Dünya
Yalanlara doymuyorlar: Doğu Türkistan’da soykırım yapan Çin’den kendini aklamak için yeni hamle!
BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği'nin, Çin'in Doğu Türkistan hakkında hazırlayacağı raporu uzun zamandır bekleniyordu. 8 ay sonunda açıklanan ve 'soykırım' ifadesinin yer almadığı raporda 'Uygur Türklerine karşı ciddi insan hakları işlendiği' belirlenmesine rağmen, Çin yüzsüzlüğünü sürdürerek raporu sayfalar dolusu yalanlayan savunmalar yaptı.
Derdi Müslümanlığı bitirmeye çalışmak olan alçak Çin, 2016'dan bu yana Sincan Uygur Özerk Bölgesinde yaklaşık bir milyon Uygur Türkü ve Müslümanı gözaltına aldı, yüz binlercesini hapse attı, fiziksel ve psikolojik şiddette bulundu, insanları zorla çalıştırarak ailelerinden ayırdı. Tüm dünyanın gözü önünde cereyan eden ve onlarca insan hakları kuruluşunun bir 'insanlık suçu' olarak gördüğü bu zulüm, dünyanın farklı ülkelerinden dahi milyonlarca insan tarafından protesto edildi, masum insanlara özgürlük çığlıkları atıldı.
Rapor 8 ay gecikmeli olarak açıklandı
BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet geçtiğimiz yıl 23-28 Mayıs'ta Çin'e giderek Sincan Uygur Özerk Bölgesi'ni ziyaret etmiş, ziyaret sonucu bölgede yaşananlarla ilgili raporun ne zaman açıklanacağına ilişkin bilgi vermekten kaçınmıştı. Raporun haftalar içinde açıklanacağı duyurulmasına rağmen yayımlanmaması, Uygur Türkleri başta olmak üzere uluslararası hak gruplarından tepki görmüştü.
'İnsan hakları ihlalleri ve insanlık suçu'
Sincan bölgesindeki iddiaları ele alan rapor, BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet'in 4 yıllık görev süresinin son dakikalarında yayımladı. 48 sayfalık raporda, Sincan bölgesinde "terör ve aşırılıkla mücadele adı altında ciddi insan hakları ihlalleri işlendiği" ve bu ihlallerin "insanlık suçu teşkil edebileceği" vurgulandı.
Raporda 'soykırım' ifadesi yer almıyor
Israrla soykırım ifadesine yer verilmeyen raporda, bölgedeki mağdur isimlerle konuşulduğu, 2016'dan bu yana halkın belirli aralıklarla ya keyfi tutuklandığı ya da Çin'in yeniden eğitim kamplarında çalıştırıldığı bilgisi paylaşıldı. BM, rapordan alıntılayarak “Zorla tıbbi tedavi ve olumsuz gözaltı koşulları da dahil olmak üzere işkence veya kötü muamele iddiaları, bireysel cinsel ve cinsiyete dayalı şiddet vakalarına ilişkin iddialar gibi güvenilirdir” ifadeleri kullanıldı.
Yeniden eğitim kamplarında tutulan Müslüman azınlığa mensup kişilerin temel insan haklarından mahrum edildiği kaydedilerek, "Dini kimlik, ifade, mahremiyet ve hareket özgürlükleri usulsüzce yasaklanmıştır." denildi. Çin, zorla kısırlaştırma, kürtaj, doğum oranlarını ve nüfus yoğunluğunu azaltmak için nüfus değişimi ve dini ve kültürel gelenekleri kırmak için dini liderleri hedef almakla suçlanıyor. Raporda bölgedeki kamplar ve hapishanelerde yaygın fiziksel ve psikolojik işkence iddiaları da var. Raporda ayrıca, Çin Hükümeti'nin bölgedeki politikalarının ‘sınırları aştığı’, aileleri ayırdığı, temasları ‘kestiği’, ülke içindeki koşullar hakkında sesini yükselten daha geniş Uygur diasporasına karşı ‘gözdağı ve tehdit modelleri’ ürettiği belirtildi.
Çin’den 121 sayfalık yalanlarla dolu savunma
48 sayfalık OHCHR raporuna karşılık Çin hükümetinden gerçeği yansıtmayan, saçmalıklarla dolu bir savunma yayınlandı. Çin, suçlamaları reddeden cevabında Sincan'daki kampların, bölgede terörle mücadele için kurulan gönüllü mesleki eğitim ve "radikalleştirmeden arındırma" programları olduğunu savundu. Bölgedeki sözde 'terörle mücadele' ve ‘radikalizasyon çabalarının’ ‘hukukun üstünlüğüne’ göre yürütüldüğünü ve hiçbir şekilde ‘etnik azınlıkların bastırılması’ anlamına gelmediğini söyledi. Çin, ‘sözde’ değerlendirmenin dezenformasyon ile yalanlar üzerine kurulu olduğunu ve bunun Çin karşıtı güçler tarafından yapıldığını vurguladı.
Çin hükümetine çağrılar
Raporun sonunda BM, Çin'i "keyfi olarak özgürlüğünden alıkonulan herkesi serbest bırakmak üzere" derhal adım atmaya çağırıyor. Çin hükümetine, "yeniden eğitim kampları, cezaevleri ve benzeri tutukluluk merkezlerinde keyfi tutulanların derhal serbest bırakılması", "Sincan'da aile mensuplarının haber alamadığı kişilerin nerede olduğuna dair bilgi verilmesi", "terörle mücadele, ulusal güvenlik ve azınlık haklarına dair yasaları gözden geçirecek çalışma planı oluşturulması", "yeniden eğitim kamplarındaki hak ihlallerinin ivedilikle araştırılması" ve "bölgedeki cami, tapınak ve mezarlıkların yıkıldığına dair iddialara somut veriler sunularak açıklık getirilmesi" çağrıları yapıldı.
Öte yandan Dünya Uygur Kongresi, raporu memnuniyetle karşıladığını açıkladı. Grup, hızlı bir uluslararası tepki verilmesini talep etti ve raporun "taşları yerinden oynatabileceğini" de ekledi.