Aktüel
''Dinidar'ların dindarlarla savaşı'
Gülşen adlı şarkıcı bozuntusu toplumda derin bir ayrıma sebep oldu. Malesef bir takım kitleler Gülşen'i,n tüm ahlaksızlıkalrına rağmen onu savunmaya geçti. Bu ayrım dindarlar arasında dahi görüldü. Diriliş Postası Yazarı İsrafil Kuralay bugünkü köşe yazısında bahsi geçen konuya değindi.
Gülşen adlı şarkıcı bozuntusu toplumda derin bir ayrıma sebep oldu. Malesef bir takım kitleler Gülşen'i,n tüm ahlaksızlıkalrına rağmen onu savunmaya geçti. Bu ayrım dindarlar arasında dahi görüldü. Diriliş Postası Yazarı İsrafil Kuralay bugünkü ''Dinidar'ların dindarlarla savaşı' başlıklı köşe yazısında bahsi geçen konuya değindi. İşte o yazı:
Türkiye’nin büyük çoğunluğu Müslüman olmasına rağmen en savunmasız insanlar dindarlardır. Onlarla dalga geçilir, alay edilir; tepki verdikleri zaman da analarından emdikleri süt burunlarından getirilir, doğduklarına pişman edilirler… İşin garibi, dinin kutsallarına hakaret edenler de kendilerine sorulduğunda çoğunlukla Müslüman olduklarını söylerler. Şöyle derler : “Biz de Müslümanız ama yobaz değiliz. Onlar gericiler, irticayı hortlatmaya çalışıyorlar. Bu nedenle biz onlardan değiliz.” Şimdi gel de çık işin içinden… Adama “gavur” diyemiyorsun, “münafık” diyemiyorsun, çünkü “Ben de Müslüman’ım” diyor.
En son salvo bir “sanatçıdan” geldi. İşin garibi benim adını hiç duymadığım sanatçı. Bir toplulukta konu tartışılıyorken ben bu sanatçıyı tanımadığımı söyleyince orada bulunanlar “Abi hangi çağda yaşıyorsun? Bu kadar meşhur bir sanatçıyı nasıl bilmezsin.” diye tepki göstermezler mi? O da ayrı bir dava ya, şimdilik geçelim. Kültür sanat alanıyla ilgili biri olmama rağmen bu sanatçının icra ettiği sanat açısından ben “Orta Çağ” İstanbul’unda yaşamaya razıyım. Bundan da çok memnun olduğumu ifade edeyim.
Burada adını anma gereği duymadığım bu sanatçı kimmiş, diye bir bakayım dedim. Bilgileri sizinle paylaşayım. “Türk şarkıcı ve söz yazarıdır. Türkiye’de liste başı olan popüler şarkıları sayesinde günümüz Türk pop müziğinin en çok dinlenen ve satan isimlerinden biri haline geldi.” Türk pop müziğinin en çok satan ismini bilmeyen bir İmam-Hatipli olarak çok utandım, çok üzüldüm doğrusu! Bu cehaletime rağmen o “sapık” denilenler safında hala gözüküyor muyum acaba? Nedir bu acınası haller böyle!
Bilgilerine baktım yine de haksızlık etmeyeyim diye bir de şarkısını dinleyeyim dedim. … isimli şarkının görüntülü halini seyrettim. Üç noktayı bilerek koydum siz de “Bir de biz bakalım demeyesiniz. ”diye. Aman Allah’ım. Bu hatun kişinin şarkısının sözleri bir felaketten öte berbat vaziyette. Klipini yorumlamak için kelime bulamıyorum. Anadan üryandan biraz öte bir kıyafetle dans ediyor. Anadan üryan olacak ta acaba kanunlar mı izin vermiyor bilemedim. Yoksa RTÜK’ün kurallarına mı takılır? Anlayamadığım bu haliyle bu klip denetime takılmıyor mu?
Bir yazar, bu hatunun tutuklanmasını duygusallaştırmak için “Bir çocuk annesine bu yapılır mı?” diye itirazda bulunuyor. Çocuğuna bu durum söylenememiş. Peki, bu çocuk annesinin bu kliplerini seyrediyor mu acaba? Evde ailecek bu klipleri seyredip “ne güzel iş yaptık ”diye birbirlerini tebrik mi ediyorlar? Hakkında yazı yazan yazarın bu soruları da sorarak bizi aydınlatmasını arzu ederdim. Bu kadın sanatçı, konserlerinde de LGBT bayrağı açmakla ünlü imiş. Yani sapıklığın bir çeşidine değil bin bir çeşidine bayrak açıyor.
Dine ve dindarlara sataşanlar sadece bu kadın sanatçı gibi kişiler değil daha fazlası da var. Din üzerine en çok yazı yazan, haber yapanlar maalesef “dinidar”lardır. Her halde dindar olmak zor geliyor, ruhları ve fıtratları da onları sıkıştırıyor. Kendi iç çatışmalarını topluma mal ederek rahatlama hissi yaşıyor olmalılar. Müslümanları değerlerinden koparak kendilerine benzetmeye çalışıyorlar. Ama bir türlü başaramıyorlar. Yerim kalmadı size Üstad Necip Fazıl’ın Destan şiirini okumanızı tavsiye ederim.
Geçenler geçti seni, uçtu pabucun dama
Çatla Sodom-Gomore, patla Bizans ve Roma!