Gündem
Barışın yolu Türkiye'den geçiyor
Başkan Erdoğan liderliğindeki Türkiye, uluslararası arenada kördüğüm olan her meselede ana aktör oluyor. Tahıl krizini bitiren anlaşmaya öncülük eden Erdoğan, güvenilir bir lider olarak Rusya-Ukrayna savaşını masada bitirmek için harekete geçti.
Baş döndüren diplomasi
Tahıl krizini bitiren anlaşmaya öncülük eden, Rusya Devlet Başkanı Putin’le Soçi’de görüşüp, Ukrayna’da Zelenski ile bir araya gelerek barış için mekik dokuyan Başkan Erdoğan, son bir ay içerisinde Libya’daki siyasi krizin çözümü için iki tarafı Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde buluşturup, yıllardır kronikleşmiş Azerbaycan-Ermenistan ihtilafının sona ermesi için iki tarafın bir araya gelmesini sağladı. Uzmanlar, Türkiye’yi ‘uluslararası sorunların çözüme kavuşturulduğu bir merkez’ olarak nitelendirirken, muhalefetin “Ukrayna’ya inşaat için gitti” şeklindeki çürük manşetlerle hadiseleri yorumlamasını da siyasi zekasızlık olarak değerlendiriyor.
Dumlupınar Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hüsamettin İnaç, şunları dile getirdi:
Dik duruş, doğru politika
“Türkiye’nin baştan beri doğru bir duruşu var. Ukrayna savaşında Türkiye, ‘aktif tarafsızlık’ politikasını kabul etti. Burada Ukrayna’nın mağdur olduğunu, Rusya’nın saldırgan olduğunu, Kırım’ın ilhakının kabul edilmeyeceğini söylemekle beraber. Rusya ile köprüleri atmayıp ambargo karalarına katılmadı. Denge siyasetini çok güzel bir şekilde ortaya koydu. Cumhurbaşkanımızın özellikle 20 yıl içerisinde liderlerle kurduğu özel ilişkiler, dünyanın gidişatını ve değişimi dönüşümü okuyabilme kapasitesiyle de alakalı durumdur. Amerikan hegemonyasının düşmesi ve ortada bir boşluğun dolmasın ortaya çıkıyor bu problemler. Bu problemlerde Türkiye doğru yerde durdu ve daima mağdurun yanında yer aldı. Ve dolayısıyla bunu yaparken adil bir tavır belirledi. 15 Temmuz 2016’dan sonra Türkiye artık cephede, sahada da bulunuyor. Artık diplomatik meyvelerini yemeye başladı. Sahada olmadığınız zaman masada olamıyorsunuz. Türkiye Libya’da, Karabağ’da, Suriye’de askeriyle olmasaydı, Ukrayna’ya savunma sanayi anlamında SİHA desteğini vermeseydi şu an masada da olamazdı. Cumhurbaşkanımızın dünyadaki değişimi ve dönüşümü doğru okuması ve dinamiklerini harekete geçirip netice alabilen bir ülke olmaya başlamasının bundan sonrada da böyle devam edeceğini düşünüyorum. İnşallah cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi Ukrayna savaşı müzakere masasında bitecekse o masanın başında da yine Türkiye olacaktır.”
Akılcı ve soğukkanlı
İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Ramazan Topdemir de, şunları ifade etti: “Erdoğan’ın izlediği bir aktif politikada ‘Ne tarafsız kalacağız ne de oyunun dışında kalacağız’ şiarı esas alınıyor. Müdahalemiz oluyor ama tarafsız kalıyoruz. 2. Dünya Savaşında da büyük müttefikleri Türkiye’yi savaşa sokmak için epey çaba harcamışlardı ancak Türkiye tarafsız kalıp, masada aktif olmuştu. Tarih tekerrürden ibarettir. Bence Erdoğan da bu politikayı uyguluyor. Duygusallıktan ziyade, bir yandan Ukrayna’yı diğer yandan Rusya’yı idare ediyorlar. Liderliğin vasfı risk almaktır. Burada da bir risk daha var, bunu da unutmamak lazım. Türkiye’nin aktif ve sonuç alıcı girişimleri elbette ki birilerini rahatsız edecektir.”
Muhalefet sancı çekiyor
Muhalefetin Ukrayna’nın yeniden inşasında Türk müteahhitlerin de yer alacak olmasını eleştirmesini de değerlendiren Topdemir, şöyle devam etti: “Suriye veya herhangi bir ülkede savaşın vermiş olduğu yıkıma karşı ABD, Fransa gibi ülkeler nasıl devreye giriyorsa, Türkiye de elbette ki Ukrayna’daki yıkımla ilgili imar ve inşada öncü olmak isteyecektir. Türkiye burada her anlamda ihya rolündedir. Muhalefet burada ‘Biz eskiden ülke bu kadar atak değildi. Erdoğan’ın bu çabası illa ki ülke kamuoyuna yansıyacak ve seçimlere olumlu yansıyacak’ şeklinde sancı çekiyor. Söyleyemedikleri mesaj esasında bu. Erdoğan’ın tavrı bu noktada çok doğrudur.”