Gündem
İslâmi duruşundan asla taviz vermedi
Merhum İcra Kurulu Başkanımız Mustafa Karahasanoğlu Ağabeyin gazeteci yetiştirme hususunda bir öğretmen, ticari müessese yönetiminde hassas bir mümin olduğuna şahitlik eden çalışma arkadaşları, O’nun bütün insanlığa örnek teşkil edecek tavsiye ve telkinlerini paylaştı.
Öğretmen ve baba gibiydi
Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu Genel Başkan Yardımcısı Adem Alemdar, 29 yıllık birlikteliğinde Mustafa Ağabeyin ‘Bir Müslüman nasıl gazeteci olur’ sorusuna verilecek en güzel cevap olduğunu kaydediyor. Mustafa Ağabeyle 29 yıllık birlikteliğinin olduğunu belirten Alemdar, şunları anlattı: “Akit 12 Eylül 1993’te çıktı, bizim yolumuz 15 Temmuz 1993’te o meşhur hırdavat dükkanında kesişti. Onun disiplinli çalışma metodu bize hayatımızın her safhasında örneklik teşkil etti. İşini asla şansa bırakmaz, bütün formülleri ve alternatifleri düşünüp öyle hareket ederdi. Bana, ‘Biz bir iş yeri kurup başına usta aramayız, önce ustayı buluruz ona iş yeri kurarız’ derdi. İşi ehline verirdi. Halden anlardı. Çalıştırdığı her insanın hakkına, hukukuna riayet eder, hak ettiği muameleyi gösterirdi. Beraberindeki gazeteciler bir öğretmen ve bir baba gibiydi.
Düzgün müslüman, örnek gazeteci
Gazetecilikte tek bir cemaate, bir partiye körü körüne bağlılıktan ziyade, Allah ve Peygamber çizgisi içerisinde kim doğruyu söylüyorsa onu öne çıkarmayı bize tavsiye ediyordu. Bütün Ehli Sünnet cemaatlerine eşit mesafede olmayı öğütlerdi. Akit gazetesinin yayınlarında pek çok cemaate, tarikata yer verdiğini görürüz. Bu sebeple Akit’e ve Mustafa Bey’e asla ‘şucuydu’, ‘bucuydu’ diyemeyiz. Mustafa Bey tam bir Ehli Sünnet gazetecisiydi. ‘Bir Müslüman nasıl gazeteci olur’ sorusuna verilecek en güzel cevap Mustafa Karahasanoğlu’dur. Gazetecilik bir yönüyle insanların gizlediği şeyleri ortaya çıkaran veya magazin tarafına ışık tutan yada olmaması gereken şeyleri ifşa edip yazılmaması gereken şeyleri yazarak para için yapılan bir meslek olarak görülmesine rağmen o bu işi tamamen düzgün ve temiz şekilde yürüttü. ‘Düzgün bir Müslüman gazeteci, nasıl düzgün bir Müslüman gazete çıkarabilir’in en güzel örneğini verdi.”
Babamı kaybetmiş gibiyim
Onu babam gibi seviyordum. Babam ölmüş gibi üzüldüm onun vefatına. Şimdi onun için çokça hatim indiriyoruz. Allah geride kalanlara sabır versin. Nuri Bey’e, Ali İhsan Bey’e, Ahmet Can Bey’e, bütün aile fertlerine ve sevenlerine taziyelerimi iletiyorum bu vesileyle. Allah gani gani rahmet eylesin. Makamı âli, mekanı cennet olsun inşallah.”
Akit Medya Reklam Genel Müdürü Adem Şahin de, yılları aşan ticari birlikteliklerinde Mustafa Karahasanoğlu’nun, mâli açıdan en zorlu günlerde dahi faize karşı kararlı ve net duruşunun asla değişmediğini yaşanmış örneklerle anlattı.
Medyayı hizmet için kullandı
Faizli ilanları elinin tersiyle itti
Çalışma süreçlerinde Mustafa Ağabeyin kendilerine faiz ve reklam görseli olarak müdahalelerde bulunduğunu kaydeden Şahin, şunları anlattı: “Faizli bankacılık konusundaki hassasiyetini vefat edene kadar muhafaza etti. Örnek verecek olursam; bir banka bize yüksek meblağlarda reklam teklifinde bulunduysa, faizli banka ise değeri ne olursa olsun Mustafa Ağabey onu geri çevirirdi. Hiçbir zaman buna müsaade etmedi. Dönem dönem bizim muadil medya organlarında çıkan reklamların bizim gazetemizde de yer alması için çalışma yürütürdük, anlaşmalar da sağlardık ancak faiz veya ahlaka mugayir bir görsel olursa bunu reddederdi. Hatta bazen birkaç kez bu reklamların yayını hususunda kendisine bildirimde bulunmam karşısında ‘Adem beni zorlama’ der ve eklerdi; ‘Şimdi bunu alsak bugünü kurtarırız ama ahireti nasıl kurtarırız, orada nasıl hesap veririz?
Bazen biz ticari anlamda her şeyi göremeyebiliyorduk. O bir bilen olarak mihmandarlık yapar ve uygun olmayan reklamları geri çevirirdi. Hatta bazı firmalar için ‘Bu reklamı yayınlayamayız, eğer yayınlarsak bizden ziyade onlara zarar verir’ derdi.” Mustafa Ağabeyin hiçbir ticari randevusuna geç kalmadığını ve her randevusuna dakik ve abdestli katıldığını vurgulayan Şahin, şöyle devam etti:
“Allah elbet bir kapı açar” derdi
“Mustafa Ağabeyin hassasiyetlerinden biri de şuydu; Akit’e inanan ve Akit’i kendisine referans kabul eden kitle için o reklamı alıyoruz. Bizi sevenler o reklamı Akit’te görürse, ona itibar ederler. ‘Akit bu reklamı yayınlıyorsa bir bildiği vardır, biz de o doğruyu kabul ediyoruz’ diye inanırlar diye, biz de o inancı boşa çıkarmayalım isterdi. Akit’in en zor zamanlarında da bu böyle devam etti. Hiçbir zaman taviz vermedi. Akit’in maddi açıdan zor günlerinde kendisiyle görüşmelerimde ‘Biz doğru yoldaysak, yaptığımız şey doğruysa mutlaka Cenab-ı Hakk bize bir kapı açacak. Yeter ki biz doğru zamanda doğru yerde olalım. Biz samimiyetimizi koruyalım ve sebat edelim. Gayret gösterelim ve muhakkak meyvesini alırız’ ifadelerini sıklıkla tekrarlardı.”
Patron, arkadaş, baba yarısıydı
Adem Şahin, maddi açıdan sıkıntılı günlerde hiçbir zaman Mustafa Ağabeyin kendilerine ‘eleman çıkaralım’ demediğini belirterek, sözlerini şöyle noktaladı: “Mustafa Ağabey vefalıydı. Personel kendi talep etmezse hiçbir zaman ‘şu elemanı çıkaralım’ demedi, bir kez bile yapmadı bunu. Pasife düşen arkadaşlarımız olunca bile ‘Onu farklı birimde çalıştırabilir miyiz, o uzun yıllardan beri bizimle beraber ve aile geçindiriyor’ der, dava ve yol arkadaşları için formüller geliştirirdi. O patrondu ve aynı zamanda arkadaştı ve baba yarısıydı. Bize ‘Kendinizi işe kaptırmayın, ailenizi ve çocuklarınızı ihmal etmeyin, onlara zaman ayırın’ derdi. İç huzurun maddi ve manevi anlamda gerekli olduğunu bize telkin ederdi. İç huzuru muhafaza edebilmek için de ticarette yanlış yapılmaması gerektiğini öğütlerdi. Ve onun cesareti hepimizden önde, hepimizden fazlaydı. Allah rahmet eylesin, makamı cennet olsun.”