Gündem
Kıbrıs yeni bir Filistin olmasın
KKTC’de belediye kararıyla işgalci İsrail’e birtakım ödünler verildiğini vurgulayan Akademisyen Zeki Akçam, İsraillilerin KKTC’de önemli oranda arazi satın aldığını hatırlatarak, “Bizi gelecekte kötü günlerin beklediğinin işaretidir. İsrailliler hem Rum hem Türk tarafından arazi alıyor. Biz onlara bu mülkleri satmak yerine kiralamanın en doğru olduğuna inanıyoruz” diyerek Kıbrıs’ın yeni bir Filistin olmaması için harekete geçilmesinin önemine işaret etti.
Kıbrıs İsrail için stratejik öneme sahip
İsrail’in Kıbrıs üzerindeki dini ve stratejik faaliyetleri nelerdir?
- Özellikle tabii, arz-ı mevudun içinde mi değil mi diye hep tartışılır. Bence bu beyhude bir tartışmadır. Hayfa limanının tam karşısındayız. Dolayısıyla Kıbrıs’ı arz-ı mevud’un içinde düşünmemek doğru değil. Onların açısından baktığımızda onların güvenliği ve devletinin devamlılığı açısından Kıbrıs çok önemli stratejik bir öneme sahip. Bunu bir kere kabul etmemiz lazım. Sina yarımadası ve Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu’su da dâhil büyük bir kısmı bu arz-ı mevud sınırlarının içerisindedir. Tarihi ve kültürel olarak bunu kabul etmemiz lazım. Zaten Yahudiler Osmanlı döneminde Osmanlının bütün topraklarında ticaret yapıyorlardı. Bunu hepimiz biliyoruz. Bunun yanında 2. Dünya savaşında burada 10 tane kampları vardı Yahudileri buraya getirmişti. Eğer bugün İsrail devleti kurulmamış olsaydı burada kurulma ihtimali çok yüksekti. Çünkü 10 tane kampları vardı. Buradaydılar onlar. Filistin işgal edildikten sonra gittiler.
Bu bağlamda, İsrail için Kıbrıs, dini, stratejik, kültürel, tarihi ve sosyal olarak oldukça önemli. Hem Rum ve Türk tarafında hatırı sayılır derecede İsrail vatandaşı İranlı Yahudilerden tutun da Rus Yahudilere varıncaya kadar ciddi bir nüfusları var.
Hatta ve hatta bazılarını biz KKTC vatandaşı yaptık. Eminim ki Rum tarafında da vatandaşlıklar gerçekleşmiştir. 2000’e yakın şirket kurdular. 2004’deki Annan Planı sürecinden sonra da daha da hızlandılar. Hedeflerine daha da kitlendiler. Hatta bütün ada toprağının %42’sini satın alma yoluyla elinde tuttuklarını belirten bir iddia var. Benim de iddiam odur ki adanın kuzeyinde 200 tane şirketleri var. Adanın kuzeyinde 25 bin dönüm yer satın aldılar. Bu az bir rakam değil. Kıbrıs için büyük. Burada sinagogları var. KKTC ve İsrail bayrağından da bahsedeyim. Fırat ve Dicle arasında bir Siyonist devlet kurulacaktır. Denir ki, Erbakan hoca da Kıbrıs bayrağı tasarlanırken biz de Fırat ve Dicle arasında bir Türk devleti kurduk demiştir. Bu bayrağının anlamlarının biriside budur. Rahmetli Erbakan hocanın bu bayrağın tasarımında bizzat fikrinin olduğu söylenir hep. Yahudiler Kıbrıs’ta dini olarak da çok güçlüler. Bütün bayramlarını gerçekleştirebilmektedir. Hatta Gaziveren bölgesinde İsrailli bir iş adamının adı o bölgenin bir sahiline verildi o kadar güçlüler.
KKTC’de Filistin’i işgal eden İsrail’e ödül verildi
Bu iyi niyeti aşan bir durum değil mi? İsrail’e ödün vermek ödül vermek değil mi?
- Filistin’de, Mescid-i Aksa’ya yaptıklarını görüyoruz. Bu bağlamda bu kadar iyi niyetli olmalı mıyız diye insan düşünmeden edemiyor. Filistin’i işgal eden İsrail’e ödül verildi KKTC’de. Bu ödülün verilmesinde belediye meclis kararı var mı? Yakın zamanda ve daha önce de İsrail’e pek çok alanda ödül verildi. Bu ödülleri nasıl veriyorlar? Belediyenin ya da bakanlığın herhangi bir komisyonu var mı? Neye dayanarak veriliyor? Sokak, tarih isimleri belediyenin meclisinden geçmeden isimler geçmez. Bakanlar kurulunun kararı da gerekir hatta. Belediye meclisinden bizim de tanıdıklarımız var. Sorduk acaba böyle bir karar meclise geldi mi? Hayır henüz belediye meclisine gelmemiş. Herhangi bir bakanlar kurulu kararı da yok. KKTC’de bu kadar rahat hareket etmeleri bence Türkiye Cumhuriyetinin menfaatleri ve KKTC’nin devamı açısından oldukça kritik. Bizi gelecekte kötü günlerinin beklediğinin işaretidir.
Kıbrıs Filistin mi yapılmak isteniyor?
- Kıbrıs Filistin olmasın sayfam var. Biz, Kıbrıs’ta gerek İsraillilerin, gerek İngilizlerin, gerek Almanların... Bakın İran Yahudileri Kıbrıs’a gelmiş, Kıbrıs toprakları ne kadar değerlenmiş diye sormaya başladılar. Biz onlara bu mülkleri satmak yerine kiralamanın en doğru olduğuna inanıyoruz. Bununla ilgili bir ilginç bilgi daha vereyim. Mesela Türkiye SİHA’ları Kıbrıs’a getirdi değil mi? Fakat SİHA’ların konuşlandığı havaalanı ve etrafındaki arazilerin büyük bir kısmını İsrail 10 yıl önce zaten satın almış.
Ne yapıyorlar vatandaştan aracılarla satın alıyorlar. Diyorlar ki sen bunu kullan ben zamanı gelince bunu senden alırım. Vatandaş da diyor ki, oh ne güzel; bir yerine beş veriyor iyiymiş bu iş diyor ve arazilerini mecbur satıyor.
Hem Rum hem Türk tarafından arazi alıyor
Kıbrıs’ta oynanan bu oyun hakkında uyarılar olmuyor mu?
- Biz devamlı uyarıyoruz. %49, %51 şirketler kuruyorlar. Tapuyu veriyormuş gibi yapıyorlar ama vermiyorlar. Birçok vatandaş mahkeme açmış durumda. Çok stratejik çalışıyor. İsrail’in Lefkoşa’da tam rakamı hatırlamıyorum ama 9 milyon dolarlık bir casus aracı çıktı. Ortalık indi kalktı. Hem Türk hem de Rum tarafında. Bakın İsrail adada bir anlaşma olmasını istemiyor. Çünkü bu işine geliyor. Hem Rum hem Türk tarafından arazi alıyor.
Türkiye devleti bu oyunun farkında mı?
- Bizim garantörümüzün, Türkiye Cumhuriyetimizin çok ama çok dikkatli olması lazım. Bakın, bütün sahilleri gitti. Kuzey sahil şeridi gitti. Güney sahil şeridi toplandı ve mesarya bölgesinde yoklar diye biliyordum SİHA’ların konuşlandığı alan da alınmış. Bir örümcek ağı gibi Kıbrıs’ın her tarafını örüyorlar. Çok iyi bilirsiniz, İsrail kendi kantonlarını Filistin’de dev duvarlarla kapatır. Küçük bir delik bırakır silah atışı yapmak için. Zaman gelecek İsrailli iş adamları bu duvarları topraklarına örecekler. Ve biz hiçbir hak iddia edemeyeceğiz.
Kıbrıs’ta herkesin gözü var
Kıbrıs üzerinde bir taraftan İsrail stratejik faaliyetlerde yaparken bir taraftan Rumlar, Vatikan modeli için çalışmalarda yapıyor. Peki, Türkiye’deki Kıbrıs’taki Türkler ne yapıyor? Bizim dini ve stratejik faaliyetlerimiz nelerdir?
- Sadece İsrail değil bir çok misyoner faaliyeti Kıbrıs’ta devam ediyor. Bu misyonerlik faaliyetleriyle ilgili olarak Ulvi Keser hocanın tabiriyle 200’den fazla istihbarat servisi Kıbrıs’ın kuzeyinde kol geziyor. Kıbrıs’ta herkesin gözü var. Çoklu bir model var. Tek yönlü savaş değil her bakımdan soğuk savaş devam ediyor. Beşinci kol faaliyeti deyin ne derseniz deyin. Dini, sosyal birçok savaş devam ediyor. Bunun en önemli boyutu dini boyutu. Kiliselerde ibadeti teşvik etmek için 50-100 dolar arası teklifler, kiliselere götürmeler, özellikle İsraillilerin kapıcıları ve odacılarını bile şirket hissedarı yapması, birden bire insanlarının hayatlarının değişmesi boşuna değil. Türkiye’de ve dünyada Müslümanların ve Türklerin olduğu coğrafyalarda her ne yapılıyor ise Kıbrıs’ta da yapılıyor. Geçenlerde Magosa’da öyle bir kişi tutuklandı ki, bu kişiye Yunan pasaportu burada veriliyor aylarca burada kalmış. Neredeyse kamp kurmuş. Allah bilir ne yaptı? Biz fazla bilgi vermiyoruz. Bizim dini ve kültürel yapımızla ilgili olarak burada anlatamayacağım kadar çok şey yapılıyor.
İsraillilerin toprak almasıyla ilgili hükümet ne yapıyor?
- Burada asıl icra makamı KKTC hükümetidir. KKTC hükümetinin bununla ilgili bir bakanlar kurulu alması gerekiyor. Fakat ne yapıldı? Son dönemlerde yabancıların mülk almasını kolaylaştırdık ve sayısı arttırdık. Örneğin mülk sayısı ikiydi dörde çıkarıldı. İlginçtir, Lefkoşa surları içerisinde dolaşırken bir bina gösterildi bana bir İngiliz oradan bitişik 3 binayı birden satın almış. Eski Yahudiler, yani Lefkoşa’nın içinde yaşayan Yahudiler, acaba biz mallarımızı nasıl geri alırız diye avukatlar tutmuşlar mevzuat araştırması yapıyorlar. Bir yandan Rumlar Lefkoşa’nın içindeki KKTC olan mallarla ilgili yüksek idare mahkemesine başvurdular.