Gündem
Haçlı Batı’nın hısmı millî iradenin hasmı
28 Şubat sürecinin şakşakçılığını yapan patronlar kulübü TÜSİAD’ın, İstanbul Sözleşmesi, Gezi kalkışması, İmam Hatipler, internet düzenlemesi, laiklik, başkanlık sistemi gibi hususların ardından, dış politikaya yönelik milli bir meselede de Batı ve içerideki işbirlikçilerinin ağzını kullanması bardağı taşıran damla oldu. Başkan Erdoğan’ın, “Haddinizi bilin” diye uyardığı faiz baronlarına tepki gösteren siyasetçiler ve STK temsilcileri, “TÜSİAD, Anadolu ruhunun tersi istikamette yol alıp, Türkiye düşmanlarının ekmeğine yağ sürüyor” dedi.
YAVUZ SELİM İSTANBUL
Para baronlarının oluşumu TÜSİAD’ın yerli ve milli siyasete yönelik hasmane tutumu, Yahudi Simone Kaslowski’nin ardından gelen yeni yönetim döneminde de devam ediyor. “Geleneksel politikalara dönün” sözleriyle iktidarın faiz artırmasını isteyen TÜSİAD, üzerine vazife olmayan her konuda olduğu gibi Türkiye’nin İsveç ile Finlandiya’nın NATO üyeliğine itiraz etmesine de burun soktu. Kaslowski’den görevi devralan TÜSİAD’ın yeni Başkanı Orhan Turan, “Haklı olduğumuz konularda bile çıkarlarımızı korurken tercih edeceğimiz yöntem amaca varmamızı kolaylaştıracak şekilde formüle edilmelidir. AB ile ilişkilerimizin hayli sorunlu olduğu herkesin malumu” sözlerini sarf etti.
Bati uşaklarına had bildirme
TÜSİAD’a en sert karşılık ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan geldi. Erdoğan, şunları kaydetti: “Ey TÜSİAD’ın başına gelen beyefendi dış politikada bize ders veremezsin. Önce haddini bil. Bunlar da akıllarını başlarına almadıkları sürece iktidarın kapısından içeri giremezler. Biz İsveç, Finlandiya neden bunlara tavır alıyoruz? Sokaklarında terör örgütleri cirit atarken biz onlara kapılarımızı mı açacağız? Ey TÜSİAD siz onların yanında yer alabilirsiniz, biz şehitlerimizin kanını yerde bırakmayacağız. TÜSİAD bu gidişiyle devam ederse bu iktidarın kapısını hiç çalmasın.” İstanbul Sözleşmesi, Gezi kalkışması, İmam Hatipler, internet düzenlemesi, laiklik, başkanlık sistemi gibi hususlarda iktidara hiza çizmeye kalkışan, asgari ücret zammı gibi hususlarda ise kafasını kuma gömen para baronlarının yuvası TÜSİAD’a “had bilme” çağrıları yükseliyor. TÜSİAD’cıların ülkemizdeki faiz lobisi olduğunu söyleyen yazarlar ve stratejistler, para patronların Anadolu ruhunun tam tersi istikamette hareket ettiğine vurgu yapıyor.
İçimizdeki faiz lobisi TÜSİAD’dır
Akit’e konuşan Siyasetçi Yazar Cemal Toptancı, şunları ifade etti: “12 Mart Muhtırasının akabinde aldıkları talimat üzerine sermaye grubu 1971’de STK’laşarak TÜSİAD adını aldı. TÜSİAD’ın milli bir oluşum olduğunu kuruluşundan bu yana görmedik. Montaj sanayiine, Batı’nın bir paryası olarak hizmet eden bu kuruluş aslında üretimden çok para üzerinden ticaret yapan bir faiz lobisidir. İçimizdeki bu faiz lobisinin çalışma alanı angaje oldukları Batı’nın küresel sermayesine hizmet etmekten başka bir şey yapmamışlardır. Montaj sanayii ile Türkiye’nin milli ve savunma sanayisinin önünü kesme misyonunu icra etmişlerdir. Ülkemizin âli menfaatlerine karşı da siyaset yaptıklarını görüyoruz. 28 Şubat sürecinde Beşli Çete’nin içerisinde olan bu kuruluşu millet unutmamıştır. Biz bunlara İstanbul baronları diyoruz. Bir vatandaş olarak ülkemizin menfaatlerine düşman olan bütün kuruluşların mutlaka kapatılması gerektiğini düşünüyorum. Türkiye’nin milli menfaatlerini sömürmeye kalkan FETÖ ve PKK’ya özenip sermaye sınıfında benzer girişimlerde bulunan kuruluşlar da aynı muameleyi görmelidir.”
Ülkenin sahibi değilsiniz!
Uluslararası Stratejik Tahlil ve Araştırmalar Merkezi (USTAD) Başkanı Ahmet Akgül de, şunları söyledi: “Paranın patronlarının dünyanın her tarafında iç siyaseti etkiledikleri bir gerçektir. Fakat işadamları ile ilgili teşekküller dış politikada kendi devletlerinin izlediği politikayı ya desteklerle ya da bu konuda sessiz kalmayı tercih ederler. Bizde bozukluk burada. TÜSİAD denen derneğimiz maalesef geçmişte de, mevcut süreçte de dış politikada başkaları namına hareket ediyormuşçasına beyanatlarda bulunuyor. Bu yakışık almayan çirkin ve onlar üzerindeki şüpheyi artıran beyanatlardır. İç siyasette taraf tutmaları, iktidarın veya muhalefetin uygulamasını bir sivil toplum kuruluşu olarak ve sermaye sahipleri olarak fikirlerini beyan edebilirler. Ancak sıra dış politikaya gelince TÜSİAD’ın davrandığı gibi davranmak, akıllara ‘acaba beslenme noktaları dışarısı mı’ sorusunu getiriyor. İlginçtir Anadolu ruhuna uygun ve milletin rağbet ettiği ne varsa bu oluşumu onun karşısında görüyoruz. Bu bir tesadüf olamaz. Burada TÜSİAD’ın bütün refleksleri yanlıştır. Finlandiya ve İsveç meselesinde devletimiz bir irade beyan etmiştir. ‘Siz terörize insanları destekliyorsunuz, bu ülkemizin güvenliğine zarar veriyor’ tavrı ortaya konulmuştur. TÜSİAD o ülkelerin işadamları derneği değildir. Kendi ülkenizin güvenliği ve huzuru sizi de ilgilendiriyor. Dolayısıyla böyle bir beyanatta bulunmaları ciddi manada talihsizliktir. Sermaye sahipleri, ülkenin sahibi değildir.”