Gündem
Kimyasal iftirası küresel komplo
TSK’ya ‘kimyasal silah kullandığı’ yönünde iftira attığı için tutuklanan TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı’nın bu çıkışının bireysel değil, uluslararası komplonun bir parçası olduğu ortaya çıktı.
FARUK ARSLAN İSTANBUL
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin terör örgütü PKK’ya hayatı dar etmesi üzerine bitme noktasına gelen hain yapılanma, kimyasal silah gibi iftiralarla Türkiye’yi karalıyor. Militanları ve tepe kadrosu tek tek etkisiz hale getirilen, dağa eleman kazandırma yolları tıkanan PKK’nın “TSK bizi kimyasal silahla vuruyor” yalanını üst perdeden dillendiren Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı Şebnem Korur Fincancı’nın ardından kirli tezgahın düğmesine basıldı.
ABD’li kuruluşla eş zamanlı
Terör soruşturmasında tutuklanan Fincancı’nın TSK’ya yönelik kimyasal silah iftirasının bireysel çıkış değil, uluslararası komplonun parçası olduğu ortaya çıktı. PKK’nın iddialarının TTB Başkanı üzerinden teyit edilmesiyle eşzamanlı olarak ABD merkezli Nükleer Savaşın Önlenmesi için Uluslararası Hekimler (IPPNW) kuruluşunun Türkiye’yi kimyasalla suçlayan rapor hazırladığı öğrenildi. IPPNW’nin, ABD-Irak savaşı öncesi kimyasal silah yalanını ortaya atan biyolojik silah denetçilerinin imzasıyla açıkladığı raporda, “Türkiye’nin Kimyasal Silahlar Sözleşmesini ihlal ettiğine dair dolaylı kanıtlar bulundu” gibi muğlak ve alçak ifadeler yer aldığı öğrenildi. Sözde kimyasal bulgularını BM ve OPCW’nin incelemesi için çağrıda bulunulan 6 sayfalık asılsız rapor, Türkiye’ye uluslararası müdahaleye zemin oluşturmak için düzenlenen komplonun aşaması olarak değerlendirildi. AB ve ABD’deki karanlık odanın Fincancı ile IPPNW eşgüdümünde düğmesine bastığı komplonun, yerli ve milli savunma sanayisini engellemek için Türkiye’yi haydut devlet kategorisine sokma maksatlı olduğu belirtildi. Raporda IPPNW İsviçre Başkanı Dr. Josef Savary ve Almanya bilimsel danışma kurulu üyesi Dr. Jan van Aken’in imzası bulunuyor. Jan van Aken’in; Saddam Hüseyin’in Irak’taki kimyasal ve biyolojik silahlarını araştıran ve yalanlarıyla ABD-Irak savaşına zemin hazırlayan BM kuruluşu UNMOVIC’in eski denetçisi olduğu belirlendi.
Uluslararası iftira
Konuyu Akit’e değerlendiren Stratejik Düşünce Enstitüsü Savunma ve Güvenlik Koordinatörü, eski Özel Kuvvetler Komutanı Emk. Kd. Albay Mithat Işık, şunları söyledi: “Bölgede komutanı vasfıyla 20 yılı aşkın süre vazife yaptım. Türkiye’nin envanterinde asla kimyasal gaz yer almamaktadır. Bu TSK’yı yıpratmaya dönük uluslararası çapta bir iftiradır. Bunlar Irak savaşında Saddam’ın da elinde kimyasal gaz olduğunu söylüyorlardı. Sonrasında ‘Savaş için bahane ürettik’ diye itiraf ettiler. TSK envanterinde asla bu silahlar yoktur. Helikopterlere işaret vermek için yaralının yerin işaretlemek için renkli sisler kullanılıyor. Hiçbir zaman o kimyasal silahlar kullanılmamıştır. Kimyasal silaha karşı birliklerimizde maskelerin bulunması lazım. Çünkü operasyon yapılan alanda bir anda rüzgâr yön değiştirebilir ve bu da sizin bütün birliğinizin zayiat vermesine sebep olabilir.”
“Üst Akıl” ve “Kozmik Karargah” kitaplarının müellifi Araştırmacı Yazar Murat Akan da, şunları dile getirdi: “TSK’yı kimyasal silah kullanmakla itham eden TTB Başkanının tek başına hareket etmediği ortada. O söylemler dışarıda yapılan tezgahın bir yansımasıdır. Önce terör örgütünün televizyonunda böyle bir şey pişiriliyor. Sonra o programın içesine de Fincancı dahil ediliyor ve ardından yalan yüksek perdeden dillendiriliyor. Bunun kökeni yurt dışındadır. Türk savunma sanayisinin alanında yapmış olduğu atılımlar, bölgesindeki ağırlığı ve küresel aktör olma çabalarının hepsi aynı anda değerlendirilip Türkiye’ye iftira atıyorlar.
Bunun adı psikolojik savaştır
Türk ordusunun ileride operasyonları kirli gösterebilmek için bir dezenformasyon ve psikolojik harekat çalışmasına giriştiler. Kuzey Irak’ta ve Suriye’de Türk ordusunu durdurmak ve karalamak için orada çeşitli iftiralar attılar, atıyorlar: TSK’nın sicilinde böyle kirli savaş yöntemleri yoktur. Böyle bir şey olsaydı, Güneydoğudaki çukur olaylarında TSK bin şehit verir miydi? Orada kullanılır ve hiç şehit verilmezdi. Kendi canlarını feda etme pahasına, sivillerin zarar görmemesi adına kendilerini feda eden bir ordudan bahsediyoruz. Terörist imhası için de asla böyle yollara başvurulmuyor. O yüzden bunlar, uluslararası sivil toplum kuruluşları adı altındaki psikolojik harekât merkezleriyle birlikte çalışan kurum, kuruluş ve kişiler TSK’ya kurşun atmaktan daha ağır şekilde, kalleşçe saldırıyor.”