelimelerle yürüyen bir siyasi tartışmanın nerelere varacağını ya da nerelerde duracağını öngörmüş müdür?
-”Lider”in taklit edileceğinden yola çıkılırsa Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın üslûbunun yukardan aşağı, parti gruplarına, teşkilata inmesi Türkiye’de nasıl bir atmosfer oluşturacaktır?
Bir soru da benim de içinde bulunduğum muhafazakâr camiaya sormak gerekiyor:
-Siyasetin en tepeden başlayarak böyle bir dile gelmesi, değer yargılarımız açısından bir problem teşkil etmekte midir?
(...) Ne diyeyim bilmem ki...
Olmamalıydı o konuşma. “Yanlış oldu” diye bir açıklama yapılsaydı keşke... Hâlâ yapılabilir, yapılmalı.
Ama sayın Cumhurbaşkanı “Milletin dili” diyerek sahip çıktı konuşmasına. “…. vandala vandal, haine hain, çapulcuya çapulcu demekten geri durmayacağız” dedi, ama ilginç, o kelimeyi kullanmaktan kaçındı. Eh, bu da bir hassasiyet!"