AKİT MENÜ

Aktüel

Seyfullah Birbilen, onurlarını iğrenç şakaların malzemesi yapan zavallıları yazdı: Haysiyetsizlikleri şakaymış!

Kucak dansı yapmaktan arta kalan zamanlarda halkın değerleri ile fütursuzca alay etmeyi şeref yoksunu karakterlerinin bir parçası haline getiren çevreler hakkında Seyfullah Birbilen çok konuşulacak bir analiz yayınladı.

Kucak dansı yapmaktan arta kalan zamanlarda halkın değerleri ile fütursuzca alay etmeyi şeref yoksunu karakterlerinin bir parçası haline getiren çevreler hakkında Seyfullah Birbilen çok konuşulacak bir analiz yayınladı. Birbilen yazısında 'Kahkahaların nezaretinde ve alay dozu giydirilmiş fütursuz bir cesaretle, ağzı köpüre köpüre milyonların gözbebeği bir camiaya kendisi gibi alkolle ayarları bozulmuş ve ipleri kopmuş nümayişten başka bir meziyeti olmayan vasıfsız bir güruhun önünde haysiyet celladı edasında Sapık diyerek enikonu espri yapmış sayılacaksın ve kutuplaştırma, ötekileştirme yapmış olmayacaksın.' ifadelerine yer verdi.

Özgürlükten istediği ölçüde soyunmayı, sanattan ise teşhiri ve sahnede kucak dansı yapmaktan arta kalan zamanlarda halkın değerleri ile fütursuzca alay etmeyi anlayan bu kendini bilmez sefil striptizci zoru görünce açıklamasında özür dilemiş ama özür dilerken " yaptığım espri toplumu kutuplaştırmaya çalışanlar tarafından servis edildi... vb' tarzı lafları eksik bırakmamış.

Demek ki neymiş.

Hanımefendi (mi acaba) sadece espri yapmış ve o değil biz kutuplaştırma yapmışız.

Özrü kabahatinden büyük dedikleri bu olsa gerek.

Kahkahaların nezaretinde ve alay dozu giydirilmiş fütursuz bir cesaretle, ağzı köpüre köpüre milyonların gözbebeği bir camiaya kendisi gibi alkolle ayarları bozulmuş ve ipleri kopmuş nümayişten başka bir meziyeti olmayan vasıfsız bir güruhun önünde haysiyet celladı edasında Sapık diyerek enikonu espri yapmış sayılacaksın ve kutuplaştırma, ötekileştirme yapmış olmayacaksın.

Yersen...

Ve fakat sonra senin bu densizliğine hakaretinle ezmeye çalıştıklarınca had bildirilince sen değil de hakaret altında rencide olmuş ve haysiyetini korumak için varlık gösteren kitle kutuplaştırma yapmış olacak.

Ne mi olmuştu?

Bu acuze şarkıcı ve şürekâsının alkolün bulandırması ile kontrolü kaybeden beyinleri bilinçaltlarını açığa vurmuş, ardından bu teşhirci cürümkar, el çırpıp çığlık atmaktan başka meziyeti olmayan nümayişçi güruhun alkışlı gazıyla iyice kendinden geçtikten sonra müstehzi bir edayla savurduğu (kustuğu mu demeliydi yoksa) hezeyan dolu cümlelerin faturasının kendisine 20 yıl önceki Eski Türkiye’de olduğu gibi asla kesilmeyeceğini düşünmüştü.

Ama bu defa öyle olmadı.

Pişkince kendi marifetini tahkir ettiği kitleye ve ona sahip çıkan memleket sevdalılarına yıkmaya çalışsa da yürekli savcılar kutuplaştıranın, bölenin, ayrıştıranın ve halka kin ve nefret aşılayanın bu cürümkâr kadının ta kendisi olduğuna dair fezleke düzenleyip bu şahsı hezeyanının faturasını ödemek üzere cezaevine gönderecek süreci başlattı.

Cürümkâr kadın meziyetsiz nümayişçilerinin kendisine sahnede coşku vermek dışında yardımı olmayacağını ve onu cezaevine götürecek süreci engelleyebilecek bir çaptan ve güçten mahrum olduklarını anladığında beklenen özür tweeti geldi

Zor, oyunu bozdu.

Yelkenler suya indi, sahnedeki müstehzi cesaret, sorguda yerini nedamet gösterisine teslim etti.

Ancak güya üzüntü bildiren savunma tweetinde bile bu mücrimin ağzından savurduğu küstah cümle nedeniyle gerçek ve samimi bir pişmanlığın izlerinin görülmediği açıktır.

Çünkü bu hadsiz şarkıcının sözümona özür açıklamasında dahi hakaretiyle töhmet altında bıraktığı koskoca bir camiaya sahip çıkarak onları yalnız bırakmayanlara, savunmada olduğunu tez elden unutarak yavuz hırsız edası ile kutuplaştırıcılar demesi, değil gerçek bir pişmanlık belirtisi olmayı tam aksine suçlayıcı ve aklınca suçluyken bile millete üst perdeden ayar vermeye çalışan bir bilinçaltının şifa bulmaz şehvetinden başka bir şey olamaz.

Aslında biz olan bitenin farkındayız.

Bu LGBT sapkınının mensubu olduğu toplumsal kesimin bilinçaltında dindar insanlara karşı her daim taşınmış bu hastalıklı tavır, inançlı halk kesimlerine her daim ayar vermeye çalışan bu alaycı olduğu kadar jakoben refleks, esasen 28 Şubat döneminden beri bu elitçi kesimin zihin kodlarından hiç eksik olmadı. İnançları doğrultusunda yaşamaya çalışan mütedeyyin kesime karşı her daim yedeklerinde tuttukları bu cüretkâr ve ötekileştirici tavır aslında hiç kaybolmadı. Bu milleti var eden değerlerle mücehhez orta sınıfa ve onların yaşam tarzına karşı içlerinde hep taşısalar da gizlemeye çalıştıkları bu alaycı ve elitçi üst perde bakış, fırsatını bulduğunda derhal vücut bulmaya ve bütün çirkinliği ile açığa çıkmaya hazır hezeyan dolu saldırganlık onlarda hep vardı.

Bu hadsiz şarkıcı bilmelidir ki sahnenin şehveti ve kendisini dinlemeye gelen nümayişçi ancak alkolden başı dönmüş meziyetsiz güruhun tek sermayeleri olan alkışlarının büyüsüyle ağzından püskürttüğü bu pervasız sayıklamalar, bu densiz cümleler espri kamuflajı ile hafifletilemeyecek kadar büyük bir hezeyandır.

Sahnede sarf edilen bu hastalıklı cümleler olsa olsa milletin değerlerine ve bu değerleri temsil eden kurum ve müesseselere, bu milletin, İslam’ın yüce öğretileri ile vücut bulmuş 1000 yıllık tarihi birikimine karşı milletimizin içinde ayrık otu gibi hep var olagelmiş kendini bilmez bir güruhun içlerindeki hıncı ve hazımsızlığı (28 Şubatın karanlık günlerinde yıllarca fütursuzca, akıl ve yasa tanımadan, insan hakkını akıllarına bile getirmeden kustukları gibi) uzunca bir süredir kusamamanın getirdiği bir gaz sıkışması ile söylenmiş cürümkâr sözlerdir.

Bu mücrimler, kendi dar gettolarında milletten ve değerlerinden bihaber yaşamaları sebebiyle uzun suredir milletten göremedikleri iltifatın açlığı ile saldırganlaşmışlar
VE

içlerinde bir hayli zamandır besleyip biriktirdikleri akıl dışı hezeyanları, bilinçaltlarındaki çirkefliklerini artık taşıyamaz oldukları bir sırada sahnenin şehveti ve sözümona espri kamuflajıyla daha fazla gizleyemeyerek açık etmişlerdir.

Bir başka deyişle

Bugün halen mütedeyyin insanlara karşı içlerinde taşıdıkları ve helalleşme kamuflajlarının örtmeye kâfi gelmediği bu tahkirci küstah hezeyanlarını alkolün bilinçaltlarının bariyerlerini yıkıp geçmesiyle daha fazla gizleyememişler ve kendilerini ele vermiş, milletimize yakalanmışlardır.
Sonrasında ise,

Tahkir edilen camiadan ve aziz milletimizden yoğun biçimde gelen tepkiler karşısında çevir kazı yanmasın modunda açıklamalardan medet ummuşlardır.
Ezcümle

İşte sözümona bu mücrim şarkıcının bugünkü özür açıklamasında espri kelimesinin hafifletici etkisi ve koruyucu kalkanına sığınması

Ve ayrıca

kendisinin bizzat fütursuzca yaptığı ayrıştırıcı suçlayıcı bölücü talihsiz sözlerden sonra koşulsuz özür dilemek yerine;

kutuplaştırma payesini kendi üzerinden atarak itham ettiği camiaya bırakmak istemesi akıllara durgunluk verecek bir pişkinlik, hayret edilesi seviyede bir kızarmaz yüz örneğidir.

Samimiyetten uzak ve özrü kabahatinden beter bir akıl tutulması örneğidir.

Milletin büyük bir alicenaplık ile bağrına bastığı ve milyonlarca mezun ve mensubu olan bir camiayı tahkir etme ve aşağılama girişimi, espri maskesi altında hafifletilemeyecek kadar büyük bir cürüm, utanılası bir bedbahtlıktır.
Şunu açık bicimde ve cesaretle bir kez daha ortaya koymakta fayda var:

Düşük kalibreli ve teneke gürültüsü düzeyinde müzik yapan bu şarkıcı müsveddesi ülkenin kuşatıldığı o hain gecede muhtemeldir ki geyik muhabbeti yapmak ve hesaplarını kontrol etmekle meşgul iken

ülkemizi küresel güçlere pazarlamak için tarihinin en büyük kalkışmasının yaşandığı darbe gecesinde göğsünü F 16 lara siper ederek tankların altına yatmakta ve ülkesi için canını vererek şehit olmakta en ufak bir tereddüt göstermeyen kahramanları yetiştiren bu saygın İmam Hatip Camiasını kerih iftiraları ile kirletmeye çalışan bu kifayetsiz muhterisin imza attığı haysiyet cellatlığını “espri yapmış canım ne var bunda” edasıyla savunmaya çalışanlara sözümüz şudur ki;

Mademki haysiyet cellatlığı espri ile geçiştirilebilecek ve mazur gösterilebilecek bir şeydir bu kişiler masaya önce kendi haysiyetlerini sürmeli ve onurlarını iğrenç şakaların malzemesi yapmalıdırlar.

Bu sebepledir ki İsmi lazım değil şahsın güya özür metni akıl hocalarınca üzerinde çalışılmış esasen tahkir ettiği camiayı itham eden kibir dolu bir kurnazlık örneğidir.

Ağır hakaretleri ile töhmet altında bıraktığı İmam Hatip Camiasının güneş yüzlü evlatları espri ile haysiyet cellatlığını ayırabilecek fetanete, hadsizlere had bildirecek cesarete elbetteki sahiptir.

LGBT sapkınlığına gönüllü elçi olmayı kendisine paye bilmiş bu sapkın kadın İmam Hatip Camiasının güneş yüzlü evlatlarını diline dolayacak, onlara ahlak dersi verecek son kişi bile olamayacak kadar çukur bir şahsiyettir.

Sermayesi sesinden çok bedeni olmuş bu şarkıcı kılıklı striptiz, hezeyanları ile Millete iki asırdır tepeden bakmayı refleks haline getirmiş imalat hatası jakoben zihniyetin son temsilcisi olmayı fazlasıyla hak etmiştir.

Bu şahıs, Aziz Milletimizin karakteristiğinin en temel mayası olan din ve dini çağrıştıran her türlü manevi sembolden rahatsız olan diğer elitler gibi Milletimiz ve değerleri ile ilgili her daim bilinçaltlarında saklı tuttukları ve uygun olan ilk fırsatta hançerelerini yırtarcasına haykırmaktan fütur etmeyecekleri melun düşüncelerini açık etmiş ve milletimize yakalanmıştır.

Hiç kuşku yok ki - hukuki hakları saklı kalmak kaydıyla- bu Aziz Millet inanç ve değerlerine ve bu değerlerin vücut bulduğu müesseselere salya püskürten bu sanatçı müsveddesi sefil striptizcilere gerekli cevabı her zaman mütekamilen vermiştir ve bundan sonra da verecektir.

Biz biliyoruz ki milletten ve değerlerinden açık ara habersiz yaşamaktan utanç duyacağı yerde havsalalara durgunluk verecek bir pişkinlikle bir de millete yön vermeye ve pozisyon bildirmeye kalkan bu kibirli olduğu kadar cehalet yüklü modern elitçi jakobenizm bugün ortaya çıkmadı.

Bu Aziz Millet, Batılılaşma tarihimizden beri 200 yıldır bünyesindeki bu çıbanlarla, bünyesiyle bir türlü uyuşmayan bu ayrık otları ile başa çıkmaya çalışıyor. Bu ahlak düşkünü tiplerin, milletimizin genel istikametine uyup salaha erecekleri yerde kibirli cehaletlerine eşlik eden müstehzi bir edayla bu Aziz milletin mütedeyyin evlatlarına üst perdeden ahlak dersi vermeye kalkmaları inanın sadece bugünün konusu değil.

Milletimizin bugün olduğu gibi dün de bu densizlerin cürümleri ve utanmazlıkları ile imtihan edildiğini Medeniyetimizin timsal Şairi Akif'in bundan 100 yıl önceden yazdığı şiirlerden biliyoruz. Bugün 100 yıl önceki kızarmaz yüzler için yazılmış o cümleleri bugünün mücrimleri için tam isabetle kullanabiliriz.

Değişen bir şey yok.

Şarka bakmaz, garbı bilmez, edepten yok payesi
Bir kızarmaz yüz, bir yaşarmaz göz bütün sermayesi.
Vesselam.

 

Yorumlara Git

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan önemli açıklamalar

İstanbul'u işte böyle soydular! Paraları özel jet ile yurt dışına kaçırdılar: Kamu zararı dudak uçuklatıyor: 80 milyar TL

Bakan Bayraktar, "Dünyada bugün 700 milyon insanın elektriğe erişimi yok” Enerji dağılımı adaletsiz

Terör örgütünden sivillere engel! SDG’den 'kentten çıkanı vururuz' tehdidi

İmamoğlu’nun metresi her şeyi anlattı: Sık sık otel odamda beni ziyaret ederdi