Medya
Kiracıyı boşver gitsin! Can Ataklı ile Fatih Altaylı pişti oldu
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti düşmanlığıyla bilinen CHP yandaşı gazeteci Can Ataklı, bugünkü yazısında Fatih Altaylı'yla aynı gemiye bindi. Ataklı'da Altaylı gibi kiralara getirilen yüzde 25 artış sınırını eleştirerek milyonlarca kiracıyı koruyan kanunu eleştirdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti düşmanlığıyla bilinen CHP yandaşı gazeteci Can Ataklı'da bugünkü yazısında Fatih Altaylı gibi kiralara getirilen yüzde 25 zam sınırını ele aldı. Milyonlarca insanı rahatlatan bu düzenlemeye karşı çıkan Ataklı, fahiş fiyat artışı yapan ev sahiplerini savunarak milyonlarca dar gelirli kiracı vatandaşı hiçe saydı. Kiracıları koruyan bu düzenlemenin doğru olmadığını savunan Ataklı, bunun hem hukuka hem de Anayasa’ya aykırı olduğunu iddia etti.
İşte Ataklı'nın o yazısı;
Saray medyasının halka dünkü müjdesi “kiraya sınır getirilmesi” haberiydi.
Türkiye’de yaşadığımıza göre öncelikle bir noktayı çok açıklıkla belirtmem gerek.
Kirada hiçbir mülküm yok.
Evimizin geçimine herhangi bir kira geliri dolaylı yoldan bile katkı sağlamıyor.
Şimdi gelelim ana konuya.
Saray medyasına göre aylardır gündemde olan fahiş kira artışlarıyla ilgili son dakika gelişmesi yaşanmış.
Neymiş bu?
4 bakanlık ortak düzenlemede yapmış. Adalet Bakanı da bu bakanlar adına milyonların beklediği açıklamayı yaparak “Konut kiralarında, 1 yıl süreyle bir önceki yılın kira bedelinin yüzde 25’ini geçmeyecek şekilde artış yapılabilecek, üzerindeki artışlar geçerli olmayacak” demiş.
Bu günün müjdesi buymuş.
Klasik adıyla, demek ki kiralara “narh” konmuş.
Peki, neden müjde?
Çünkü birçok kişi kiralık ev bulamıyormuş, ev sahipleri fahiş kira istiyormuş, birçok ev sahibi de fahiş kira isteyebilmek için kiracılarını çıkarmaya çalışıyormuş.
İyi de bütün bunların tek sorumlusu ev sahipleri mi?
Bizdeki sistem batı ülkelerindeki gibi “büyük kiralama şirketlerinin” elinde olsa bu karar makul görülebilir.
Ancak Türkiye’de “kira ve ev sahibi” dediğinizde durum çok farklıdır.
Bizde aynı anda 15-20 evi kiralayan pek bulunmaz.
Elinde bu kadar çok ev bulunan sayısı pek fazla değildir.
Olanlar da zaten sosyal konut tipi evlere sahip değillerdir, bunlar genellikle yeni yapılan dev binalardan yatırım amaçlı mülk alanlardır.
Ev ya da emlak sahiplerinin ezici çoğunluğu ya kat karşılığı arsadan, ya emekli maaşından, ya miras yoluyla aileden kalan malların sahipleridir.
Ev sahiplerinin çok büyük çoğunluğu tıpkı kiracılar gibi kıt kanaat geçinen, yapılan diğer fahiş zamlardan etkilenen sıradan insanlardır.
Ancak iktidar öyle bir hava yayıyor ki, sanki “azgın ev sahipleri” diye bir canavarlar ordusu var ve “mazlum kiracıların” canına okuyor bunlar.
Saray medyasının “Kiralarda fahiş artışlar” haberlerinden yola çıkarak popülizm yapmaya kalkan iktidar şimdi kiralara sınırlama getirerek serbest piyasa ekonomisinin de ağır yara almasına yol açıyor.
Madem öyle, neden sadece kira konusu dile dolanmamalı, diğer mal ve hizmetlerin zamlarına da sınır getirilmeli.
Kiraya sınır getiren iktidar neden doğalgazın satış fiyatına bir sınırlama getirmez?
Bu mantıkla hareket edilecekse, halkın belini büken fiyatlara çıkan ekmeğin, pirincin, peynirin, yağın, tuzun, şekerin fiyatının da belli sınırlar içinde olması gerekmiyor mu?
İktidar bizzat kendi eliyle zam yaptığı elektrik, akaryakıt fiyatlarına neden bir sınır getirmeyi düşünmüyor?
Kiraya sanır getirmek hiçbir şeyi çözmeyecektir.
Ayrıca enflasyonun resmi rakamlarla bile yüzde 70’e dayandığı bir sırada, kiralara en fazla yüzde 25 artış getirilmesi hem hukuka hem de Anayasa’ya aykırı bana göre.
Üstelik bugüne kadar TÜFE gereği yasal yüzde 33 zam yapanlarla bunu kabul edenler arasında da bir tartışma yaratacaktır ki bu konu o da ayrı bir konu.
Daha bu yılın başında yüzde 33 olarak açıklanmış kiralardaki yasal artış.
KOMİK