Gündem
Peygamber ocağı dediğin böyle olur
Başörtülü asker annelerinin, evlatlarının yemin töreni için kışlalara alınmadığı günlerden, başörtülü subay-astsubayların dualarla mezun olduğu günlere kavuştuk.
Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın, önceki gün Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Başkanlığı Subay ve Astsubay Öğrencileri Mezuniyet Töreni’nde asker duası etmesi de büyük sevinçle karşılandı. Törende kaydedilen görüntüler, ‘Peygamber Ocağı dediğin işte böyle olur’ dedirtti.
Milletle savaşanlar ve 28 şubat’ın karanlığı geride kaldı
Konuya ilişkin Akit’e değerlendirmede bulunan emekli Yüzbaşı Avukat Bülent Demir, “Bu, yeni Türkiye’nin gelişimine katkı sağlayacak büyük bir adımdır. TSK içerisinde 17 yıl üniforma giymiş, yüzbaşı rütbesinde Doğu ve Güneydoğu’da terörle mücadele etmiş bir subay olarak TSK’nın, milletimizin milli ve manevi değerleri ile barışması, şehadet mertebesini canlı tutacak şekilde imanlı ve inançlı personele sahip olması, adaylar için böyle hayır duaları edilmesi ve bu dualarla mesleğe başlayacak olmaları benim için de çok mutluluk verici. Bu güzel tabloyu hazmedemeyenlerin milli iradeye saygı göstermedikleri ortada. Bu mutlu güne vesile olan herkesten Allah razı olsun. Artık Türkiye’nin 28 Şubat karanlığını geride bıraktığını görüyoruz. Milletin, milli ve manevi değerleri ile savaşanlar da gerekli cezaları almıştır. Aynı uygulama her yıl devam etmelidir. Hatta bu adımla birlikte kışlalara ve kıtalara din subayı atanması birlikte atılmalıdır. Bu atama Mehmetçiklerimizin moral ve motivasyonlarını daha da artıracaktır” ifadelerini kullandı.
Milletimiz fabrika ayarlarına dönmüş durumda
Türkiye’nin çok şükür her alanda normalleştiğine dikkati çeken Bağımsız Ülkücüler Platformu Kurucusu Adnan Baran ise şunları söyledi: “Geçmiş yıllarda bu milletin dinine, kültürüne, tarihine, inancına aykırı bir sistem kuruldu. Bu sistemin bekçisi olarak da CHP zihniyeti getirildi. Laiklik adı altında milletin değerlerine düşmanlık yapıldı. Demokrasi diyenler, Batı medeniyeti diye çırpınanlar ne kadar da boş hayaller peşinde. Bugün en basit örnekle herhangi bir ülkenin yöneticisi görevi devralırken kutsal saydıkları kitaplarına el basıp yemin ediyor. Aynı uygulama yargıda da geçerli. Ancak bize geldiği zaman gericilik olarak adlandırılıyor. Nesli tükenen kelaynaklar gibi bu milletin değerlerine karşı direnmeye çalışanlar var. Bir asırdır bu milletin kültürünü, tarihini yok etmek için verdikleri mücadele başarısız olmuştur. Milletimiz fabrika ayarlarına dönmüş durumda. Allah’ın izniyle bundan sonra bu gidişatı durdurmaya kimsenin gücü yetmez.”