Gündem
Yusuf Kaplan: Ancak İslam’la şahlanırız
Türkiye’nin en önemli meselesinin ‘eğitim’ olduğunun altını çizen mütefekkir Yusuf Kaplan, ülkenin İslami kimliğinin derinliğinin yok edilmeye çalışıldığını, ‘İslam’sız bir Türk’lük, İslam’sız bir Kürt’lük’ istendiğini belirterek, “Biz İslam’ın etrafında toparlanabildiğimiz zaman, toplumu toparlayabildiğimiz zaman yeniden tarihin akışını şekillendirebiliriz” dedi.
İstese çok rahat bir hayat sürecekken memleketin ahvalinden rahatsız olup yollara düşen gençlere yol açmaya çalışan Mütefekkir Yusuf Kaplan ile ülkemizin temel sorunlarını ve Türkiye gündemini konuştuk.
Gençleri kendi değerlerimiz ekseninde geleceğe hazırlamak için olağanüstü bir gayret gösteriyorsunuz. Şimdi de MTO’nun (Medeniyet Tasavvuru Okulu) kampındasınız. İsteseniz çok rahat evinizde entelektüel yazılarınızı yazabilir, programlarınızı gerçekleştirebilirsiniz. Derdiniz ne? Ümmetin çocuklarını kendinizi emanet olarak mı görüyorsunuz?
Ya şöyle, kendine emanetten ziyade sorumluluk olarak görüyorum. Ben açıkçası, yani hem dünyanın gidişatı hem de Türkiye’nin gidişatı konusunda kısa vadede karamsarım. Orta ve özellikle uzun vadede Türkiye’nin ve dünyanın gidişatını şekillendirme sürecinde çok iyimserim.
Yeni Türkiye’nin meselesi ekonomi değil, Türkiye’nin meselesi, geleceği. Türkiye’nin meselesi, gençleri, Türkiye’nin meselesi, eğitimi. Yani şu an, ekonomiyi istediğimiz kadar düzeltin. Dünyanın en iyi ekonomisi haline gelelim. Türkiye’nin gençlerini kaybettiğimiz sürece eğitim tam anlamıyla fiyasko. Şu an fiyaskoyu yaşıyoruz.
Ülkenin gidişatını nasıl görüyorsunuz?
Gördüğüm şey, biz eğer bu kafayla gidersek, bu vurdumduymazlıkla gidersek bizim çocuklarımız muhafazakar-İslami kesimlerin çocukları bir kuşak sonra bizi bu ülkeden kovacaklar. Tamam, asıl mesele bu.
Z kuşağına %70’i bu ülkeyi terk etmek istiyor. 18-25 yaş arası kuşak. Bunların içinde en zeki olanları %95, %96, %97 oranında ülkeyi terk etmek istiyor. En zekiler bu ülkede durmak istemiyor. Bu ne demek?
Bu, ülkenin eğitim sisteminin iflas ettiğini gösterir. Sadece eğitim sisteminin değil, ailelerin iflas ettiğini gösterir. Cemaatlerin iflas ettiğini gösterir. Dolayısıyla toplumun çözüldüğünü gösterir.
Piramidin en tepesine yetiştirmemiz lazım
Çözüm ne?
Toplumun bir şekilde toparlanması lazım. Dolayısıyla toplumu toparlayacak genç kuşakların önünü açabilecek, uzun soluklu, kalıcı yolculuklar yapılması lazım.
O bizim önümüzü açacak, öncü kuşakların yetiştirilmesidir bu. Piramidin en tepesine yetiştirmemiz lazım. Piramidin en tepesine inşa edemezsin. Bu ülkenin yok olmasının önüne geçemeyiz.
Piramidin en tepesi bizi kurtaracak. 2 şeyden bahsediyorum. Omurgada, genel olarak kitlede liselileri ve esnafı kurtarabilirsek Türkiye’yi kurtarırız. Liseliler ve esnaf ölürse, onları kaybedersek Türkiye’yi kaybederiz. Bunu net söylüyorum.
İslam’dan arındırılmış bu toplum paramparça olur
Sizce, Türkiye gelecek 100 yılında eğitim ve kültür alanında ne yapmalı?
Türkiye’de bizim medeniyet dinamiklerimiz doğrultusunda bir eğitim sisteminin kurulmasına izin vermeyecekler. Içimizdeki İrlandalılar. Evet, içimizdeki Batıcılar.
Mesela İslamsız bir Türklük icat etmeye çalışıyorlar. İslamsız bir Türklük, İslam’sız bir Kürtlük. Dolayısıyla İslam’dan arındırılmış bir ortamda bu toplum paramparça olur. Ülke paramparça olur. Türklerin hiçbir kanunda olmayacak olmayan bir özelliği var. Bizim elimizde inanılmaz bir imkan var. O da şu, Türklerin hepsi Müslüman.
Biz İslam’ın etrafında toparlanabildiğimiz zaman, toplumu toparlayabildiğimiz zaman biz yeniden tarihin akışını şekillendirebiliriz.
Ama tam tersini yapıyoruz çünkü bir şekilde bizim Müslümanlıkla ilişkimizde bir sıkıntı var. İslam bizden teslim olmayı bekliyor hakikatte. Ben 200 yıllık sorunu orada görüyorum. Eğitim sisteminin tıkanması bilmem ne, Türkiye’nin tıkanması, gençlerin kaybedilmesi biraz oralarda gizli.
Eğitim sistemi bunun üzerine nasıl gidecek?
Eğer bir eğitim sistemi kuracaksanız, eğitim meselesinin bir medeniyet meselesi olduğunu bileceksiniz. Bir kültür sistemi kuracaksanız kültür sistemi ve kültür dünyası inşa edebilmenin yolunun, medeniyet meselesine sahip olmaktan geçtiğini bilmeniz lazım. Sanat aynı şekilde.
Medeniyet fikri olmadan, medeniyet mefkuresi olmadan, medeniyet felsefesi olmadan bir toplum sanat yapamaz, sinema yapamaz; eğitimde çocuklarını yetiştiremez. Medeniyet meselesi bir eğitim meselesi. Eğitim meselesi bir medeniyet meselesi.
İnsanlık bizi bekliyor Ama Biz kendimizin farkında değiliz
Aslında insanlığın bize en çok ihtiyaç duyduğu dönemi yaşamıyor muyuz?
İnsanlık bizi bekliyor. Ama Biz kendimizin farkında değiliz. Biz mesela kendimizi fark ettiğimiz zaman neler yapabilecek durumdayız? İha’lar, siha’lar mesela bu basit bir şey değil. İha’lar, siha’lar dünya çapında bir başarı. Türkiye’yi kuşatmaya yönelik yapılan girişimlerin hepsini püskürttü. Çok ciddi bir şekilde püskürttü.
Taksim’de patlatılan bombayla bize ne mesaj vermek istediler?
Benim tahminim biraz şeyle ilgili, biraz Suriye meselesini kaşımak istediler. Göçmenler meselesini, biraz. Türkiye’yi iç savaşın eşiğine sürükleyecek temelleri atan bir bomba bu. Türkiye’yi iç savaşın eşiğine iç çatışmanın kaosun içine sürükleyecek temelleri atan bir şey bu.
Açıkçası bunun çok ciddi bir küresel ayağının olduğunu düşünüyorum. Türkiye’yi bu anlamda karıştırmaya dönük terör örgütlerini kullanıyorlar. Burada PKK’yı YPG’yi falan kullanıyorlar. İçeriyi karıştırmaya dönük bir proje olduğunu düşünüyorum.
Türkiye’nin dış politikası hiç olmadığı kadar güçlü
Peki, Türkiye bu oyuna gelir mi?
Yok. Bu saatten sonra gelmez çünkü Türkiye’nin dış politikası hiç olmadığı kadar güçlü, hiç olmadığı kadar sağlam gidiyor. Dış politikada tecrübeli, basiretli, uzun soluklu adımlar atıldı. Türkiye’nin geliştirdiği dış politika stratejisi çok eksenli. Dolayısıyla Rusya da bize muhtaç durumda. Batı ittifakı da bize muhtaç durumda. NATO da bize bakıyor.
Emperyalistler içeride her zaman nasıl bu kadar adam besleyebiliyor? Ülkemizde ihanet neden bitmiyor?
Biz, olmadığımız için. Eğer biz, olmuş olsak Emperyalistler cirit atamazlar. Bu 200-250 senelik bir sıkıntı. Medeniyet, krizi yaşıyoruz. Çok büyük bir kriz yaşıyoruz. Sadece fiziki değil zihni olarak da bir çöküntü yaşıyoruz. Ekolojik kırılma, ontolojik kopuş, Müslüman zihni çöktü. Müslümancı yaşama zemini çöktü. Müslüman zamanda buharlaştı. Böyle bir ortamda, bizim olmadığımız bir ortamda adamlar cirit atacaklar. Normal. Buna şaşırmamak lazım. Şaşıranlara, şaşırmak lazım.
2023 seçimleri kaybedilirse ülke parçalanma riski yaşar
2023 seçimleri neden çok önemli?
AK Parti iktidarı döneminde ülke bir şekilde yönünü buldu. Acaba yörüngesine de kavuşur mu diye bir beklenti içine girildi. Ben girdim açıkçası.
Sonra biraz, 3-4 sene sonra bunun zor olduğunu fark ettim. Açıkçası çok kolay nefes aldırmayacaktı anlaşıldı. Sistemi dönüştürmek için. Yola çıkmış insanların sistem tarafından dönüştürülmesini yaşıyoruz. Problem bu. Dolayısıyla biraz önce emperyalistler kısmında söylediğiniz mesele burada da geçerli. Bu ülkede hâlâ bizim elimizde değil. 2023 seçimleri kaybedilirse ülkenin parçalanma riski yaşar.
Neden parçalanma riski yaşar?
Şunun için bir defa, İslam’dan arındırılmış bir Türkçülük ve Kürtçülük hareketi var. İkisi de çok güçlü. Birisi orta Anadolu’yu kasıp kavuracak.
Hatta şöyle diyebiliriz, Orta Anadolu kazanacak ama Batı Anadolu’ya özellikle İslamsız Türklük esprisi, Edirne’den kadar Mersin’e kadar sahil bölgelerinde acayip bir şekilde karşılık buldu.
Eğer orada ne kadar muhafazakar kesim varsa onları bir şekilde Kemalistleştirdi. İslam’sız Türklük projesi bir şekilde Anadolu’daki özellikle Necip Fazıl’ın tohumların ektiği, Muhsin Yazıcıoğlu’nun çilesini çektiği mücadeleyi bitirmek.
Ne o? Mücadelenin adı şu, özellikle o Türkçü hareketin Islami kimliğini güçlendirmekti. Nitekim Muhsin Yazıcıoğlu bunu başardı. Başardı ama önlerinde bu İslam’sız Türklük projesinin önündeki en büyük engel Muhsin Yazıcıoğlu idi.
Dolayısıyla Muhsin Yazıcıoğlu’nu kaldırdılar. Muhsin Yazıcıoğlu boşuna katledilmedi. Bu hikayenin bir şekilde önüne geçebileceği tek adam oydu. Kimse önüne geçebilecek durumda değildir. Çok net söylüyorum bunu.
İslam’sız Türklük projesi birisi Doğu’da bir şekilde Türkiye’nin sosyolojik olarak kültürel olarak parçalanmasını, birisi de Batı’da aynı şekilde sosyolojik ve kültürel olarak parçalanmasını sağlayan hareketler. Bir sonraki adımı Türkiye’nin siyasi olarak parçalanmasıdır. O kadar. Dikkatli olmamız lazım.
Batı, neden Erdoğan’sız bir Türkiye istiyor?
Erdoğan Batılıların Türkiye’den bütün beklentilerini ters yüz etti. Türkiye’nin, Brüksel’den, Londra’dan, Paris’ten veya Washington’dan bağımsızlaşmasının temellerini attı.
İslami camia çok büyük bir şaşkınlık içinde
İslami camiayı geleceğe hazır görüyor musunuz?
Ben İslami camianın çok büyük bir şaşkınlık yaşadığını görüyorum. Bir rehavet var. Dolayısıyla bir şekilde iktidarın nimetlerinden çok fazlasıyla yararlandılar. O nimetlerin geri teptiğini görüyoruz.
Toplumun daha fazla İslamileşmesi yerine kendilerinin de -STK’ların ve cemaatlerin de- sekülerleştiğini görüyoruz. Tam tersi bir şekilde sonuçlandı bu. O yüzden İslami camianın yapması gereken şey ilk önce kendini sorgulamak.
Çok ciddi bir özelleştirilen geçmeleri lazım. Türkiye’yi ve çağı iyi okumaları lazım. O konuda çaba göstermeleri lazım. İyi bir çağ okuması ve bizim Müslümanlığına ilişkin bir okuma yapmaları lazım ki bu konuda başarılı olacaklarını tahmin etmiyorum. Baya ciddi bir sıkıntı var.
İstanbul hassasiyetinizi biliyoruz. İmamoğlu, İstanbul’daki Bizans eserlerini diriltmekten bahsediyor. İstanbul’un Müslüman kimliğinin yok edilmesi mi isteniyor sizce?
Bu yapılan şey İstanbul’un Müslüman kimliğini yok etmeye dönük bir girişimdir ve bunun arkası gelecek. Bu çok aşağılık bir proje. Bunu milletin çok ciddi bir şekilde Türkiye’deki seküler kesimlerin de bu ülkenin çocuğu olan seküler kesimlerinde şiddetle protesto etmeleri lazım. Bu konuda hükümetin seküler kesimleri de harekete geçirecek bir strateji geliştirmesi lazım.
İstanbul Müslüman İstanbul’dur. Eğer İstanbul Müslüman kimliğini yitirirse bizi buradan kovarlar. Bu kadar.
Tarih, inanmış ve adanmış öncü kuşakların kanatlarında yükselir
Gençlerimizin örnek alabileceği onlara ufuk açacak entelektüellerimiz ülkemizde yok mu?
Maalesef yok. Bu önemli bir soru. Belki Türkiye’nin en önemli sorunu biraz da burada gizli. Entelijansiyası olmayan, öncü kuşakları olmayan bir toplum varlığını sürdüremez, geleceğini kurtaramaz. Varlığını sürdüremez mümkün değil.
Tarih, inanmış ve adanmış öncü kuşakların kanatlarında yükselir. Bir tarih yapmak istiyorsanız, tarihin akışını değiştirmek istiyorsanız -yani ateist olsun, dinsiz olsun, fark etmez- kendi derdine, davasına inanmış ve adanmış insanlar tarih yazar.
Kim bu çalışmayı, bu çabayı gösterirse Allah-u teala ona yardımını esirgemez. Bu kadar net. O yüzden bizim yapmamız gereken şey bu.
Önce kuşaklarımızı bizim medeniyet dinamiklerinden beslenen dolayısıyla aidiyet bilinci gelişmiş, medeniyet bilinci gelişmiş öncü kuşaklar üzerinden bir eğitim sistemi inşa etmemiz, bir kültür sistemi inşa etmemiz, bir düşünce sistemi inşa etmemiz, bir şehir inşa etmemiz gerekiyor.
Mottomuz, şikayet etme bir hikaye inşa et. Şikayet ede ede nefesimiz tükendi. Bağırıyoruz, çağırıyoruz, falan filan yine biz ne söylüyoruz? başkalarıyla uğraşacağınıza kendimizle uğraşmamız lazım. Kendimize uğraştığımız zaman inanılmaz bir şekilde önümüz açılacak.