AKİT MENÜ

Sağlık

Çölyak hastalığı belirtileri nelerdir? Çölyak hastalarının dikkatli tüketmesi gereken besinler!

Çölyak hastalığı tedavi edilmediğinde birçok soruna yol açabiliyor. Bu hastalık Tahıl içeren besinlere karşı duyarlı olan insanların hastalığıdır. Çölyak hastalığında, malabsorbsiyona bağlı folat ve vitamin B12 eksikliği sık gelişir. Bu vitaminlerin eksiklikleri hiperhomosisteinemiye neden olur. Prof. Dr. Vedat Göral, “glüten bir proteindir, çölyak hastalığı yoksa glüten mutlaka alınmalıdır” dedi. Çölyak hastalığı nedir ve belirtileri nelerdir? İşte tüm detaylar...

Güncelleme Tarihi:

Çölyak Hastalığı Nedir?

Çölyak, vücut savunma sisteminin glutene karşı gösterdiği hassasiyet olarak tanımlanabilir. İnce bağırsağın iç yapısı, bir havluya benzetilebilir. Havludakine benzer şekilde girintiler ve çıkıntılardan oluşan ince bağırsak yüzeyi, çölyak hastalarında düzleşmeye başlar. Bu da besinlerin emiliminde azalmaya yol açar. Vücut savunma sistemi ise bu durumu sindirim problemleri, şişkinlik, ciltte bozulmalar, halsizlik, adet düzensizlikleri gibi belirtilerle ifade eder.

Çölyak hastalığında gluteni kesmek, bilinen tek tedavi yöntemidir. Ancak gluten diyetini gıdalarla sınırlamak yeterli değildir. Glutensiz diyette besinler kadar kişisel bakım ve kozmetik ürünlerinizin de içeriklerini titizlikle incelemelisiniz. Dudak nemlendiricisi, vücut losyonu, güneş kremi, makyaj malzemeleri, diş macunu, şampuan, saç kremi, sabun gibi günlük bakım ve kozmetik ürünleri de gluten içerikleri kontrol edilerek kullanılmalıdır.

Çölyak Belirtileri Nelerdir?

Çölyak hastalığının klasik belirtileri ishal, kabızlık, hazımsızlık, karın şişkinliği ve gaz gibi sindirime bağlı problemlerdir. Bununla beraber, çölyak hastalığında gözlemlenen klinik tablo çok değişken olabilir. Örneğin hastalık, bazen tiroid yetmezliği, karaciğer yağlanması, kemik erimesi gibi bağırsak dışı organlarda gelişen hasarlar ile kendini gösterebileceği gibi, hiçbir yakınmaya sebep olmadan da sessizce ilerleyebilir.

Çocuklarda; büyüme-gelişme geriliği, ishal, karın ağrısı, kusma, halsizlik ve diş çürükleri, yetişkinlerde ise şişkinlik ve ishal, çölyak hastalığının başlıca özellikleridir. Ancak çölyak hastası olan çocuklarda, kemik ve eklem ağrıları, öğrenme güçlüğü, davranış bozukluğu, ergenlik gecikmesi ve depresyon, yetişkinlerde ise; kansızlık, ciltte kaşıntı ve içi su dolu kabarcıklar gibi geniş bir yelpazeye sahip olan yakınmalara rastlanabilir. Çölyak hastalığının tanı ve tedavisindeki güçlük, hem bulgu yelpazesinin bu kadar geniş olması, hem de görülen bütün bu bulguların hiçbirinin sadece çölyak hastalığına özgü olmamasından kaynaklanmaktadır. Gastroenterology'nin Haziran sayısında yayınlanan bir araştırmaya göre, Larazotide asetat 0.5 mg çölyak hastalığı (CeD) semptomlarında iyileşme ile ilişkilidir.

Batı ülkelerinde çölyak hastalığı görülme sıklığının daha yüksek olması nedeniyle, hastalıkla ilgili çok sayıda tıbbi araştırmalar yapılmaktadır. Türk ve ABD’li çölyak hastalarının karşılaştırıldığı bir tıbbi araştırmada, Türk hastalarda öne çıkan bulgular kansızlık ve ishal iken, ABD’li hastaların karın ağrısı, yorgunluk, şişkinlik gibi genel bulgulara sahip olduğu görülmüştür. Elbette Türkiye’de bu tür genel bulgulara sahip kişilerde çölyak hastalığı akla getirilmediğinden araştırılamamış olma olasılığı oldukça fazladır. Zira bu çalışma, toplum taraması niteliğinde olmayıp çölyak hastalığı tanısı konmuş bireyler arasında yapılmıştır.

Çölyak hastalığı tedavi edilmediğinde birçok soruna yol açabiliyor

Glüten hassasiyeti olarak bilinen çölyak hastalığının tedavi edilmediğinde birçok soruna yol açabildiğini belirten Prof. Dr. Vedat Göral, “Glüten son 50 yılda ekmek, makarna, soslar, salam gibi yiyeceklerin yapısında kullanılmaya başlandı. Ağır çölyak hastalığı olanlar fırının önünden dahi geçmemelidir. Çölyak tedavi edilmediğinde zamanla vücutta anemi, kemik erimesi, görme bozukluğu, cilt problemleri gibi durumlar ortaya çıkabilir. Ancak glüten bir proteindir, çölyak hastalığı yoksa glüten mutlaka alınmalıdır” dedi.

Medipol Mega Üniversite Hastanesi Gastroenteroloji Bölümünden Prof. Dr. Vedat Göral, çölyak hastalığıyla ilgili bilgiler verdi. Prof. Dr. Göral, çölyak hastalığının otoimmün bir hastalık olduğuna işaret ederek, “Çölyak hastalığı ince bağırsağın, buğday ve bazı gıdalarda bulunan, glüten adlı proteine karşı, ömür boyu süren ve kronikleşen alerjisi ve hassasiyetidir. Buğday, arpa, çavdar ve yulaf gibi tahıllar yani ekmek, makarna, bisküvi ve diğer unlu mamuller glüten içerir. Glüten enteropatisi olarak da bilinen Çölyak hastalığı, sindirilmiş gıdalardaki besin maddelerinin bağırsaklardan emiliminin bozulmasına yol açar. Çölyak hastalığı olan insanlar; buğday, arpa, çavdar ve bir dereceye kadar da yulafta bulunan bir protein olan glütene karşı hassasiyet gösterirler. Oluşan hasarlanma sonrasında, vücut için gerekli olan besin maddelerinin sindirimi ve emilimi bozulacağından, ishal ve zamanla bağırsaklardan emilemeyen maddelerin eksikliği başlar” diye konuştu.

"Glüten 50 yıl önce gıda endüstrisine girdi"

Çölyak hastalığının dünyada en yaygın bilinen genetik bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Göral, şöyle devam etti: "Türkiye’de hastalığın görülme sıklığı yüzde 1 civarındadır. Glüten son 50 yılda besin endüstrisinde sık tüketilen ekmek, pasta, makarna, erişte, soslar, cipsler, soğuk etler, salam, sosis gibi yiyeceklerin yapısında kullanılmaya başlanmıştır. Çölyak hastalığı olan insanlar glütensiz diyetle beslendiklerinde, bağırsaklarında oluşan harabiyet düzelir ancak tekrar glütenli gıdaları tüketmeye başlamaları halinde hastalığın bulguları yeniden ortaya çıkar. Çölyak hastalığının oluşmasında otoimmün, genetik, çevresel faktörler rol oynar. Hastaların yüzde 10 kadarında, ailede çölyak hastalığı olan başka bireyler de bulunur. Bu da hastalığın genetik ile ilişkisini gösterir. Cerrahi girişimler, hamilelik, doğum, bazı viral enfeksiyonlar ve şiddetli ruhi sıkıntılar, hastalığın ortaya çıkmasına sebep olabilir. Her yaşta ortaya çıkabilmesine rağmen, 8-12 aylık çocuklarda ve 30-40 yaş aralığında daha sık görülmektedir."

"Anemi ve kemik erimesi en önemli belirtilerindendir"

Prof. Dr. Vedat Göral, hastalığın belirtilerini şu şekilde açıkladı: "Çölyak hastalığı tedavi edilmediğinde, ince bağırsaklardaki emilim bozukluğu nedeniyle, zamanla vücutta vitamin, mineral ve diğer besin maddelerinin eksikliği ortaya çıkar. Özellikle demir, folik asit ve B12 vitamini eksikliği sonucunda değişik şiddetlerde olabilen kansızlık (anemi) en sık görülen bulgulardan biridir. D vitamini ve kalsiyum emilimi bozulur, kalsiyum seviyesinde azalma, kemik erimeleri ve kırılmalar oluşur. A vitamini eksikliğine bağlı görme bozuklukları, cilt problemleri görülebilir. B vitamini türevlerinin eksikliğine bağlı ise denge bozukluğu ve his kusurları gibi sinir sistemine ait problemler ortaya çıkabilir. K vitamini eksikliğine bağlı pıhtılaşma bozuklukları ve kanamalar, sodyum, potasyum ve magnezyum gibi elektrolitlerin eksikliğine bağlı kas güçsüzlükleri, protein eksikliğine bağlı bacak ödemleri, bağışıklık sisteminde zayıflama, ortaya çıkabilecek diğer bulgulardır."

"Glütensiz diyette kozmetik ürünlere de dikkat edilmeli"
Çölyak hastalığında tedavinin temelini sıkı bir glütensiz diyet uygulanmasının oluşturduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Göral, “Bu amaçla gluten içeren tahıl ürünleri (buğday, arpa ve çavdar) kullanılarak yapılan gıda maddeleri kesinlikle yenilmemelidir. Glütenle bulaşmamış yulaf tüketilebilir ancak genellikle içinde buğday parçacıkları bulunabileceğinden, en azından hastalığın erken dönemlerinde yulaf da yenmemelidir. Tüm sebze ve meyveler, bakliyatlar, katkısız katı ve sıvı yağlar, yumurta, bal, reçel, basit toz şeker, zeytin, et, balık, tavuk, una batırılmamış konserve çeşitleri çölyak hastaları için güvenli yiyeceklerdir. Glütensiz diyette süt, et, balık, yumurta, sebze, kuru baklagil, pirinç, mısır, patates gibi ürünlerde doğal gıdalara önem verilmelidir. Okul ve dışarıda yemek yerken dikkatli seçimler yapılmalıdır. Buğday unu, karışık mısır unu ve pirinç ununa dikkat edilmelidir. Buğday ekmeği yerine mısır ekmeği yenilebilir. 24 saatte alınabilecek glüten, 10 mgr’dan az olmalıdır. Etiketsiz gıda tüketiminde çok dikkatli olunmalıdır. İlaçlar, kozmetik ürünleri, şampuan, kremler gibi glüten içerikleri yönünden dikkatli kullanılmalıdır. Pişirme ve hazırlık aşamasında güvenli gıdaların, glütenli gıdalarla bulaş olmamasına dikkat edilmelidir. Özellikle evde glütenli ve glütensiz gıdaların, birbirinden ayrı ve uzak saklanması önemlidir” ifadelerini kullandı.

Çölyak hastalarının dikkatli tüketmesi gereken besinler!

"Hastalar fırının önünden dahi geçmemeli"

Prof. Dr. Vedat Göral, çölyak hastalarına karşı tavsiyelerini şu şekilde sürdürdü: "Ağır çölyak hastalığı olanlar fırının önünden dahi geçmemelidir. Yemek hazırlığı sırasında glütenli gıdalara değmiş veya bulaşmış çatal, kaşık, süzgeç, tabak gibi gereçler kesinlikle çölyaklı kişilerin gıdalarına dokundurulmamalıdır. Mısır, pirinç, patates, nohut, mercimek, kestane, soya, fasulye, fındık gibi besinleri ve bu besinlerden elde edilen un ve nişastaları tercih etmek gerekmektedir. Ceviz, fındık gibi kuruyemişler ile incir ve kuru üzümü beslenme zincirinden eksik etmemek önemlidir. Hazır alınan mısır ekmeklerinin içine farklı unların karışabileceği ihtimaline karşı, mısır ekmeğini evde yapmak daha sağlıklıdır. Glüten içermeyen bir diyetin uygulanması, normal beslenmeye göre pahalı, güç ve sıkıcı olduğundan kesin teşhis konulmadan, bu tür bir diyetin uygulanması tavsiye edilmemelidir. Günümüzde henüz ilaç tedavisi yoktur. Ancak, ilaç ve aşı geliştirme çalışmaları devam etmektedir. Çölyak hastalığı olmayan kişilerin, glütensiz beslenmesi önerilmemektedir. Glüten bir proteindir, çölyak hastalığı yoksa glüten mutlaka alınmalıdır."

Hiperhomosisteinemi nedir?

Çölyak hastalığında, malabsorbsiyona bağlı folat ve vitamin B12 eksikliği sık gelişir. Bu vitaminlerin eksiklikleri hiperhomosisteinemiye neden olur. Hiperhomosisteinemi, hem edinsel hem de kalıtsal faktörler sonucunda oluşabilen anormal plazma konsantrasyonları ile karakterizedir. b6, b12 vitaminleri ve folik asit açısından yetersiz bir beslenme, hiperhomosisteinemi nedenidir.

Çölyak Refrakter Sprue Ne Demek?

Refrakter sprue: Hastaların az bir kısmında en başta veya daha sonra glutensiz diyete cevapsızlık halidir. Tedavide steroidler, immunosupresifler veya total parenteral nutrisyon ile barsak istirahati gerekebilir.

 

Yorumlara Git

Başkan Erdoğan talimat verdi, Hatay ayağa kalktı! Depremzedelere bayram müjdesi

İran'dan yeni silah: 'Nasrallah' füzesi ilk kez İsrail ve ABD üslerini vurdu!

İsrail basını savaşın maliyetini açıkladı! Ek bütçe talep edecekler

Altı ülkeden İran’a Hürmüz resti: "Müdahale etmeye hazırız!"

Siyonist İsrail ordusu: İran'da vurdukları hedef sayısını açıkladı