AKİT MENÜ

Okur Postası

'Sigara/tütünün insan ve toplum üzerindeki etkileri'

Gazetemiz okurlarından Avni Öztürk 'Sigara/tütünün insan ve toplum üzerindeki etkileri' başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Türkiye’de yaşadığımız üzücü durumlardan biri de aşırı sigara ve tütün kullanımıdır. Türkiye’de tütün ürünlerinin kullanımı ve içilmesinin yasaklanmasını düzenleyen bazı yasalar da çıkarılmış olmasına rağmen uygulanmasında yeterince başarılı olunamadığı için günde ortalama 300 kişi sigara içme nedeniyle ölmektedir. Yine bu yüzden binlerce kişi dul ve yetim- öksüz kalmakta, ülke ekonomisi ve sağlık sistemi ağır bedeller ödemektedir.

Uluslararası şirketler ise sigaradan bir yılda yüzlerce milyar dolar para kazanmaktadır (700 milyar dolar/ yıl). Dünyada bir yılda sigaradan ötürü ölenlerin sayısı bir araştırma sonucuna göre 5 milyon kişi, televizyon haberlerine göre ise 7 milyon kişidir.

İnsanoğlunun medeniyette ileri giderek sigara zehrini terk etmesi, sigara dumansız, izmaritsiz ve nikotinsiz bir dünya oluşturması, seviyesini yükseltmesi için alması gereken çok uzun bir yolun olduğu anlaşılmaktadır. Temennimiz insanoğlunun sorumlu ve iradeli davranarak bu yolu kısaltmasıdır. Sadece hükümetlerin veya Yeşilay gibi kurumların bu konuda çaba göstermeleri asla yeterli olamaz. Bütün insanların tütün ürünlerinin özellikle sigaranın içilmemesi konusunda yüksek bir hassasiyet gösterip yeryüzünden silinmesini sağlamak olmalıdır.

Güney Amerika yerlileri tarafından “tobacco” olarak ifade edilen Latince adı ise Nicotiana tabacum olan bu bitkinin yapraklarından elde edilen esans hoş kokuludur ve tütün kolonyalarında kullanılmaktadır. Sigara dumanı, yaklaşık 1 ml’de 1010 partikül ve 4800 bileşik içeren bir aerosol olup buhar fazı, kütlece dumanın %90’ından fazlasını oluşturur. Potansiyel olarak kanserojen buhar fazı bileşikleri arasında azot oksitler, izopren, bütadien, benzen, stiren, formaldehit, asetaldehit, akrolein ve furan yer alır. Partikül faz ise en az 3500 bileşik ve çok halkalı aromatik hidrokarbonlar (PAH), N-nitrozaminler, aromatik aminler ve metaller dahil birçok kanserojen içerir[1].50-70 yaş arası sigara içenler arasındaki ölümlerin yaklaşık %66’sının doğrudan sigarayla ilişkili olduğunu dile getiren çalışmalar vardır ve bu da ortalama insan ömründen 10 yıllık bir kayıp anlamına gelmektedir [2]. Bu bağlamda, çok yakınım olan amcazadelerimden yaşıt olduğumuz iki kuzenimin sigara tiryakiliğinden mütevellit akciğerlerini bitirdikleri için 60 yaş civarında öldüklerini, sigara içmeyen 3 amcazademin ise 80’li yaşlarda hayatta olduklarını belirtmek isterim.

Son araştırmalara göre dünyada bir milyarın üzerinde insan sigara içmekte ve her yıl yaklaşık olarak 5 milyon kişi sigaraya bağlı nedenlerle ölmektedir. Sigaranın koroner kalp hastalığı, inme, kronik akciğer hastalığı, akciğer kanseri ve diğer kanser türlerine yol açtığı bilimsel çalışmalarla kanıtlanmıştır. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre 2030 yılında sigaraya bağlı hastalıklar yüzünden ölümlerin yılda 8.4 milyon dolayında olacağı tahmin edilmektedir. [3,4]
Tütün ve tütün ürünleri içme alışkanlığı, Güney Amerika’dan Avrupa’ya ve oradan da Osmanlı coğrafyasına gelmiştir. Cumhuriyet tarihinde sigara yasağına ilişkin ilk düzenlemeler, 1940’larda yapılmış, 1943 yılında çıkarılan yasayla tramvay ve vapur gibi toplu taşıma araçlarında sigara içilmesi yasaklanmış ancak, yasağın denetimi belediyelere verildiği için yasa verimli bir şekilde işletilememiştir. Bu bağlamda, sigara kullanımına en ciddi kısıtlamalar, merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın başbakanı olduğu 54. Hükümet döneminde Kasım 1996’da yürürlüğe giren 4207 sayılı Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanun ile getirilmiştir. Bu kanunla, kamuya açık kapalı yerlerde sigara içilmesi, 18 yaşından küçüklere sigara satışı ve sigara reklamları yasaklanmış ve sağlık, eğitim-öğretim ve kültür hizmeti veren yerler; kapalı spor salonları; toplu taşımacılık yapılan her türlü araç ve bekleme salonları; 5 veya daha fazla kişinin çalıştığı kamu hizmeti yapan kurum ve kuruluşlardaki kapalı mekânlar yasak kapsamına alınmıştır. En son olarak da 19 Ocak 2008 tarihinde yayımlanan 5727 sayılı Kanun ile evler hariç tüm kapalı alanlarda tütün mamulleri tüketimi yasaklanmıştır [5]. 

Yüce Allah (c.c.) bize canımızı, bünyemizi ve sağlığımızı emanet etmiştir. Bu nedenle, sigara/ tütün kullanımı ile bir nevi Allah’ın verdiği nimete küfranda bulunulmaktadır. Günde 1 paket sigara içen bir sigara bağımlısı, ayda yaklaşık 1000¨’yi sigara zehrine harcamaktadır. İsraf noktai nazarından bakacak olursak harcanan 1000 ¨ içinde ailenin diğer fertlerinin hakkı yok mudur? Tüyü bitmemiş yetimin hakkını gözeten bir millet olarak bu bize yakışıyor mu? Ayda sigara için harcadığımız 1000 - 2000 ¨ meblağı, çoluk çocuğumuzun daha iyi eğitim alması, daha mutlu yaşaması için harcayabiliriz. Bunun gibi, ihtiyaç sahibi öğrencilere burs, yoksullara yardım, Afrika’ya Afganistan’a su kuyuları açan veya dünya kültür mirasını korumaya çalışan vakıflar gibi hayır kuruluşlarını desteklemek suretiyle kullanabiliriz. Bütün bunları sadece sigara içmeyerek yaptığımız tasarruftan sağlayabiliriz.

Esasen sigara alışkanlığı, psikolojik olarak bir özenti ve ahbaplık işi olarak başlar. Sonra da bağımlılık ve samimiyet kurmaya kadar gider. Bu konuda kendi tecrübelerimi de sizinle paylaşmak istiyorum.

6 yaşında büyüklere duyduğum özenti ve meraktan dolayı neden sigara içtiklerini anlamak amacıyla bir denemeye girişmiştim. Ardıç kabuğunu ezip ufaladım, sarı renkli defter kâğıdına sararak sigara şekline getirdim, yakıp içtim. Ağzım ve boğazımda kötü bir tat hissettim duman boğazımda kötü bir his bıraktı. Sigaranın faydasız, kötü bir şey olduğuna, içilmemesi gerektiğine karar verdim. Yıllar geçti. Ortaokul (Yavuz Selim Öğretmen Okulu 3. sınıfta iken bir bayramda köyümüzün 30 hanesinin hepsini dolaşıp bayram kutlaması yaptım. Her verilen şeker, kolonya ve sigarayı da aldım. Sonra 30 sigarayı 1.5-2 saat içinde içip bitirdim. Maalesef bu da ikinci denemem oldu. Boğazımın ve akciğerlerimin zarar görmüş olabileceğini düşündüm ve kötü bir duman olduğunu tespitle zararlı olduğuna; içilmemesi gerektiğine karar verdim. Fakat işin toplumsal -çevresel etkisi de olduğu için yine yıllar sonra Ankara Yüksek Öğretmen Okulu’nda (Fen Fak. Biyoloji Bölümü 1. sınıfta) iken kantinde sigara içen arkadaşlarım bize de uzatıyorlardı. Biz de ahbaplık olsun kabilinden alıyorduk. 2 ay sonra sigaraya alıştığımı hissedince irademi kullanıp artık ikram eden arkadaşa “almıyorum“ diyebildim. Böylece kendimi bu zehire alıştırmaktan kurtardım.
Şimdi başlangıcı kötü ama sonu iyi olan bir örnek olarak şimdi eczacı olan kardeşimin sigara tecrübesini paylaşmak istiyorum. Kardeşim, lisede öğrenci iken sigaraya alışmıştı. Sigara içmeye Eczacılık Fakültesi öğrencilik dönemi ve eczacı olarak çalıştığı yıllarda toplam 20 yıl devam etti. Ancak, bir ramazan ayını vesile ederek iradesini kullanıp içmeme kararı verdi ve 25 yıldan beri sigara içmemektedir.

Mesele sigara içenlerin, içmemek yönünde kararını verip iradeli davranmasıdır. Ayrıca; tütün ürünlerini içerek ne kendimizin, ne de bir başkasının sağlığına zarar verme hakkımız yoktur. Tütün ürünlerine hiç başlanmaması, müptelası olanların da iradelerini kullanarak terk etmesi gerekir. Aksi, her bakımdan hüsrandır. Bu bağlamda insanlığın mutluluğu için “tütün dumanı olmayan bir hava ” oluşturma amacıyla herkesin çaba göstermesi gerekir.

Yorumlara Git

Halk TV’de Webtapu şoku! Özgür Özel’in iftira balonu Ebru Baki’nin elinde patladı!

“Kızılay 12 lirayı geri istedi” demişti… Solcu BirGün’ün haberi yalan çıktı

Ateşkes yine havada kaldı... Pakistan yine sivilleri vurdu!

Türkiye’yi soyup soğana çevirmişler: Tam 5,3 milyar liralık vurgun! 18 ilde 67 şüpheli tutuklandı

Dev eser hizmete açılıyor! Başkan Erdoğan’dan Rize’ye bir mühür daha