İSLAM
En büyük hak kul hakkı
Tabiin’in ileri gelenlerinden ilim ve tasavvuf büyüğü Bilâl bin Saad, vefat eden oğlunun borcunu isteyen alacaklıya parayı verip, “Eğer doğru söylemişsen istediğin parayı verip oğlumu kul hakkından kurtardım. Şayet yalan söylemişsen, şunu iyi bil ki, senin Allah huzuruna kul hakkıyla gitmene gönlüm razı olmaz. Tümüyle helâl ediyorum” dedi.
Şam’ın Hasan Basri’si unvanına layık görülen Tabiin’in ileri gelen ilim ve tasavvuf büyüğü Bilâl bin Saad çevresine hep, ‘En büyük hak kul hakkı’ diyor, bu konuda maruz kaldığı bir kul hakkı örneğini de şöyle veriyordu:
İstanbul’un fethi için yola çıkan ilk cihat ordusunun içinde oğlu da vardı. Dönüşte ise oğlunun şehit olduğu haberi geldi. Taziye için her taraftan akın edip gelenler oldu. Kendisinde ise teessür işareti görülmüyor, ‘Şükürler olsun, ahirete biz de bir şefaatçi göndermiş olduk’ diye söyleniyordu. Taziye için gelenlerin içinde bir kişinin ayrı bir isteği vardı. Şöyle diyordu:
- Oğlunuzun bana borcu vardı, onu istemek için gelmiştim.
Hiç tanımadığı bu adama sordu:
- Şahidin var mı oğlumun sana borcu olduğu konusunda?
- Hayır, dedi meçhul adam.
- Senedin var mı? Ona da hayır, diye karşılık verdi.
- Peki yemin eder misin? deyince, evet ederim, diye cevap verdi.
Bunun üzerine meçhul adama istediği parayı hemen verirken konuyu şöyle bağladı:
Eğer doğru söylemişsen istediğin parayı verip oğlumu kul hakkından kurtardım, şükürler olsun. Şayet yalan söylemişsen, şunu iyi bil ki, senin Allah huzuruna kul hakkıyla gitmene gönlüm razı olmaz. Aldığın bu parayı şimdiden tümüyle helâl ediyorum. Çünkü ahirete kul hakkıyla gitmek başka haklara benzemez! Kul hakkını Rabb’im şehitlerden bile kaldırmaz. Tek çaresi hak sahibiyle helalleşmektir. Yoksa mirasçısına ödeme yapmaktır. O da yoksa bir yoksula hibe etmektir!.
Ne dersiniz, bu tarif ve tespitlerden bizlere de uyarılar var mı?