Gündem
Yanlış yaptık İsmet!
TTB Başkanı’nın terör kanalında PKK’nın propagandasını yaptığı konuşmasına sahip çıkan CHP ve avanesi, AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal’ın “Cumhuriyet; lûgatımızı, alfabemizi, dilimizi, hasılı bütün düşünmemizi yok etti” sözlerine ateş püskürüyor. Mustafa Kemal’in, “Konuşamıyoruz İsmet. Dilsiz kaldık” sözleri ise Ünal’ın haklılığını gözler önüne seriyor.
Ünal'ı hedef gösterdiler
Cumhuriyet, Sözcü, Milli ve Birgün gazeteleri Ünal’ı hedef gösterip “Atatürk düşmanlığı” yaftası vurmaya çalışıyor. Harf Devrimi, Dil Devrimi, Güneş Dil Teorisi gibi uygulamalarla, 2 bin yıllık devlet geleneği olan insanımızın kültürel sahada köreltildiği hakikatini gündemine alan Ünal’ı CHP, İP ve avanesi de yaylım ateşine tutuyor. Lisandaki tahribat dolayısıyla Nutuk’u bile anlayamayan Zilletçiler, Mustafa Kemal’in bu konuda yanlış yapıldığına dair itiraflarını da sümenaltı ediyor.
Nutuk bile anlaşılmıyor
M. Kemal’in kaleme aldığı Nutuk’ta bugün milyonlarca insanın okuduğunda anlayamayacağı ifadelerden bazıları şöyle:
“Müstakbel ihtimâlât üzerine fazla beyânât, giriştiğimiz hakikî ve maddî mücadeleye hayâlât mahiyetini verebilirdi.”
“Bugün vâsıl olduğumuz netice, asırlardan beri çekilen millî musibetlerin intıbâhıdır.”
“Bu noktaları tenevvür etmeniz için, efkâr-ı umumiyenin tenevvürüne medâr olmak için...”
“Milletin inkişaf ve itilâsı için selâmet yolu bu idi.”
“İngiliz himayesini talep ve temîne ma’tûf mahiyeti idi. Diğeri hafî ciheti idi. Asıl faaliyet bu cihette idi.”
“Türkiye Reisicumhuru’nun tahsisatından mutlaka aşağı bir tahsisat kâfi gelir.”
“Millet ve ordu çare-i halâs düşünürken bu mevrûs itiyâdın sevkiyle kendinden evvel makam-ı muallâ-yı hilâfet ve saltanatın halâs ve masûniyetini düşünüyor.”
“Çare-i halâs ararken iki şey mevzu-i bahis olmayacaktı. Bir defa İtilâf Devletleri’ne karşı vaz’-ı husûmet alınmayacaktı ve pâdişâh ve hâlifeye canla başla merbût ve sadık kalmak şart-ı esasî olacaktı...”
Nutuk’ta yer alan anlaşılamayan bazı kelimeler şöyle: Matbuat, esasat, zeyil, avdet, hasene, hasis, umumiye, ifsatkar, matuf, ihla, firak, şerait, suhulet, imba, etvarü, felce, ensal, teşkil, fiiliye, inikat...
İşte itiraf: Konuşamıyoruz İsmet
Kültür sahasında hayata geçirilen uygulamalarla büyük hatalara imza attıklarını ve konuşamayacak hale gelindiğini itiraf eden Atatürk, sofra arkadaşı yazar Falih Rıfkı Atay’a, günümüzde Mahir Ünal’ı haklı çıkaran sözler sarf etmişti. Atay’ın Çankaya kitabında şu ifadeler yer alıyor:
“Bir akşam Atatürk, sofra bittikten sonra, benim, yanı başındaki iskemleye oturmamı emretti. ‘Dili bir çıkmaza saplamışızdır’ dedi. Sonra: Bırakırlar mı dili bu çıkmazda? Hayır. Ama ben de işi başkalarına bırakamam. Çıkmazdan biz kurtaracağız, dedi.” (Atay-Çankaya, cilt 2, sayfa 452)
“İsmet Paşa’yı gördüm. Konuşamıyoruz, dilsiz kaldık, bu kadar çalıştık...” (Atay-Çankaya, cilt 2, sayfa 479)
‘Uydurukça'nın sancıları
M. Kemal’in dostu Atay, bir başka yazısında o döneme şöyle ışık tutuyor:
“Atatürk denemeden yılmayan ve denemenin ara sıra gülünç de olsa, bütün külfetlerine katlanan gözü pek bir devrimci idi. ‘Türkçe’nin öz gücü nedir, anlayalım’ dedi ve hepimizi hiçbir yabancı söz kullanmadan yazmaya ve konuşmaya davet etti. O günlerde beş on satır yazabilmek için yemek masası etrafında dört döndüğümü hatırlarım. Yunus Nadi daha kolayını bulmuştu: Osmanlıca yazıyor, içeride Tarama dergisinden öz Türkçe’ye çevirtiyordu. Ertesi gün kendi yazdıklarını kendi anlamıyordu. Bir akşam da (Atatürk) Şükrü Kaya’ya öz Türkçe bir nutuk söyletti. Şükrü Kaya, kekeledi durdu: ‘İçişleri Bakanımız, Orta Asya’dan gelip de derdini anlatamayan birine benziyor. Demekten kendimi alamadım.” (Atay-Atatürk ve Özleştirme, Dünya Gazetesi, 17 Temmuz 1966)
1 milyon kelimeden 40 bine indik
Ünal’ı adeta teyit eden Toplumbilimci Yazar Ahmet Arvasi ise, Türkçe’nin 1 milyon kelimeden 40 bin kelimelik cüce bir lisana gerilemesini şu çarpıcı sözlerle gündeme getiriyor: “Şu anda (1996) İngiliz sözlüğünde en az 400.000 kelime varken, Türk Dil Kurumu’nun yayınladığı ‘Türkçe Sözlük’ aşağı yukarı 40.000 kelime ihtiva etmektedir. Yani, İngilizce’nin onda biri kadar bir Türkçe… Oysa Şemseddin Sami Efendi’nin “Kamus-u Türki”sinde (Türkçe Sözlüğü), tam 1.000.000 kelime mevcuttur. Yani, İngilizce’nin iki buçuk katı kelime...”