Dünya
Batı’nın çevreciliği enerji bitene kadar
Dünyaya çevrecilik dersi vermeye kalkan Avrupa ülkeleri, enerji tedarikinde sorun yaşayınca, kömür ve nükleer santrallere yöneldiler. Türkiye’nin dev enerji projelerini “yeşil”, “çevre”, “doğa” kılıfıyla baltalamaya çalışan sözde çevreci derneklerin hiçbiri Avrupa’nın kömür ve nükleer santrallere ağırlık verme hamlesine ses çıkarmadı.
Çevreci fosiller nerede?
Elektrik, ısınma, demir ve çelik üretimi gibi başlıklarda kömür ve nükleer santrallere yönelen Avrupa ülkelerine karşı ne Batılı bürokratların, siyasilerin, yöneticilerin ne de Türkiye’nin başına musallat ettikleri Greenpeace gibi sözde çevre örgütlerinin gıkı çıkmadı. Türkiye’nin dev projelerini “yeşil”, “çevre”, “doğa”, “küresel ısınma” argümanlarıyla baltalamaya çalışan sözde çevreci derneklerin hiçbirinden Avrupa’nın kömür santrallere ağırlık verme hamlesine itiraz sesi yükselmedi. Türkiye’nin ilk nükleer santral projesi olan Akkuyu NGS’ye karşı, “Nükleer santrallar tarımı, balıkçılığı, turizmi yok edecek”, “denizin mavisi, çamın yeşili kararacak” argümanlarıyla karşı çıkan yerel ve küresel örgütler, Avrupa’nın nükleer santrallerindeki faaliyetlerini artırmasına çıt çıkarmadı. Akit’e konuşan uzmanlar, her meselede olduğu gibi, söz konusu Batı’nın menfaati olunca çevre hassasiyetinin de çöp olduğunu söyledi.
Çevreyi kirletenler kendileri
Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğr. Üy. Doç. Dr. Abdülkadir Develi, geleneksel karbon salınımından sorumlu ülkelerin Batılı ülkeler olduğunu belirterek, “Sanayi devrimiyle beraber Avrupa’daki kömür yatakları ve sömürgeden elde ettikleri hammaddelerle sömürge mantığıyla muazzam derecede üretim yaptılar. Devasa üretim miktarlarıyla çevreyi kirlettiler. Dünyanın şu anda bu kadar karbon ile karbon örtüsünün kalınlaşmasıyla yegâne sebep bunlardır” dedi. Küresel ısınma ve iklim değişikliği gibi konuları gündeme getirenin de Batılı ülkeler olduğunu hatırlatan. Develi, şöyle devam etti: “Dünyaya ‘Siz temiz enerjiye geçin, biz sizi fonlayacağız’ denildi. Bununla ilgili Paris ve Kyoto Protokolü gibi anlaşmalarla dünyada yeni bir enerji düzeni kurmaya çalıştılar. Bunun teknolojisini de kendileri ürettiler. Türkiye, Çin gibi ülkelere de ‘dünya kirleniyor, haydi gelin beraber bunu bitirelim’ dediler. Fakat gördük ki; tıpkı liberal ekonomik sistemi kurup, işlerine geldikleri gibi bu serbest piyasa ekonomisinden vazgeçen Batı, iklim ve temiz enerjide de kendi argümanlarından vazgeçti. Batı bu politikaları, kendine dokunmayacak düzeye kadar savunuyor. Menfaatlerine dokunduğu anda anında hiç sorgulamadan sistemi değiştiriyorlar” şeklinde konuştu. Develi, “Onlar için enerjinin temiz olması önemli değil, önemli olan enerjiye erişimdir. Temiz enerji, doğal gaz derken kömüre dönecekler. Ve Batı, yenilenebilir enerjiye ayırdıkları fonları savunma sanayine ayıracaktır.”
Enerji lobisi suskun
Çevreci kuruluşların suskunluğuna da değinen Develi, şunları kaydetti: “Bu noktada Batı tarafından finanse edilen çevre örgütlerinin yine büyük ölçüde sessiz kaldığını anlamak mümkündür. Enerjiyle ilgili bir lobinin oluştuğunu Türkiye karşıtı söyleyebiliriz. Bir baskı aracı olarak bunu kullandılar. Bu tıpkı kredi derecelendirme kuruluşlarında olduğu gibi enerjide de bir takım örgütlerin yorumlarının ne kadar taraflı olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla çevre örgütlerinin yorumlarının siyasi olduğunu düşünüyorum.”
Bunlar ikiyüzlü
Araştırmacı Yazar Murat Akan da, Batı’nın çevre projelerinde rant kaygısı olduğunu ifade ettiği konuşmasında, şunları söyledi: “‘Size daha iyi bir yeşil dünya oluşturmak istiyoruz’ bahanesinin altında esasında bir rant meselesi var. İnsanları kandırıyorlar. Buradaki ‘yeşil dünya’yı bir amaç değil, araç olarak görmüşler. Geçmişte Türkiye’ye yönelik bazı sivil toplum kuruluşlarını fonlayarak ‘ot böcek’ diyerek Türkiye’nin nükleer enerjiye geçmesini engellediler. Aynı Avrupa ikiyüzlülük yaparak nükleer enerjiye ve fosil enerjiye dönüyor. Bu ikiyüzlülükten başka bir şey değildir.” Dünyayı kirletenlerin kürsel şirketler olduğuna vurgu yapan Akan, “Mesela Küresel İklim Zirvesi yapılıyor ama bu Zirve’ye 435 tane özel jetle geliyorlar. Bu jetlerin salmış olduğu karbon, İngiltere’nin bir günde çıkarmış olduğu karbona eşit. Bu ikiyüzlülüktür. İşte dünyayı bu küresel şirketler kirletiyor” sözlerini sarf etti.
Çevrecilerini susturuyorlar
Çevreci maskeli kuruluşların sessizliğine tepki gösteren Akan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu kuruluşların hepsini çevreyi kirleten kuruluşlar fonluyor. Dünyayı yönetmenin en önemli etkin yönetenlerinden bir tanesi de sivil toplum kuruluşları oluşturmaktır çünkü. Dünyadaki sivil toplumu kuruluşlarının hepsi belli vakıflarca fonlanıyor. Melinda Bill Gates Vakfı, Ford Vakfı, Rockefeller Vakfı gibi büyük vakıflar eliyle fonlanıyorlar. Ve bunları istedikleri ülkenin üzerine salıyorlar. Bu fonlu apararlar üzerinden bazı projeleri engellemeye çalışıyorlar. Yani hem hem sorunu oluşturuyorlar hem de sorunu çözerek güya kahraman olmak istiyorlar.”