Ekonomi
Üretim, ihracat ve istihdam başarılarımızla öne çıkıyoruz! Batı’dan olumlu ayrışıyoruz
Üretim ve tedarik üssü konumuna gelen Türkiye’ye yatırım yağıyor. Art arda gelen yatırımlar, iç ve dış ticarete kuvvet katıyor. Türkiye ekonomisinin başarılı grafik sergilediğini dile getiren MÜSİAD 3. Dönem Başkanı Prof. Dr. Ömer Bolat, “Allah’a şükür ki ülkemiz zorlu geçen 2021 ve 2022’de hem Avrupa’dan hem de Batılı birçok ülkeden olumlu ayrıştı” dedi.
Ülkemiz stratejik noktada
Covid-19 aşısının bulunması ve salgın döneminin çok büyük ölçüde kapanmasının akabinde büyük bir üretim ve tüketim artışı görüldüğünü hatırlatan Bolat, şunları söyledi: “2020 yılı başında Salgın süreciyle beraber aşağı yukarı bir yıl boyunca hızla gerileyen maden, enerji ve gıda hammaddelerin fiyatlarının yanı sıra lojistik maliyetlerinde aşının bulunmasıyla beraber 2021 yılı başlarında büyük yükselişler gözlemlendi. Talep patlamasının neden olduğu bu yükselişler bütün ülkelere yansıdı ve tüm dünyada enflasyon, hayat pahalılığı arttı. Salgın sürecinde evlerine çekilen ve tüketimlerini azaltan tüketiciler, aşının bulunmasını takiben erteledikleri tüketimleri ve harcamaları fazlasıyla yapmaya başladılar. Bir anda hizmetler, sanayi ve gıda sektörlerinde büyük bir talep artışı görüldü. Ama bu gelişmeyle beraber tedarik zincirinde kopmalar meydana geldi. Alıcılar, birden satıcılardan hammadde ile yan sanayi ürünleri talep etmeye başlayınca nihai ürün üretiminde aksamalar ve tedarik zincirinde kopmalar yaşandı. Bu noktada Türkiye, Avrasya’nın merkezinde yer alan bir ülke olarak hem kaliteli üretimi ve tedariki hem de rekabetçi lojistik sektörüyle gerek Avrupa’dan gerekse Kuzey Amerika’dan gelen siparişler için güvenilir bir merkez konumunu elde etti. Art arda alınan siparişler, tüketimin yanı sıra iç ve dış talepte karşı karşıya kalınan büyük yükseliş sonucunda Türkiye’de de büyük bir fiyat artışı sorunu oluştu. Bunda 2021 yılının Ekim-Kasım-Aralık döneminde şahit olduğumuz döviz kuru türbülansının payı da vardı. 21 Aralık 2021’de devreye alınan Kur Korumalı ve Altın Mevduat (KKM) uygulaması, döviz piyasasında bir anda geriye düşüş ve istikrar ortamı sağlamışken bu defa da Rusya-Ukrayna harbinin getirdiği enerji ve gıda fiyatı yükselişleri, Türkiye’nin 2021’in son ayları ile 2022’nin ilk 5-6 ayında yaşadığı enflasyon artışı hayat pahalılığı hususunda sıkıntı çekmesine yol açtı. “
Avrupa'da durgunluk var
“Hükümetin Türkiye Ekonomi Modeli’ne geçmesi bir tercihin sonucuydu” diyen Bolat, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şayet Merkez Bankamız, dünyada ve Türkiye’de artan enflasyona paralel olarak şayet politika faiz oranını dramatik olarak arttırsaydı, ticari kredi maliyetleri astronomik seviyelere çıkacaktı, piyasada satışlar bıçak gibi kesilecekti, satıcılar ve üreticiler milyonlarca çalışanlarını işten çıkaracaklardı. Allah’a şükür ki böyle bir şey olmadı. Hükümet de Türkiye Ekonomi Modeli’yle ülkenin tedarik ve üretim üssü olması fırsatını değerlendirip firma iflaslarını engellemek, satışlar ile üretimde durgunluk yaşatmamak, istihdamı yukarıya taşımak ve işsizlik artışını engellemek için bu tercihi yaptı. Bu tercih ilk planda kısa vadede enflasyonun, hayat pahalılığının artması sonucunu çıkardı. Ancak unutulmamalı ki, içinde bulunduğumuz dönemde Batı ülkelerinin faiz oranlarını artırıp yüksek faizle enflasyonu düşürme politikası da şu ana kadar boş çıktı. Onların ekonomileri durgunluğa girdi, ama Türkiye ekonomisi yeni modelle üretim artışını devam ettiriyor.
Büyüme trendi devam ediyor
İstihdam, yatırım ve ihracatını yükseltmeye devam ediyor. Ekonomimiz 2021’de yüzde 11,4, 2022’nin ilk 6 ayında yüzde 7.5 büyüdü. Bu büyüme trendi üçüncü ve dördüncü çeyrekte de devam ediyor. Piyasalar, çarşı, Pazar canlı. İç ve dış talep yüksek oranlı artıyor. Nakliye sektörü canlı. İhracatta ilk 9 ay itibarıyla yüzde 17’lik yükseliş söz konusu. İthalatta da yüzde 41’lik artış var. Ancak artış RusyaUkrayna savaşının ve Batı ambargolarının sonucunda enerji fiyatlarında müşahede edilen anormal yükselişlerden kaynaklanıyor. Doğal gaz, petrol ve kömürde ithalat bedelimiz 2021’de 45 milyar dolar iken, 2022’de RusyaUkrayna harbinin sebep olduğu tedarik ve fiyat artışı krizinden ötürü 100 milyar doları aşacak gibi gözüküyor. Dolayısıyla ithalatın, dış ticaret açığının ve cari açığın artmasının en önemli sebebi, enerji ithalatında 55-60 milyar dolar fazla ödeme yapmak zorunda kalışımızdır. Turizm 2022 de 2019 yılı gibi parlak geçiyor, buradan elde ettiğimiz, yıllık gelir 35 milyar dolara gidiyor. Dolayısıyla ekonomimiz, enflasyon hususunda sıkıntı çekerken hem yatırım hem üretim hem ihracat hem de istihdam alanında olumlu ve başarılı performans gösteriyor.”
Gerekli adımlar atıldı
Hükümetin enflasyon karşısında vatandaşın alım gücü kaybını telafi etmek için gerekli her adımı attığını anlatan Bolat, şu ifadeleri kullandı: “Bilindiği gibi 2022 yılı Ocak ve Temmuz aylarında kamu çalışanlarına, memurlara, emeklilere enflasyondan aşağı olmamak üzere ücret zamları uygulandı. Özel sektör çalışanları için 2022 Ocak ayında yüzde 50, Temmuzda yüzde 30 oranında asgari ücret artışına gidildi. 2022’de yıllık bazda yüzde 100’e yakın artış yapıldı. Bu artış, özel sektörde diğer ücretlerin yükselmesi için de temel oluşturdu. Refah kaybını önleme adına çalışanlara, emeklilere, dar gelirlilere enflasyon oranının üzerinde ücret zammı verildi. Ne var ki Batı ülkelerinde böyle bir hamle yapılmadı, yüksek enflasyona karşı yüksek ücret artışlarına gidilmedi. Kaldı ki oralarda da yüzde 50 oranında gıda ve 3-4 katı enerji fiyatlarında artışlar var. Uluslararası Para Fonu (International Monetary Fund-IMF) ile Dünya Bankası, 2022’nin ikinci yarısı ve 2023’te Batı’da ekonomik durgunluk bekliyorlar. Bu durgunluğun işsizlik sorununa yol açacağının altını çiziyorlar. O nedenle Avrupa, İngiltere ile ABD merkez bankalarının hızlı ve yüksek oranlı faiz artışları uyguladıklarını söyleyerek itidal çağrısında bulunuyorlar.
Belirsizlik söz konusu
2023’te Batı’da durgunluk, işsizlik artarsa Türkiye’de dış talep daralabilir. Şüphe yok ki Rusya-Ukrayna savaşının nereye evrileceğini kimse bilemiyor. Ukrayna topraklarını kurtarmadan, Rusya’yla masaya oturmak istemiyor. Rusya’nın ise daha ileri gitmesi mümkün görünmüyor. Anlaşılan o ki Moskova yönetimi statükoyu koruyarak masaya oturmak arzu ediyor. Ortada bir çıkmaz var. Bu savaş nereye gidecek bilinmiyor. Ukrayna kaybettiği toprakları geri alırsa, Rusya nükleer silah alternatifine yönelirse, dünyada bırakın ekonomiyi hayatın nereye gideceği bile belirsiz.
Felâket tellallarına cevap
Vekâlet yoluyla yapılan bir dünya savaşı mevcut. Nihayetinde Batı ile Rusya arasında direkt olarak bir dünya savaşı çıkma ihtimali düşük de olsa var. Diğer taraftan Batılı merkez bankalarınca faiz artırımı frenlenir, Rusya-Ukrayna savaşında ateşkes ümidi doğarsa enerji fiyatları geriye gelir. O zaman dünya ekonomisinde tablo iyileşir, bizim Türkiye’miz açısından durum olumlu tezahür eder. İhracat, turizm daha da artar. Şu hakikat ki Türkiye, 2022’de ortaya koyduğu başarılı ekonomi yönetimi ve performansıyla Avrupa ülkelerinden ve ABD’den olumlu ayrıştı. Bardağın bu dolu tarafını, resmin bu büyük kısmını görmek gerek. Etrafımızdaki gelişmeleri görmezden gelerek sadece enflasyon faktörüyle felâket tablosu çizenlerin yanıldıkları ortada. Bakın Türkiye’de tüketici güven endeksi son bir yılın en yüksek rakamına ulaştı, ekimde yüzde 76.2’ye yükseldi. Bu son 1 yılın en yüksek rakamı. Tüketici güven endeksinin yükselmesi ekonomiye pozitif bakıldığını gösterir. Onun için felâket tablosu çizmek ya da kriz edebiyatı yapmak, ayağı yere basmayan politik amaçlı dezenformasyon taktiği olarak nitelenebilir.”
Türkiye'ye inanıyor güveniyoruz
Albayrak Grubu, yatırımlarına hız verdi. CEO Prof. Dr. Ömer Bolat, şunları kaydetti: “Albayrak Grubu olarak Türkiye ekonomisine inanıyor, güveniyoruz. 2022’de 70’inci yılımızı kutluyoruz. 15 bin çalışanımızla ülkemizin gücüne güç katmaya çalışıyoruz. Bu ülkede üretmek, yatırım yapmak, vergi vermek, ihracat gerçekleştirip döviz kazandırmak, istihdam sağlamak, bizi ziyadesiyle mutlu ve huzurlu kılıyor. Ülkemiz ve halkımız için ne yapsak yeridir. Bu ülkenin topraklarında kazandığımızı bu ülkeye ödemek boynumuzun borcudur. Hiçbir zaman ümitsizliğe, paniğe kapılmadan, ülkemize ve ekonomimize güvenerek milli üretim, yatırım ile ihracat faaliyetlerimize devam ediyoruz. İleriye umutla bakıyoruz ve istihdamımızı arttırıyoruz.”