Gündem
‘Yalnız’ değil yıldız ülkeyiz
Geçmişte ‘omurgasız’ dış politikaya alışanların, Başkan Erdoğan’ın hayata geçirdiği ‘onurlu’ ve ‘oyun kurucu’ diplomasi için kullandıkları ‘Eksen kayması’ ve ‘Yalnızlaşan Türkiye’ tezleri kof çıktı. Bölgesinde milli menfaatleri ile tarihi bağlarını göz önünde bulundurarak hamleler yapan Türkiye, barış ve istikrarın da başrol oyuncusu haline geldi. Siyaset bilimciler ve akademisyenler, “Ukrayna-Rusya savaşında tarafsız kalan, tahıl krizini çözen, Şanghay’da dünyaya insanlık dersi veren Türkiye, dünyanın parlayan yıldızı olduğunu göstermiştir” dedi.
Kazanımlar pekişir
Konuyla ilgili Akit’e konuşan İbn Haldun Üniversitesi Öğr. Üy. Prof. Dr. Serdar Demirel, şunları dile getirdi: “Malumunuz 21. yüzyılın siyasal düzeni henüz kurulmuş değil. Şu andaki bütün büyük krizler bu düzenin kurulmamasıyla ilgilidir. Birden fazla yeni bölgesel güç ortaya çıkmış durumdadır. Bir taraftan Rusya, bir taraftan Çin, bir taraftan Hindistan, bölgesel güç olarak Türkiye ve İran bütün bunlar yeni kurulan dünya düzeni içerisinde maksimum derecede kendi maslahatlarını elde etmek istiyorlar. Bölgesel ve küresel düzeyde aktör olmak istiyorlar. Türkiye’de bu dengeler içerisinde ne tam Batılı siyaset izleyerek ne de tam Doğulu siyaset izleyerek denge siyaseti isliyor. Türkiye, hem Batı ile hem Doğu ile kuracağı ilişkilerde 21. yüzyılda şekillenecek dünya düzeninde hak ettiği yere gelme mücadelesi veriyor. Burada tabi Tayyip Erdoğan güçlü liderliği çok belirleyici oluyor. Ama bu mücadelenin önünde çok belirleyici bir seçim krizi var. Eğer yapılacak seçimde Ak Parti çizgisi devam ederse, dış politikadaki kazanımlarımız daha da pekiştirecek gibi gözüküyor.”
Mazlumların koruyucusu
Kocaeli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İrfan Kaya Ülger de şunları söyledi: “Özellikle Erdoğan, 20 yıllık tecrübe birikimiyle uluslararası politikayı önemli ölçüde etkileme potansiyeline sahip bir lider olduğunu ortaya koyuyor. En son Semerkant’ta toplanan Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi’nde bunu net olarak gördük.Global düzeyde Rusya ve Çin gibi otokratik ülkelerin yöneticileriyle doğrudan kontak kurabiliyor, öte taraftan sorunlar olmasına rağmen Amerika’daki bugünkü yönetimle ikili ilişki kuruyor. Bunun yanında Avrupa’yla da irtibat kurabiliyor. Türkiye, büyük güçlerin ortasında kalan İslam dünyasının ve Türk dünyasının en güçlü ülkesi konumunda. Tarihten gelen misyonla ve mevcut siyasi liderlikle Türkiye diğer aktörlere karşı, uluslar arası arenada bu mazlum halkların, mazlum milletlerin çıkarlarını savunan bir koruyucu rolünde gelmiş bulunuyor.”
Lider ülkeyiz
Batı Asya Araştırmaları Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Mahmut Yardımcıoğlu ise, şunları ifade etti: “Onurlu yalnızlık’ söylemi geçmiş dönem siyasetçilerin kendini avutmak için kullandıkları bir argümandı. Dolayısıyla başarısızlıklarını örtmek için söyledikleri bir kavramdı. Bugün yaşadığımız sürece baktığımızda Türkiye artık yalnızlıkla ilgilenmiyor. Onurlu birliktelik, onurlu oyun kuruculuk, onurlu kaptanlık, bölgesinde onurlu lider, dudaklarından dökülenlere ve gözlerinin içine bakılan, ne söyleyecek diye takip edilen bir ülke haline geldi. Sadece içerde veya bölgesinde değil, dünyanın nerdeyse 8.5 milyar nüfusu var, bu nüfusun 4.5 milyarlık kısmını yöneten ülkelerden ve devlet adamlarından bahsediyorum. Biz imparatorluk bakiyesiyiz, son altın silsilesiyiz. Kadim bir milletin çocuklarıyız. Bir imparatorluğun bakiyesi olan Türkiye Cumhuriyetine asla onurlu yalnızlıklar yakışmaz. Tabii bir Müslüman Türk çocuğu olaraktan şahsım ve milletim adına Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğindeki ülkemizin bugün dış politikada geldiği noktayı gördükçe gurur duyuyorum.”