Dünya
Bölgedeki ziyareti gündem oldu! Dikkat çeken yazı: Cumhurbaşkanı Erdoğan'la yarışamazlar
Türkiye- Bosna Hersek ilişkisini ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ülkeye gerçekleştirdiği ziyareti değerlendiren Bosna Hersek basını, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bölgedeki etkisinin, ne Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyinin Sırp üyesi Milorad Dodik'in ne de Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic'in etkisiyle karşılaştırılamayacağını yazdı.
Bosna Hersek basını, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bölgedeki etkisinin, ne Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyinin Sırp üyesi Milorad Dodik'in ne de Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic'in etkisiyle karşılaştırılamayacağını yazdı.
Bosna Hersek basını, Türkiye-Bosna Hersek ilişkisini ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 6 Eylül'de yapacağı Bosna Hersek ziyaretini ele aldı. Analiz yazıda şu ifadeler yer aldı:
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Bosna Hersek ziyareti
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bosna Hersek'i 6 Eylül'de ziyaret edecek. Erdoğan'ın, her zaman olduğu gibi Demokratik Eylem Partisi (SDA) Genel Başkanı Bakir İzzetbegoviç'i desteklemesi bekleniyor ki İzzetbegoviç de her daim Erdoğan'ı destekliyor. Erdoğan'ın Bosna Hersek'i ziyaret edeceğini önceden açıklayan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, söz konusu ziyaretin, Balkan turu kapsamında yapılacağını söylemiş, bu ziyaretlerin, Türkiye'nin bölgede barış ve istikrardan yana olduğunu bir göstergesi olduğunu belirtmişti.
Erdoğan, Brüksel'in kapılarını açtığı bir lider
Söz konusu ziyaret, Rusya-Ukrayna krizinde olduğu gibi Sırbistan-Bosna Hersek-Hırvatistan ilişkilerinde de Avrupa'nın en iyi 'ara bulucusu' rolündeki Erdoğan'ın politikasının devamı niteliğinde. Erdoğan, jeostratejik önemi büyük, güçlü bir ülkenin lideri. Aynı zamanda Avrupa topraklarında, Rusya-Ukrayna savaşı devam ederken AB ülkelerinin Rusya'ya yaptırım uyguladığı bir dönemde Putin ile ekonomik ilişkilerini geliştiren ve güçlendiren tek lider. Erdoğan'ın siyasi-ekonomik faydacılığı ve siyasi anlamda neredeyse sinsi olarak nitelendirilebilecek akıllı dengeler kurmasının, onu Putin'in Avrupa ile tek bağı haline getirdiği söylenebilir. Erdoğan, Brüksel'in kapılarını açtığı bir lider.
O, Avrupa yönetiminin, yönetimini rejim olarak nitelendirse de büyük ölçüde çekindiği biri. Tabii, Erdoğan, Bosna Hersek'teki en güçlü Boşnak partisinin egemenliğini elinde bulunduran İzzetbegoviç ailesinin sadık bir dostu, aynı zamanda, partinin mevcut Başkanı'nın babası ve SDA ile Bosna Hersek Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç'in, ömrünün son demlerinde, "Bosna'yı emanet ettiği" kişi. Erdoğan'ın bu olaydan bizzat bahsettiğini hatırlatalım. Kendisi 18 Ekim 2003 yılında, Aliya İzzetbegoviç'in ölümünden bir gün önce, Bosna Hersek'e günübirlik bir ziyaret gerçekleştirdiğini ve Aliya İzzetbegoviç'in bu vesileyle kendisine, "Tayyip, sizler Fatih Sultan Mehmed'in torunlarısınız. Bu topraklar size emanet, onları koruyun." dediğini anlatmıştı.
Erdoğan, Ekim 2017'de düzenlenen Medeniyetler Şurası'nda yaptığı açıklamada, "Şimdi biz, Mostar'ı nasıl bırakabiliriz? Biz şimdi Dirina'yı nasıl bırakabiliriz? Biz şimdi oradaki Fatih Sultan Mehmet Camisi'ni nasıl bırakabiliriz? Tabii ki oralarda hiçbir zaman bunları eksik bırakmayacağız. Bunlar hep oradaki bizim medeniyetimizin adeta taçlandırılmış eserleridir. Bu medeniyet orada varlık sebebi olarak bu eserleri inşa etmiş, ne zaman? Bakın ta 15. yüzyıldan zamanımıza kadar. Devlet adamlığının yanı sıra asrımızın en büyük İslam mütefekkirlerinden birisi olan merhum Aliya'nın bu vasiyeti asla sıradan bir nezaket ifadesi değildir. Tarihi yaşadıkları günden ibaret görmeyenler, maziden atiye köprü kurmayı başaranlar güne ve geleceğe başka türlü bakarlar. Merhum Aliya da böyle bakıyordu. Kendisinin Bosna'yı Türkiye'ye emanet etmesi sahip olduğu medeniyet ufkunun bir tezahürüydü. Çünkü Aliya, Müslümanların ancak birlik, beraberlik, dayanışma, kardeşlik içinde olurlarsa medeniyet tasavvurlarını hayata geçirebileceklerini görüyordu, biliyordu." ifadelerini kullanmıştı.
Erdoğan ile ne Dodik ne de Vucic yarışabilir
Erdoğan'ın etkisi, ne Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyinin Sırp üyesi Milorad Dodik'in ne de Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic'in etkisiyle karşılaştırılabilir. Dodik, Devlet Başkanlığı Konseyi'nde Rusya ile ilgili atıp tutsa da aldığı kararların hiçbiri uygulamaya koyulamaz, zira konseyin diğer üyelerinin onunla aynı görüşlere sahip olmaması durumunda uzlaşmaya varılamaz. Dodik, bu sayede Rusya'ya olan sadakati konusunda bir bahaneye sahip olsa da aslında somut anlamda atabileceği hiçbir adım bulunmuyor. Yapabileceği tek şey sadakatini bahane ederek Rusya'dan doğal gaz dilenmek. Tabii, istisnalar da mevcut. Dodik'in bazı girişimleri, Parlamento'daki Hırvat vekillerin desteğini alıyor. Söz konusu adımların bir yarar getireceğine inanan Hırvat vekiller, oyuna dahil olsa da en nihayetinde beklediklerinin tersi bir etkiyle karşılaşıyorlar. Dodik ve Vucic asla Erdoğan'a yönelik eleştirilerde bulunmamışlardır. Aslında ortada, tam da Yüksek Temsilci Christian Schmidt'in ifade ettiği gibi "oldukça karmaşık siyasi oyunlar" dönüyor. Bu da AB vizyonuna ne kadar az sayıda kişinin sahip olduğunu gösteriyor. Tabii bu ayrı bir tartışma konusu.
İzzetbegoviç-Erdoğan ilişkisi
Bosna Hersek'in siyasi ilişkileri oldukça karmaşık. Erdoğan, işlerini son derece başarılı bir şekilde yürütüyor. Türkiye ile Rusya, aralarındaki ekonomik iş birliği sayesinde milyarlar kazanıyor. Rus petrolü bu sayede piyasada kendisine yer buluyor. Diğer yandan, Rusya'nın, BM'de Boşnaklara yönelik soykırım tasarısını veto ettiğini hatırlatmak gerek. Ancak Avrupa kış sezonundan ve "muslukların kapatılması"ndan endişe ederken, Bosna Hersek'in iki tedarikçisi, Saraybosna'daki Energoinvest ve Banja Luka'daki Gas Res'in böyle bir endişesi bulunmuyor. Bu çıkarları anlatmak ne kelime, anlaması bile oldukça zor. Öte yandan, Bosna Hersek'teki en güçlü Boşnak partisinin lideri Bakir İzzetbegoviç'in, babasının da dostu olan Erdoğan ile son derece yakın ilişkilere sahip olduğunu belirtmek gerek.